Evrim'e Genel Bakış
Bilimin felsefe içerisinde incelenmesi 2000 yıldan fazla bir süreci kapsar. Bir çok felsefecinin doğayı anlamlandırmak çabası içerisindeyken bir taraftan da bilimsel bilgilerle donanımlı olması (en bilindik örneği Aristoteles’tir) bu sürecin nedenlerini açıklıyor. Bilim tarihi ve felsefe tarihinin çakışması da yine bundandır.
Felsefenin, bilimsel bilgilere “doğayı anlamlandırarak felsefeye hizmet etme gerekliliği” dayatmaları, bilimin kendi içerisinde kısırlaşmasına neden olmuş ve asıl sorulması gereken sorulardan uzaklaştırmıştır. Burada, felsefenin bilim içerisinde olmaması gerektiği değil yaklaşımlarının farklı olması nedeniyle zaman zaman bilimi kısır sürece sokması eleştirilmektedir.
Önceleri Doğa felsefesi içerisinde incelenen Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik gibi alanlar, yaklaşık 300 yıl önce kendi disiplinlerini oluşturarak felsefenin bu etkisinden sıyrılmaya başladılar. Felsefenin yaklaşımından sıyrılan bilim, dogmaların doğurduğu inançların karşıt argümanlarını ise hiç bir zaman başından atamamış; metafizikle evreni anlandırmaya çalışan kişiler bilimi bilimle karşılamanın mantığını kavrayamamıştır.
Bu nedenle kendi çerçevesinde oluşum sürecinde en az 300 yıllık bir pay biçilen disiplinler, insanların bir kısmı tarafından hala filozofik, metafizik, dogmatik bakış açılarıyla mat etme çabasına devam edilmekte. Bunun en tipik örneğini ise Evrim Teorisi sürecinde görmekteyiz. Karşıt tarafların karşıtlıklarını oluşturan unsurun “Evrim Teorisi” olduğunu unutup, tepkilerini Darwin’e yönelttiklerini ve bunu bir inanç niteliği taşıyan “Darwinizm” şeklinde adlandırdıklarını görüyoruz. Bu da konuyu bilmsellikten uzak, eskiye yönelik bir tutum içerisinde izlediklerini gösterir.
Oysa Darwin ortaya koyduğu iki kitabında da dini ya da felsefik bir değerlendirme yapmamış ama olası gördüğü tepkilere karşılık da düşüncelerini “Bu kitapta sunulan görüşlerin herhangi bir kimsenin dinsel inançlarını sarsması için anlaşılır bir gerekçe görmüyorum.” şekilde ifade etmiştir. Bu açıklamanın gereği, ortaya konulan, bilimle temellendirilmiş bilgilere karşılık oluşturulan argümanların da aynı çerçevede olmasını beklemekten kaynaklanır.
Bilimsel teoriler ancak bilimsel bilgiler ışığında çürütülebilir ve alternatifi de ancak bilimsel bir teori olabilir. Gün itibariyle biliyoruz ki doğal seçilim süreci içerisinde evrim teorisine alternatif oluşturacak bilimsel bir teorem yoktur.
Ülkemizde evrime karşı yanlış ve de önyargılı bakış açısının sebebi, bilim ve içeriğindeki kavramların yanlış anlaşılması ya da hiç anlaşılmasından kaynaklanıyor. Bunun tipik örneğini, bahsedilen kesimin Evrim’in yanındaki “TEORİ” kelimesine karşı oluşturdukları ön yargıda gözlemleyebiliriz.
Kabaca, Hipotez –-> Teori –-> Kanunun hiyeraşik bir sıra izlediğine dair yanlış bir fikre sahip olan bu kesim “evrim gerçekten olsaydı kanun olurdu, o halde evrim yok” şeklinde basite indirgenmiş açıklamalarda bulunmakta. Bu şekilde yanlış anlamlandırdıkları bu kavram onları, zaten dışında oldukları bilimsel çerçeveden daha da uzaklaştırmakta.
Teorinin doğrulanması sonucu yasa olacağı fikrini kafalardan atmak gerek öncelikle. Yasalar belli koşullarda bir olayın gerçekleşme olasılığını tanımlayan bir genellemedir. Teoride ise böyle bir genellemeden ve sınırlandırmadan söz edilemez. Bilimin içerisine “mutlak” soktuğumuz zaman statikleştirmiş oluruz ve o artık bilimsel bilgiden çıkıp bir inanç oluşumundadır. (Darwinizm)
Teori (Kuram), bir çok yasa, gerçek, doğrulanmış hipotez ya da başka teorileri ilişkilendirerek iyi desteklenmiş kuramsal bir çerçeve oluşturur. Ve bir çok gözlem ve deneyle desteklenmiştir. Yani aksi, bilimsel argümanlar içerisinde ispatlanmadığı sürece geçerliliğini korur. Evrimde ise bu “gerçekçiliği koruma durumu” gün geçtikçe gücünü arttırarak devam ediyor. Bunun nedeni bu teorinin, günümüzde en çok dinamizmini koruyarak yoğun şekilde araştırmalarına devam ettiren bir alan olmasıdır. Ve bu araştırmalar bir disiplini (Biyoloji) temellendirebilecek kadar güçlüdür.
Evrime karşı genel bakışın çağdaş dünyada bilimsel çerçevede ve çeşitli dogmatik safsatalar dışındaki mantıksal argümanlarla tartışılması bu kadar zor olmasa gerek.
Konu AhbAp tarafından (16-12-2009 Saat 00:27 ) değiştirilmiştir.
Sebep: Yazarın talebi üzerine düzeltme yapıldı.
|