Hakim yeri geldiğinde Evet, Kur'an'a bakacak tabii!
Hukuk; dinden, tarihten, gelenekten bağımsız değildir..
Bugün de, dün de tercüme edip yasalaştırdığımız, modern-laik hukuk diye sahip çıktığımız değerlerin çoğu Judai-Grek kültürünün ürünüdür. Cumanın Pazara dönmesi, Cumartesi tatili, Eylül, Ağustus’u, Mart’ı, Şabat’ı hepsinin dinî bir arka planı var..
Din, devletten de, evrenden de öncedir ve hayattan sonrayı da, evren ötesini de kapsar.
İnanmayan inanmaz, ama din budur. Devletin anayasa ve yasaların varlık ve meşruiyet temeli de, temel hak ve hürriyetlerin korunup geliştirilmesi ile ilgilidir. Bunların en başında da inanç ve fikir hürriyeti gelir. Yani, hakikatin ve gerçeğin bilgisine ulaşma hakkı. Hak, Allah'a aid olan ölçü demektir.. Hukukun temeli de budur..
İnsanlar, devleti ve anayasayı, yasaları, bu değerleri koruma adına gerçekleştirir.. Virjinya İnsan Hakları Bildirisi'nde ifadesini bulduğu gibi, devlete ve yasalara sadakat, Allah'a sadakatın teminatı olduğu içindir ve o ölçüdedir.. Devleti biz, bize din biçsin diye, özelimize müdahale etsin diye kurmadık ki? Normal bir hukuk devletinde, nikâh, miras gibi konular, din ve ibadet tamamen kişi hukukuna bağlıdır.. Bu Amerika'da da böyle, Rusya'da da, İngiltere'de de, İsrail'de de.. Amerika'da Mormon Üniversitesi'nin dekanının bir düzine eşi var, kimse buna karışmaz..
Diyanet'in hac ibadetini doğru yapıp yapmadığı konusunda mahkeme nasıl karar verecek mesela? Ben “Farzlar ihlal edildi” desem, gerçekten ihlal olup olmadığına kim, nasıl karar verecek?.. Madem kamu otoritesi dini bir ibadeti düzenliyor, nasıl olacak bu iş?
Hakim, yeri geldiğinde Kur’an’a da bakacak, Tevrat'a da, İncil'e de... Bir Hıristiyan, Müslümana domuz eti yedirirse ne olacak? Ya da bir Müslüman bir Hinduya inek eti yedirirse?..
AKP’li Mehmet Çiçek, Danıştay’a tepki gösterirken, “Hakim karar vermeden Kur'an'a bakacak” demiş. Haber, basında “Milletvekilinin dediğine bak!” diye çıktı.. Doğruyu söylemek ayıp, komik sanki..
Kardeşim, konuştuğumuz şey yasa falan değil.. Devletin, anayasa ve yasaların varlık ve meşruiyeti ile ilgili.. Kanuna aykırı yönetmelik, uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırı yasa, hukuka aykırı anayasa suç aletidir.. Yoksa Hitler'in de, Musolini'nin de, Stalin'in de, Saddam'ın da yasaları, yargıçları, anayasası vardı. Bu neyi değiştirir ki?..
Kuşkusuz, laik bir ülkede hakim Kur’an'a bakıp, Yahudiyi yargılayacak değil.. Ya da vergi cezası için de herhalde Kur’an'a bakacak değil.. Ama başörtüsü ya da Kur’an Kursu, İmam Hatip konusunda, elbette Kur’an'a bakacak.. Bir talebin dinî hak ve hürriyetler kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini nasıl anlayacak yoksa!
Biliyorum, bizim sözde aydınların, kimi yargıçların hayatlarında Kur’an'ın etkisi Çalıkuşu romanının etkisi kadar bile değildir; ama yine de etiket olarak nüfus cüzdanlarında Müslüman yazar.. Çünkü Müslümanlık, “Anonim: Public domain”, sahipsiz bir markadır.. Bu paketin içine her şey koyup pazarlayabilirsin.. Hiç kimsenin dinin tanımı için Kur’an-ı Kerim'e, Sünnet'e, Peygamber'in hayatına bakması gerekmez! Öyle mi?..
Hangi mahkeme, hangi Yahudinin Cumartesi günü çalışmasına karar verebilir? Böyle bir şey mümkün mü? Böyle bir şey hukuki, ahlâki olabilir mi?
Habere konu olayın aslı ne aslında, biliyor musunuz? AKP'nin İlahiyatçı Yozgat Milletvekili Mehmet Çiçek'in, Danıştay'ın türban kararını değerlendirirken “Hakim karar vermeden önce Kur'an'daki âyete ‘Din ne diyor?’ diye bakacak” demiş.. “Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar” derler ya... Çiçek’e partisi bile sahip çıkamadı.. Dini müdafaa bir cesaret ve kahramanlık konusu haline geldi. Ayıp yahu!
Din sanki suç.. Ellerinden gelse Kur’an-ı Kerim'i yasaklayacaklar.. Alkol, fuhuş serbest, Kur’an yasak! Olur mu böyle bir şey?.. Zina serbest, ama dinî kurallara uygun nikâh yasak!
İşe bakar mısınız!.. Bu sözlerle ilgili AK Parti yönetimi Çiçek'in yazılı savunmasını istemiş! CHP Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Selvi de, “Demokratik, hukuk ve laik devlet anlayışı ile bağdaşmaz. Çok yanlış bir yaklaşım. Bu aynı zamanda AKP'nin genel zihniyetini yansıtıyor” diye konuşmuş... Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok da, “Türkiye laik bir hukuk devletidir ve böyle bir konunun tartışılmasına dahi olanak verilemez” demiş. Eski Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, “Gerek bu milletvekilinin söyledikleri, gerekse Başbakan'ın Danıştay kararına karşı söyledikleri, ancak bir şeriat ülkesinde yaşama geçebilecek önerilerdir” değerlendirmesinde bulunmuş. Bu arada; AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Ali Sezal da, “Dinden niye bu kadar korkuluyor, anlamak mümkün değil” diye konuşmuş. Hey benim Sütçü İmam'ın şehrinden gelen vekilim hey!.. Bu da geçer ya hû!
Affetsek bile unutamayacağız bu olanları!
Ah benim güzel memleketim, ah benim kara bahtlı milletim!.. Öz yurdunda garip, öz vatanında parya olmak demek böyle bir şey.. Din irtica, dindar mürteci ilan edildiğine göre, bu da normal..
Allah'ım! Halimiz Sana malûm. Bizi zalimlerin eline bırakma.. Bize güç ve kuvvet ver, anlayış ver. Onlara anlayış ver ki, hidayete ersinler. Eğer birileri zulüm işlemeye devam ediyorsa, bizim ellerimizle zalimleri cezalandır ve mazlumlara yardım et. Selâm ve dua ile...
Abdurrahman Dilipak
|