Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Olumlu örneğiniz buysa eğer, bunda allah yazısı, el ilah'tan türedikten sonraki durumu olduğu için kanıt oluşturmaz.
|
Bu nasıl çaresiz bir mantıktır böyle
Evvela mesnetsiz delilsiz bir zannı kati sayıp "Allah ismi 'el-ilah' tan gelmektedir" diye kabul edeceksin, sonra buna istinad edip "türemeden sonraki durumdur kanıt değildir" diyeceksin!
Yani önce mesnetsiz delilsiz birşeyi uyduracak inanacak sonra bu uydurduğun ve inandığına bizimde inanıp, bu uydurduğun ve inandığını çürüten delimizi terketmemizi isteyeceksin!
Münkir taktiği midir bu
Dahada büyük bir hile vardır burada, onada bunu tekrarladığın yerde temas edeceğim!
İmdi oradan değil, çocuk aklına malik olanın zaten bizim en baştan bu yana gösterdiğimiz, ispat ettiğimizin lafza-i celalin başındaki "el" in lam-ı tarif olmadığını idrak edebildiği hakikati üzerinden ilerleyelim!
Çocukların anladığı bu durumdan mütevellid zati ismi celalin "El-İlah" tan müştak olmadığını göstermiş bulunuyoruz!
Sen ise olmadığı gösterilen bu halden hareket ile zikredilen misalleri reddetmek gibi bir kurnazlığa tevessül ediyorsun
Gerçeğe sadakatsizlikte katettiğin merhale ne kadar büyük!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Olumsuzluğuna örneklediğiniz "ya errehman (يالرحمن) ile ya errahim (يالرحيم)" sözcüklerinde, benim sizden istediğim, örnekleyeceğiniz sözcüklerde iki lam harfi taşıması gereğinin koşuluna uymuyor.
|
Uyanıklıkta sınır mesafe tanımıyorsun muhterem, ne hazin!
Bu örneklerin neyi çürüttüğü ilkokul mektebine giden çocuklarca dahi anlaşılmış iken sen hala "anlamamış" gibi yaparak buna inanmamızı veyahut
insanları gözgöre gore kandırmana sessiz kalacağımızı mı sanıyorsun!
Bu örnekler
lam-ı tarifin başına direk nida harfi getirilemeyeceğinin kati delilleridir!
Bu delil ile verilen misalin yan yana iki lam ihtiva etmemesinin münasebeti nedir!
Daha evvel dedikya uydurduğun sonrada inandığın şeye niçün kıymet verelim!
Artık sıkıldık, iddianı evvela sana sonra okuyucuya anlatmaktan, sonra bu iddianı evvela sana sonra okuyucuya çürütmekten sıkıldık!
Bütün iddian çürütülen diğer vechelerden sonra kala kala okunmayan yutulan lam harfinde kalmıştır!
Burada da sarıldığın idğam-ı şemsiyye kaidesidir!
İdğam-ı şemsiyye kuralı nedir!
Lam-ı tariften sonra idğam-ı şemsiyye harflerinden birisi gelmiş ise lam okunmayıp sonraki harfin şeddeli okunması kuralıdır!
İmdi kuralın ana kaidesi bel kemiği nedir!
Lam-ı tarif!
Lafza-i celalin okunuşu sana bu kuralı hatırlatıyor, bunu anlamakta makul görmekteyiz
amma bu makul görme sana lafza-i celaldeki "el" in lam-ı tarif olmadığını ispat etmemizden sonra hala aynı kuralı burada cari görmenden sonra ortadan kalkmakta, iş uyanıklığa insanları kandırmaya inkilab etmekte ve bunu makul görmemiz mümkün olmamakta!
Artık kaçma ve cevap ver!
Lam-ı tarif başına direk nida harfi gelir mi!
Biliyorsunki gelmez!
Allah isminin başına nida harfi geliyor mu!
Biliyorsunki geliyor!
Pekiiyi gerçeğe sadakatsiz arkadaşım, o vakit hala nasıl insanları kadırmaya tevessül edebiliyorsun!
İmdi gelelim yukarıda sonradan temas edeceğiz dediğimiz
hilene!
Allah ismi celalinin türemiş olduğu ve bu sebeple başına nida harfi gelebilmesinin buna dayandığını sakın olaki ehli yanında söylemeyesin, adamı tefe koyarlar sonra daha da sert mukabelede bulunup o mekandan kovarlar!
