Bilinen tarih içinde din adına işlenmiş cinayet ve katliamlar o kadar fazla ki anlatmakla bitmez.
Özellikle semavi dinlerin tamamı , İslamiyet , Hristiyanlık ve Musevilik bu insanlık suçuna dahildirler.Bu sütunlara sığmayacak olan toplu katliamların , dini yayma , kutsalları koruma , cihad ve fetih adına yapılan vahşetlerin belki sadece bir kısmına değinebileceğiz.
Örneğin 670'de başlayan ve 70 yıl süren , Arapların Türk topraklarına yaptığı saldırılar ve korkunç katliamlar hakkında geniş bilgi için aşağıdaki linke başvurabilirsiniz :
http://pante.blogcu.com/1900621/
HALLAC-I MANSUR
Hallacı Mansur Tasavvufun en çok anılan isimlerinden olup 858 yılında İran'da doğdu.922 de ise "Enel Hak" dediği bahanesiyle uzuvları işkenceyle kesilip asılarak katledildi.
Halkın efsaneleştirdiği bu sufi yazarın kısa hikayesi şöyle :
Hallac-ı Mansur *küçük yaşlarda Kur’anı ezberlemiştir. Hallac-ı mansur’u ilginç kılan , ve sunni ulamayı şaşırtan ve hayretler içinde bırakan yanı ise , çok küçük yaşlarda Kur’an hakkında yorumlar getirmesidir.Devrin büyük alimlerinden yıllarca ders almıştır.
*Hallac ; ruhsal alemde artık amacına ulaşmış , hayata , insana ve dine değişik perspektiflerden bakmaya başlamış ve kendisine yakışır bir biçimde konuşmaya başlamıştır. Hallac’ın bu durumunu sevgisini kazanananları çoğalttığı gibi , Sünni Ulamanın başını çektiği çevrelerin tepkilerini üzerine çekerek düşman cephesini de büyütmüştür.
Tasavuf konusundaki yeni düşünceleri , etkili davranışları , konuşmaları nedeniyle gittiği yerde çevresinde büyük bir kalabalığın toplanmasına yol açan Hallac-ı Mansur’u değişik inançta ve mezhepte kimseler savunmuştur. Miladi 908 de baş gösteren Hanbeli ayaklanmasına katılmakla suçlanan Hallac-ı Mansur 913 tarihinde tutuklandı. Sekiz yıl tutuklu kaldıktan sonra Bağdat’a götürüldü. Maliki kadısı Ebu Ömer Hammadi’nin * fetvası ve *Abasi Halifesi Muktedir’in buyruğu üzerine *22 *Mart 922 tarihinde Bağdat’ta idam edildi.
Efsaneleşen idamı ise şöyle anlatılır : *
Hallac-ı Mansur ; idama getirilirken önce *1000 kamçı vurularak kamçılandı sonra , darağacında asılarak *gövdesi param parça edildi. Hallac'ın gövdesinden kesilerek koparılan her bir parçası, her bir uzvu “Enel Hak” diyordu. Bu durumu gördükleri halde halen inanmak istemeyen bu caniler bu zulümle de yetinmeyerek , gövdesi param parça edilmiş Hallac-ı Mansur’u *halka teşhir için tüm Bağdat sokaklarında gezdirmiş ve halkı *Hallac’ın kesik kafasını seyre zorlanmıştır. Hallac’ın kafası gövdesinden koparıldığı zaman seyre zorlanan halkın gözü önünde Hallac-ı Mansur’un kesik başı “Enel Hakk” diye söylemiştir. *Tüm bu olup bitenlere rağmen *kafası kesilen Hallacı Mansur gövdesi yakılarak külleri suya serptirilmiş yine de nehrin suları “Enel Hakk “ diye bağırıp çağırmıştır. Suyun bu seslenişi Hallac’ın ;
“Ben idam edilip , yakılacağım. Benim küllerimi nehire serptirecekler. Nehir bana yapılan zülme *dayanamayacak ve “Enek Hakk”diye bağıracaktır. Sen o zaman benin abamı alıp getirip nehire atacaksın. Ancak o zaman sesler kesilecektir." diye yardımcısına vasiyette bulunur. Hallac’ın bu vasiyeti yerine getirmek üzere Yardımcısı tarafından Hallacın abası suya atılmış , böylece nehirden gelen “Enel Hakk” nidaları son bulmuştu.
Daha geniş bilgi için ;
*
http://www.geocities.com/yusufgunes/mansur.html