Evrimcilerin, Evrim Teorisinin Geçersizliği Hakkındaki İtirafları
Pierre Paul Grassé (Fransız Bilimler Akademisi Eski Başkanı, Evolution of Living Organisms (Canlı Organizmaların Evrimi) isimli kitabın yazarı):
Bugün, bizim görevimiz, bizden daha önce baş gösteren ve basit, anlaşılır ve açıklanmış bir olgu olarak kabul edilen evrim mitolojisini yıkmaktır. Hile (aldatma) bazen bilinçsiz olur, ama her zaman değil, çünkü bazı insanlar, tarafgirlikleri nedeniyle, amaçlı olarak gerçeği görmezden gelirler ve inançlarının yetersizliğini ve yanlışlığını kabul etmeyi reddederler.
(Pierre Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, Academic Press, New York, 1977, s.8)
Rastgele mutasyonların, tüm canlılık aleminin ihtiyaçlarını karşılamış olmasının imkansızlığını anlattıktan sonra Grassé şöyle diyor:
Hayal kurmaya karşı bir yasa yok, ama bilim buna dahil edilmemelidir.
(Pierre Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, s.103)
Prof. Derek Ager:
Öğrenci iken öğrendiğim bütün evrim hikayelerinin bugün doğru olmadıklarının anlaşılması oldukça önemli. Derek Ager,
("The Nature of the Fossil Record." Proceedings of the Geological Association, Vol. 87, No:2, 1976, s. 132)
Dr. Robert Milikan (Nobel ödüllü, ünlü bir evrimci):
Şu çok acıklı: Biz bilim adamları şu ana kadar hiçbir bilim adamının kanıtlayamadığı evrimi kanıtlamaya çalışıyoruz.
(SBS Vital Topics, David B. Loughran, Nisan 1996, Stewarton Bible School, Stewarton, Scotland)
Piltdown adamı:
Ne demişlerdi:
İnsanın hayali evrimine en büyük delil demişlerdi. İnsanın atası olarak 40 yıl British Museum’da sergilendi.
Ne oldu:
Günümüz insan kafatasına 500 yıllık bir orangutan çenesinin monte edilmesiyle, dişlerin törpülenip, kafatasının potasyum dikromat ile eskitilmesi yöntemi ile hazırlanmış bir fosil olduğu, tarihin en büyük sahtekarlığı olduğu ortaya çıktı.
Coelacant:
Ne demişlerdi:
Akciğerleri ve ayakları oluşmakta olan, denizden karaya çıkmak üzere olan soyu tükenmiş bir ara form demişlerdi.
Ne oldu:
Canlısı günümüzde defalarca bulundu. Akciğer dedikleri şeyin yağ kesesi, ayak dedikleri şeyin de yüzgeçler olduğu, sığ sulara hiç çıkamayan mükemmel bir dip balığı olduğu anlaşıldı.
Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla, hiçbir şeyde hakikî nezafetsizlik ve çirkinlik görünmüyor.
|