NAMUS NEDİR SİZCE?....
Namus nedir sizce? *
-------------------
Berivan
"Zina suç sayılmalı" görüşündeymiş, Kadından Sorumlu yeni Devlet Bakanı...
Göreve başlarken, onu Berivan karşıladı.
Henüz 14'ündeydi Berivan...
6 aylık hamileydi.
Karnındaki çocuğun babası, kocası değildi. Onu belki sevmiş, belki bedenini gönülsüzce vermişti. Ama işte orada, derisinin altında, canının içindeydi bebek...
3 ay sonra kucağında olacaktı.
Lakin töreyi biliyordu.
Kulağı kirişte bekliyordu.
* * *
Hasan uykusuzdu kaç gecedir...
Ezberindeydi töre...
Görev, ona düşerdi.
Lakin Berivan kızıydı, canıydı. Hele şimdi iki canlıydı.
Nasıl kıyardı?
Kıvranıp duruyordu; bir yanda törenin kanlı çağrısı, diğer yanda kızının yürek ağrısı...
Ne kızına kıyabilir ne ilçenin yüzüne bakabilirdi.
Bir sabah vakti sessizce evi terk etti.
* * *
Oğluyla konuştu Berivan'ın anası Tayibet...
Oğlan iki yaş küçüktü Berivan'dan...
Abla-kardeş, Cudi'nin gölgesinde, aynı dam altında, aynı yer yatağında büyümüşlerdi.
Anadan aynı yoksulluğu emmiş, aynı cehaleti üleşmişlerdi.
Babası çekip gitmiş, anası gözünü ona dikmişti.
"Kutsal görev" onundu şimdi...
Töre, öyle emrederdi.
* * *
Cumartesi akşamı ablasıyla baş başa kaldı oğlan...
Birlikte büyüdükleri tek göz damın altında, yıllarca üstünde tepindikleri yatağın başucunda...
Akıllarından neler geçti, konuştular mı, yoksa dilleri tevekkülle zamklı mıydı, kim bilir...
Biri 14, diğeri 16 yaşındaki iki çocuğun arasında şimdi adına "Töre" denilen bin yaşında bir kin tohumu vardı;
...bir de soğuk silah...
Oğlan iki kurşun sıktı ablasına...
Biri şakağına, diğeri karnına...
Şakağına sıktığı, genç kızın beynine saplandı;
karnına sıktığı, doğmamış bebeciğin yüreğine...
* * *
Oğlan, ablasının cesedinin başından polisi arayıp "Cinayet işledim, gelin beni teslim alın" dedi.
Onu karakola götürdüler;
...ablasını otopsiye...
...anneyi, azmettirmekten adliyeye...
Ve baba Hasan, dönmedi bir daha köye...
İpi kopmuş bir tespihin taneleri gibi dağıldı ailenin fertleri...
"Namus belası" Silopi'nin alıştığı hikâyeydi.
Basın, "Bir töre cinayeti daha" dedi; arkası gelmedi.
* * *
2005 baharının son cumartesi gecesiydi.
Türkiye "Sonbaharda medeni dünyayla bütünleşebilecek miyiz"i tartışıyordu.
Yeni ceza yasası, organize suç sayılan "töre cinayeti"nin cezasını ağırlaştırıyor, "Namus cinayeti"ne ilişmiyordu.
Yeni bakan "Aile kurumunu zedeleyen zina suç sayılsın" diyordu.
Berivan, bu tartışmaları izleyemedi.
Rayları altında kalmıştı, medeniyete kalkan trenin...
Onu, yüreğinden vurulmuş bebeğiyle birlikte toprağa verdiler.
Peşinden de bizim yarın düşlerimizi gömdüler.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *Can Dündar *
------------------------------------------------------------------------------
Türk Dil Kurumu’na göre namusun sözlük anlamı, toplum içindeki ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık, dürüstlük ve doğruluktur.Türk halkına göre, namus kavramı sadece kadınlar için geçerli...Namus kavramı kadın, kadın bedeni, kadın cinselliği ve bunun kontrol edilmesi olarak algılanmakta-
dır. Namusu öyle bir yere yerleştiriyor ki, değişmez kurban her seferinde önce kadın oluyor. Kadınların iki bacağı arasındaki bu namus, bir kere gitmeye görsün, kadının ölmesi zorunlu oluyor.Genellikle namus denince, sadece kadın akla geliyor. Erkek namusunu kadınına göre değerlendiriyor. Oysa namus dürüstlüktür, güvenilir bir dostluk ve ahlaktır.Neden sadece kadın ve kadın cinselliği üzerine bir namus kavramı oturtulmuş beynimize bence bunu tartışalım..Dünyanın hiç bir yerinde namus bizim tanımladığımız gibi tanımlanmıyor.Müslüman ülkeler hariç..Evet sizce namus nedir?....
|