Hem ismi celalin "El-İlah" tan müştak olduğunu söyleyeceksin, bundan mütevellid baştaki "el" in lam-ı tarif olduğunu söyleceksin, hatta bu sebeple "burada idğam-ı şemsiyye kuralı uygulanıyor" diyeceksin
yani baştaki "el" i lam-ı tarif kabul ettiğini çocukların bile anlayacağı sarahatte zikredeceksin amma bundan sonra bu ismin başına nida harfi gelmesi keyfiyeti içün "
el ilah'tan türedikten sonraki durumu olduğu için kanıt oluşturmaz" diyebileceksin!
Vallahi açık söylüyorum, yalan dolan kötü bir huydur, insanı rezil eder, itibar burakmaz bilesin!
Şu sözlerinden sonra sana kim niçün kıymet versin!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Lam harfi düşürmüyor beyefendi, düşen harf, elif harfi'dir. Birinci lam okunmayıp geçiliyor.
|
Okunmadan geçilen lamın keyfiyeti bahsinde yine kendi batıl "müştak" uydurmanı nazara vermenin alemi yoktur, neticede sual ettiğin "lam o vakit niçün okunmuyor" meselesidir!
Verdiğimiz cevapda bu meseleye dairdir!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Ayrıca, allah adının özel ad olduğunu belirterek, allahın, ilah türü familyasından ad aldığını kabullenmiş olursunuz. Nasıl mı?
|
Vallahi merak ettik, nasıl
Yahu muhterem bak hakikaten samimiyet ile sormaktayım, tahsil durumun ve yaşın nedir!
Kendi kafandan ismi celali "El-İlah"tan müştak eyleyip sonra da tür familya demektesin!
Sen marife isim nedir alem isim nedir bilir misin!
|
Bundan dolayı bu özel ismin, bir alem isim olması kalbimize daha yakındır. Gerek özel ismi, gerek şahıs ismi olan "Allah" yüce ismi ile Allah'tan başka hiçbir ilâh anılmamıştır. "Sen O'nun bir adaşı olduğunu biliyor musun?" (Meryem, 19/65) âyetinde de görüldüğü gibi, onun adaşı yoktur. Bundan dolayı Allah isminin ikili ve çoğulu da yoktur. O halde ancak isimlerinin birden çok olması caizdir. Hatta özel ismi bile birden çok olabilir ve değişik dillerde yüce Allah'ın ayrı ayrı özel isminin bulunması mümkündür. Ve İslam'a göre caizdir. Bununla beraber, meşhur dillerde buna eşanlamlı bir isim bilmiyoruz. Mesela Tanrı, Hudâ (Farsça) isimleri "Allah" gibi birer özel isim değildir. İlâh, Rab, Mabud gibi genel anlam ifade eden isimlerdir. Hudâ, Rab demek olmayıp da "Hud'ay" kelimesinin kısaltılmışı ve "vâcibu'l-vücûd = mutlak var olan" demek olsa yine özel isim değildir. Arapça'da "ilâh"ın çoğulunda (âlihe); "rabb"in çoğulunda (erbâb) denildiği gibi Farsça'da "hudâ"nın çoğulunda "hudâyân" ve dilimizde tanrılar, ma'bûdlar, ilâhlar, rablar denilir. Çünkü bunlar hem gerçek, hem de gerçek olmayan ilâhlar için kullanılır. Halbuki "Allahlar" denilmemiştir ve denemez. Böyle bir kelime işitirsek, söyleyenin cahil olduğuna veya gafil olduğuna yorarız. Son yıllarda edebiyatımızda saygı maksadıyla özel isimlerden çoğul yapıldığı ve örneğin "Ebussuudlar, İbni Kemaller" denildiği bir gerçek ise de; Allah'ın birliğine delalet eden "Allah" yüce isminde böyle bir ifade saygı maksadına aykırı olduğundan dolayı hem gerçeğe, hem de edebe aykırı sayılır. Bu yüceliği ancak yüce Allah, (biz) diye gösterir. Halbuki Tanrı adı böyle değildir, mabud ve ilâh gibidir. Hak olmayan mabudlara da "Tanrı" denilir. Fakat bu bir cins ismidir. Allah'a şirk koşanlar birçok tanrılara taparlardı. Falancaların tanrıları şöyle, falancalarınki şöyledir denilir. Demek ki "Tanrı" cins ismi "Allah" özel isminin eş anlamlısı değildir, daha genel anlamlıdır. Bundan dolayı "Allah ismi" "Tanrı adı" ile terceme olunamaz. Bunun içindir ki, Süleyman Çelebi Mevlidine "Allah" adıyla başlamış, "Tanrı adı" dememiştir ve o bahrin sonunda "Birdir Allah, andan artık tanrı yok." diyerek tanrı kelimesini ilâh karşılığında kullanmıştır.
