Carl Rogers'ın Benlik Kuramı'na Dair
Carl Rogers, insan doğasına iyimser bakan psikologların başında gelir. O'na göre her insan doğuştan mutluluğu arar ve potansiyelini gerçekleştirmek için çaba gösterir. Gelişme ve iyiye doğru değişme insanın doğasından vardır.
Roger teorisini "kendini gerçekleştirme" eğilimi olarak adlandırdığı yaşam gücü üzerine kurar. O'na göre her canlı kendini olabildiğince geliştirme ve gerçekleştirme potansiyeli ile dünyaya gelmektedir. Bu özellik bütün canlılarda evrensel olarak vardır. Şayet canlı varlık en iyi şekilde kendini ortaya koyamamışsa bu onun böyle bir ihtiyacı olmadığını göstermez. Rogers, niçin hava almak, su içmek ve yemek yemek için çabaladığımızı, niçin sevgi, güven ve ustalık duygusu peşinde koştuğumuzu, niçin yeni araçlar keşfedip, niçin kendimizi farklı şekillerde ifade etme isteği içinde olduğumuzu sorar. Buna verdiği cavap ise şöyledir: "Çünkü, insanın doğasında en iyisini yapma gücü vardır."
Rogers'a göre çocukluk döneminden başlayarak insanların bize gösterdikleri olumlu kabulden etkilenerek (annenin sevgi, şefkat, beslenme vb.) kendimiz için de olumlu değerler aramaya başlarız. Bunlar bazen kendine saygı, kendilik değeri ve olumlu benlik imajı olarak ortaya çıkar. Bu duygular bebeklikten itibaren gelişmemişse; sevgi, şefkat ve bakım görmeyen biri kendini değerli görmeyecek, yalnız ve küçük görecektir.
Toplum bazen bireyi değerlilik açısından yoldan çıkarabilir. Birey büyüdükçe ana-babası, öğretmenleri, yaşıtları ve diğer insanlar ona sadece ihtiyacı olduğu için değil, kendisinin değerli olduğunu gösterdiği ya da talep ettiği zaman ona değer vermektedirler. Görevimizi yaptığımız zaman, sütümüzü içtiğimiz zaman, uslu çocuk olduğumuz zaman, ödevimizi yaptığımız zaman bize değer veriyorlarsa; içinde yaşadığımız toplum olumlu bir değerlendirme için bir görevi yerine getirme zorunluluğunu benimsetiyor. Oysa bir insan sadece var olduğu için bu olumlu saygıya layık olmalıdır.
Rogers, şarta bağlanmış bu olumlu saygının bireyin sağlığını, kendini gerçekleştirme eğilimini olumsuz yönde etkilediğini ifade eder. Ancak, bizler toplum içinde yaşadığımız sürece bu şarta bağlanmış olumlu saygıyı elde etmek için başkalarının belirlediği standartlara uygun bir hayat tarzını benimsemeye başlarız. Aslında bu tarz davranışlarla kendimize de yabancılaşmaya başlarız. Kendimizi, kendi potansiyelimizi yaşamak yerine başkalarının bizden istedikleri gibi yaşamayı tercih ederiz.
...
Kaynak: Kişilik Gelişimi, H. Yavuzer; D. Cüceloğlu
Benlik Kuram'ı özetle, kendini gerçekleştiren bireyin, giderek daha varoluşsal biçimde, ilke ve kurallara bağlanmadan hayatın her anını tam olarak yaşadığını söylüyor. Psikoloji içerisindeki kuramların, genel olarak insan davranışlarını belli bir kalıba sokma (özellikle davranışçılar tarafından) çabası çoğu zaman eleştirilerin odağı haline gelmelerine neden oluyor, haklı olarak. Rogers'ın bu kuramında ise, insan doğasındaki iyilik (Bu konuda daha çok, Freud'un topografik kuramında öne sürdüğü bilinçdışı güdülerin -saldırganlık ve cinsellik- etkili olduğunu düşünüyorum.) genellemesi dışında eleştirebileceğim bir nokta yok henüz..
Non Serviam!
|