TEK PARTİ DÖNEMİ UZMANI ÜNLÜ TARİHÇİ Prof. DR. Mete Tunçay: "Türkiye'de bir Atatürk kültü kuruldu. Atatürk tanrılaştırıldı, mevlütü bile yazıldı. Bu, Mustafa Kemal'in kendi sağlığında başladı. O da razı oldu. Bunda onun da günahı var. Atatürk büyüktü, peygamberdi" diyenler bunu İnönü'ye muhalefet için yapıyorlar. İsmet Paşa'ya sen küçüksün diyemedikleri için "Atatürk çok büyüktü" dediler."
•
Atatürk ve Cumhuriyetin ilk yılları artık daha geniş toplum kesimlerinin de takip ettiği bir tartışmanın öznesi oldu. Yöntem ve üslubu nasıl buluyorsunuz?
Teslim etmek gerekir ki; Türkiye'de bir Atatürk tapısı / kültü kuruldu. Atatürk tanrılaştırıldı. Bu Mustafa Kemal'in kendi sağlığında başladı. Bunda biraz da kendi günahı var. Atatürk çok akıllı bir adamdı. Kendisinin bir dizi sözü vardır, "Sana büyük adam diyecekler bunlara inanma" falan diyor kendisine ama beşeri bir şey tabi, kendisinin yaratıcı, kurucu, baba olduğunu söylediklerinde buna razı oluyor. Etrafında bunları söyleyen bir sürü adam var. Kötü manzumeler yazan Behçet Kemal mesela, Atatürk mevlütü diye bir şey yazdı, Atatürk'e peygamberlik izafe etti falan. Bütün bunlar abartmalı şeyler. Atatürk'ün etrafında kurulan şey böyle başladı başka bir yere gitti.
İNÖNÜ'YE MUHALEFETLE BAŞLADI
• ‘Abartmalar' nasıl bir yere doğru gitti?
Yıllarca önce Bulgaristan'da geziyorum. Yanımda da Cengiz Hakof adında bir Türk var. Orada tarih profesörü. Ben Kiril harfleri okuyorum ama Bulgarca bilmiyorum. Bir yerde Dimitrov'un adını gördüm. Ne yazıyor burada, diye sordum: "Dimitrov Bulgarya'nın yetiştirdiği önemli adamlardan biridir' yazıyor dedi Cengiz. "Ulan" dedim "Ne kadar kansızsınız. Biz olsak en büyük deriz". Cengiz de dedi ki "Olmaz, Dimitrov en büyükse, Jivkof eşeğin biri mi demek istiyorsun?" Bu bana müthiş bir aydınlanma olarak geldi.
•
Ne anlamda?
Çünkü "Atatürk çok büyüktü, peygamberdi" diyenler bunu İnönü'ye muhalefet olarak yapıyorlar. İsmet Paşa paralara pullara kendi resmini koydurduğu zaman "sen kim oluyorsun da bunu yaptırıyorsun" dendi. Halbuki her padişahın kendi parasını çıkartması bizim geleneğimizdir. O da çıkartacak. İsmet Paşa'ya ‘sen küçüksün' dememek için ‘Atatürk büyük' deniyor. Bir süre sonra Halk Partisi bunun farkına varıyor: "Tabi büyüktü, partimizi o kurdu" diye bir yarışma başlıyor. Bir çeşit açık arttırma, çok abartmalı şeyler. Bunlar Atatürk'ün sağlığında başlamış olmakla birlikte asıl İnönü'ye muhalefette yükseliyor.
•
Sağlıklı bir şekilde nasıl tartışabiliriz?
Bu kültten sıyrılmak "Atatürk haindi, faşistti" terimleriyle yapılabilecek bir şey değil. Atatürk de hiç şüphesiz bir takım takıntıları olmakla birlikte iyilik isteyen bir adamdı.
•
Atatürk'ün takıntıları neydi?
Mesela Atatürk'ün bir Arap sevmezliği olduğu muhakkak. Kürtleri de her zaman bir tehlike olarak gördüğünü biliyoruz. Fakat ilginç yanları vardı.
MEMLEKETİN SAHİPLERİNİ BİLİYORDU
• Neydi en ilginç yanı?
Mesela Samsun'a çıktıktan sonra bir böbrek problemi var. Havza'da bir ay geçiriyor. 1919 28 Mayısı ve Haziranın önemli bir kısmı. Orada "memleketin sahiplerine" mektuplar yazıyor. Memleketin sahiplerinin kimler olduğunu biliyor. Çeşitli Kürt aşiret reisleri, şeyhler falan. İşte "sizinle şurada tanışmıştık, söylediklerinizi her zaman saygıyla hatırlıyorum" falan diye yazıyor ama içten içe de her zaman tedirgin. Kendisi de Türk milliyetçisi olduğu için diğer milliyetçiliğin yükselmesinden çekiniyor. Fakat Birinci Mecliste üzerine geldikleri zaman, hiçbir zaman Türk milleti falan diye milliyetçilik yapmıyor.
Zaten Milli Mücadele, İslam milletinin mücadelesi. "Biz burada Türk'ü Arap'ı Çerkez'i Kürd'ü hep beraberiz" diyor.
Devamına mutlaka göz atın:
http://www.stargazete.com/roportaj/y...ber-227259.htm