Bu açıklamanın tamamlanması için bir kelime daha söylemeye ihtiyaç duyuyoruz. Fransızca "diyö" kelimesi de ilâh, tanrı kelimeleri gibi bir cins ismidir, onun da çoğulu yapılır, onu özel isim gibi büyük harf ile göstererek kullanmak gerçeği değiştirmez. Bunun için Fransızlar tevhid kelimesini terceme edememişler, monoton tercemesinde "Diyöden başka diyö yok." diyorlar ki "İlâhtan başka ilâh yok." demiş oluyorlar; meâlen tercemesinde de "Yalnız diyö, diyödür." yani "yalnız ilâh ilâhtır." diyorlar. Görülüyor ki, hem ilâh, hem Allah yerinde "diyö" demişler ve Allah ismi ile ilâh ismini birbirinden ayıramamışlardır; ve ikisini de özel isim gibi yazmalarına rağmen "diyö" ancak "ilâh" kelimesinin tercemesi olmuştur. Bu ise ilk bakışta laf kalabalığı ve anlamsız bir söz gibi görünmekte, aynı kelimeleri önce olumsuz yapmak sonra olumlu kılmak, görünürde bir çelişki örneği arzetmektedir. "Diyöden başka diyö yok, yalnız diyö diyödür." demek görünürde ya bir haşiv (boş söz) veya çelişkidir. Halbuki diyen öyle demiyor; "Allah'tan başka Tanrı yoktur." diyor ve asla içinde çelişki ve tutarsızlık olmayan açık bir tevhid (birleme) söylüyor. Bundan başka Fransızca'da "diyö"nun özel isim olabilmesi Allah'ın, Hz. İsa'nın şahsında cesed ve şahıs şekline girme düşüncesine dayanır. Bu noktalardan gafil olanlar "diyö" kelimesini Allah diye terceme ediyor ve hatta "Allah" dediği zaman bu terceme diliyle "diyö"yu söylüyor.
Elmalılı
|
Allah Teala, kendisinden başka ilah olmayan tek mabuddur!
Ondan gayrı "ilah" olmadığı, böyle bir iddia batıl olduğu gibi, ismi sübhanisinin bir benzeride yoktur!
Sözlerimi nihayetlendirir iken, seni artık ciddiye almamakla birlikte, tabir caiz ise
sallayıp, sonra da biz bu
sallamaların mesnetlerini sual ettiğimizde içine düştüğün sukut halini tekrar en son sukutu nazarlara vererek göstermek, sonrada tekrar bir hatırlatma yapmak durumundayım!
Alchindus´isimli üyeden Alıntı
İmdi lafı nafile dolaştırıp, arapçaya vukufiyetsizliğini grafiklerle örtmeye çalışan muhterem Engse Hoholun asıl kendisi bize, eğer dediğinde haklı samimi ise bir örnek göstermelidirki, bir ismin başındaki "el" lam-ı tarif olsun yani o isim marife olsun amma başınada direk nida harfi gelsin!
Arap gramerini bilenler böyle birşeyin mümkün olmadığını bilir, Engse Hoholda biliyor veyahut bizimle yazışana kadar hakikaten bilmiyor idi amma bizimle yazıştıktan sonra bunu öğrendi, fakat bunu itiraf etmek ona zor geliyor!
|
Hatırlatma!
Alchindus´isimli üyeden Alıntı
Maksadın hakikati aramak öğrenmek ise Alchindus sana yardımcı olacaktır, amma maksadın hakikatı örtmek gizlemek ise burada görüldüğü üzre Alchindus örtülen saklanmak gizlenmek isteden hakikati ortaya koymaya daima gayret edecektir!
Görmekteyimki sağda solda bir çok yerde buradaki nakıs yorumlarını neşretmişsin, bir gözümde oralarda olacaktır ve yeni öğrendiklerinden sonra durumu düzeltmek içün neler yapıp yapmadığında gerçeğe sadakatini ortaya koyacaktır!
|
Gerçeğe sadakat şart!