tanrı'lar ve insan'lar
GILGAMEŞ;
Mezopotamya’da yaşadığı kabul edilen ilk çağ destan kahramanıdır. Onun hayatını konu alan yazılı metinlere de “Gılgameş Destanı” adı verilir. Akkadca’nın en önemli yazılı örneklerinden olan Gılgameş Destanı, Asur kralı Asurbanipal’in Ninova’daki kitaplığında bulunmuş on iki tabletten meydana gelmiştir.
Metindeki boşluklar Mezopotamya’da Anadolu’da ortaya çıkarılan başka kitabelerden elde edilen bilgilerle tamamlanmıştır.
M.Ö. İkinci bin yılın ilk yarısında Sümer dilinde yazılmış beş küçük şiirde Gılgameş’le ilgili bilgi vermektedir. Bu şiirler;
“Gılgameş ve Huvava”, “Gılgameş ve Göklerin Boğası”, Gılgameş ve Kişli Agga”, “Gılgameş, Enkidu ve Ölüler Dünyası” ve “Gılgameş’in Ölümü’ adlarını taşırlar.
Destanda ve şiirde adı geçen Gılgameş, büyük bir ihtimalle M.Ö. Üçüncü bin yılın ilk yarısında Mezopotamya’nın güneyinde Uruk’ta hüküm sürmüş olan bir kraldır.
Dolayısıyla Kiş Hükümdarı Agga ile aynı çağda yaşamışlardır. Tufandan sonraki Sümer kralları listesinden de söz edilen Gılgameş’e kutsal bir kişilik izafe edilmektedir. Destan ve şiirde anlatılan ve Gılgameş’e ait olduğu söylenen kahramanlıkların tarihi belgesi yoktur.
İlahi dinlerin bozulduğu, putlara tapıldığı bir zamanı anlatan Gılgameş Destanı hakkında bu tabletlerden başka bilgi bulunamamıştır.
1.TABLET : Ninova’da bulunan yazılı tabletlere göre Gılgameş; büyük bir savaşçı, yapıcı, yeryüzünde ve denizlerde olup bitenleri bilen yarı tanrı, yarı insandır. Zalim ve sert bir idarecidir. Uruk halkı başka tanrılara başvurarak onun bu sert idaresinin önlenmesini isterler. Gök tanrısı Anu, Gılgameş’in sert ve zalim idaresini engelleyebilmek için Enkidu’yu yaratır. Enkidu daha önce hayvanlar arasında yaşamış vahşi bir insandır. Fakat, Gılgameş’in gönderdiği bir fahişe Enkidu’yu şehre getirir ve uysallaştırarak şehir hayatına alıştırır. Enkidu, kısa sürede şehirlilerin hayat biçimine alışarak Uruk’a gelir. Gılgameş onu beklemektedi.
-devam edecek-
|