Teistler Neden Az Düşünür?
Teistler Neden Az Düşünür?
Evet çok basit…Ben şimdi bilimsel kanıtlara dayanarak, Ve çok sevdiğim değerli hocamın bana vermiş olduğu bilgilerden yola çıkarak sizlere bu açıklamalarımın tamamını sunarken çok sevdiğim hocama da teşekkürlerimi arz ediyorum…
Beynimizin hücrelerden oluştuğunu biliyoruz, ve bunlara da “Neron” (sinir uçları) diyoruz…
İşte bütün mesele bu Neronların kullanılması ile alakalı…
Ve bu neronlar birbirlerine bağlarla irtibatlıdırlar, yani neron bağları… Bunun cevabi cok önemli çünkü bizi beyin hücrelerinin kullanımı konusuna getirecek..
insanın beyin kapasitesini yeterince kullanmamasının nedeni direkt olarak nöronlarla ilgilidir… Çünkü; Teistler beyin hücrelerini yeterince kullanamazlar… acikalamasi zor ve karışık olmasına rağmen neden bu..kişiler nöronlarını is yapamaz duruma getirirler?
Bunun nedeni; küçük bir çocukken nöron bağlarını yeterince kullanmazlar, kullanılmayan nöron bağları yakılarak besine dönüşür ve aktivitesini yitirir… Kullanılmayan beyin hücreleri aktivitesini bir daha ömür boyu yitirmiş olur…
Küçük bir çocukken nöron bağlarını yeterince kullanmamalarının sebebi ise… İnsanları çok küçükken ele geçiren beyin yıkama gibi sebepelerle kişi özgürce düşünemiyor, nöronlarını düşünmek için zorlamıyor ve zorlamadığı nöronlar yakılarak bir tür besine dönüşüyor, işlevini kaybediyor…
Yani sosyal olmaya dair kavramların kaynağı, sürü psikolojisi denen kavramda gizlidir; Sürü psikolojisi bir felsefi psikolojik analiz değil, genlerin çizdiği yolda, canlının sürü olarak yaşamasına dair kuralları öngörür. Ve boylece insan o sürü psikolojisinde düşünemez..yani isnan beynindeki nöronalri sosyal yaşamın kendisine getirdiği bağımlılık nedeniyle daha kullanamdan yakıyor..bitiriyor…
Peki size bir örnek vereyim..şöyle baslayalım.. kısaca anlatacağım..vereceğim örnek sosyolojik deney olarak surekli verilen bir ornektir..
Örneğin bir insanı bebekken alıp, bir adaya koyalım. Diyelim ki yaşasın ve büyüsün. Yardımlaşma, kahramanlık, sevgi vs. gibi pek çok özelliğe sahip olacaktır. Ama konuşma özelliğine biraz zor. Konuşma bebekken öğrenilmesi gereken bir olgudur; çünkü eğer konuşmazsak, beynimizin bebekken sahip olduğu nöron bağlarını başka işlere kullanır ya da yakar ve besine çevirir, bir daha öğrenecek kadar kapasitemiz kalmaz..
İşte aynı bağlar, yani nöron bağları, tıpkı konuşmadan olduğu gibi, kültür içinde bazı noktalara doğru da gelişir. Bu gelişim genelde ilerleyen yaşlarda da mümkündür. Buna beyin yıkama denir. Dinler, küçük yaşta beyinlere zerkedilerek, beynin alt katmanlarından gelen yaşamsal sürü dürtülerini köreltirler. Buna söyle bir örnek verelim en basit anlamda, mesela, cinsel ilişkide bulunan birisi, kolayca ve hiç düşünmeden taşlanıp öldürülebilir.
İnsanların çoğunun beyin hücrelerinin cok azını kullanmasının ana nedeni; düşünme özgürlüğünün önüne konan settir..Çünkü; sürü psikolojisi icinde yasayan insan beyni aynı zamanda tembel bir beyindir… Yani bu o kadar açık bir gerçek ki; din gibi öğretiler bir şekilde insanın iyi ve doğru olan, genetik, evrimsel birikimini yok ediyor ve onları insanlıktan çıkariyor, bozuyor, aptal yapıyor…
Yani insanı insan yapan genleri, ve onun çizdiği yoldur. Bu yol bozularak, insan, insan olmanın dışına sürükleniyor..
Burada hemen akla şu soru gelebilir; çünkü bu soru benimde aklıma gelmiş ti:
Bu yol bozularak, insan, insan olmanın dışına sürükleniyor.. yani başka bir yaratık şeklinemi dönüşebiliriz? Veya hücre parçalanması şeklinemi döneceğiz?
Bunu hocama sorduğumda şu cevabı almıştım: Şöyle düşünmek mümkün: biyolojik evrimimizin bugün büyük ölçüde durma noktasına geldiğini soyleyebiliriz ama… Gerçi birtakım hastalıklara, çevre ve hava kirliliğine uyum kurma ihtiyacı hâlâ genetik değişimlere ya da mutasyonlara yol açabiliyor diyeceksin, ama insan, canlıları yaşam savaşımına iten çevre koşullarının birçoğunu denetimi altına aldığından, doğal seleksiyon büyük ölçüde devre dışı kaldı…
Kendisine burada bir kez daha teşekkür ediyorum…
Saygılarımla… mitch.
|