Tanrıların ve Dinlerin Kökeni
Birçok İnsan dinlerin indi oluştuğunu ve İnsanların bir ürünü olmadığını sanır. Ki bu sanının sahipleri üç beş kişi değil okumuş bilmiş adamlar, toplumlar(büyük kısmı, tümü denilebilecek sayıda). Fazla detaylandırmadan birtakım ipuçlarıyla sizlere İnsanın dini nasıl oluşturabilecek bir bakışa sahip olduğunu –bilincinize sunmaya çalışacağım.
Binlerce yıl öncesine; Sümerlerden, Hititlerden, Asurlardan ve Dinlerden öncesine uzanalım. Daha Tanrı, Din, Ölüm, Cennet, Cehennemin duyulmadığı bir dönem. İnsanın ormandan alet, adavet kullanmaya evirildiği bir dönem. Bu adamların aklına Allah diye bir nasıl geldi? Gerçekten bu soru Teistlerin, Politeistlerin savlarını güçlendirecek nitelikte! Yani durup dururken niye İnsanlar “Allah tektir” desinler? İşte burada şunu sormamız gerekir acaba Allah, Tek Tanrı tarih öncesi veya Monoteizmin oluştuğu döneme kadar kullanılıyor muydu? Hayır. Allah veya Tek Tanrıcılık geçmişiyle, Modernize edilişiyle eskilere dayanmıyor.
Tarih Tekerrürden ibarettir denir ya. Modern bir örnekle sizlere bir şeyler anlatmaya çalışacağım. Sınava giren bir öğrenci bazen bir sürü sınava aynı kalemle girdiği görülür. Neden peki? Çünkü Kalemin -bir bilgiye dayanılmadan da- uğurlu geldiği sanılır. Bu kalemin birde oğuldan devam ettirildiğini düşünün… Türbeleri ve taşların öpüldüğünü düşünün. Birde bunu tarih öncesine yansıtın. Örneğin bir adam neolitik dönemde yırtıcı hayvanlardan korunmak için bir duvar yapar; duvar zamanla babadan oğla korunmaya çalışılır ve zamanla duvarda bir üstünlük görülmeye çalışılır, kutsanmaya çalışılır. En sonunda “duvar tanrısı” olur.
Gökyüzünü düşünün! Pürüzsüz! Henüz Kopernik, Newton veya Einstein’ın olmadığı bir dönem. Henüz Dünya’nın dümdüz sanıldığı; Göğün ulaşılmaz sanıldığı bir dönem.
Birden güneşin nasıl her gün doğduğu hakkında bilgisizlikten ötürü güneşin kendisinden bir güç aranır. Newton’un hareket yasalarının veya Big Bang’ın keşf edilmediği bir dönemdeler unutmayın! Sonra biliminde ortaya koyduğu Sümer tabletlerine göz atın görün aynısı. Güneş Tanrısı, Ay, Yıldız, Su Tanrısı vb. Örneğin Sümerler Enki derlerken Sunun kendi özünde bir şeyler aranmışlar.
Geliyoruz yazının kayıtlarından sonraya. Artık İnsanlar sorguluyor. Birden Zerdüşt gibi bir Filozof çıkıp artık bunun böyle olmadığını düşünür. İyi ve Kötü tanrı diye ikiye ayırır. Hintler Barhman diye bir üst tanrı altında binlerce tanrı. Aristo kendi toplumu inceler ve Tanrıyı sorgular. Pagan dinlerinin olduğu bir dönemde bunların sorgulanması başlanmış ve tanrılar azaltılmaya çalışılmıştır. Tanrı ailesi düşünülür, Henoteist bakışı şeklenir. Pagan kültürüyle, Mitra kültürüyle yeni bir bakışla Baba, Oğul (isa) Musa’nın kabile tanrısı kendisini, bencilikle savunur. Başka tanrıları yok etme peşinde.
Hıristiyanlar, Yahudiler, Zerdüştiler, Mekke Paganları ve Mekke deki Tek Tanrıların olduğu bir dönemde... Rızık Tanrısının Rızık Meleği(Mikail), Ölüm Tanırısın melek(Azrail) evirilmeye çalışıldığı bir dönem. İşte Politeizmin Monoteizme evrimi bu kadar basit…
Yine eskiye dönelim babanız öldü. Aziziniz öldü. Üzüldünüz. Ölümüne inanmıyorsunuz. Çok seviyorsunuz. Onu atacak değilsiniz mecbur yanınızda tutmak istersiniz. Onu sürekli hatırlamak istersiniz. Ona bir kabir yaparsınız, mezar yaparsınız her ne ise. Sonra sürekli sizinle olduğuna inanmaya başlarsınız. Ölüm ötesi hayali oluşmaya başlar çağlar boyu bu farklı şeklerde döner. Biri tekrar doğacak, biri göç edecek, diğeri başka yerde yaşıyor der ve Din dediğimiz şey zaten doğar.
Tanrı(lar), Ölüm ötesi inancı oluştu mu Tanrı adına konuşacaklar oluşur bunu da siz artık düşünün.
Tanrılar gittikçe azalır. Hintler, Zerdüştiler bile artık biz tek tanrıya inanırız diğerleri onun emrinde demeye başlar. Son sözüm şu olacaktır “Bilginin bittiği yerde inanç başlar”
Saygılarımla
Elikoyum
|