Kebir =
Büyük. (
كَبِيرُ)
Ekber =
Dahabüyük. (
أَكْبَرُ)
Kübbara =
Büsbüyük, Çokbüyük, Büyükce. (
كُبَّارًا).
Kübra =
Enbüyük. (
كُبْرَى)
Bugünkü arapça dişil olana enbüyük anlamında, kübra sözcüğünü yeğler, erkil olana enbüyük anlamında ekber sözcüğünü yeğler. Ançıp kur'an da, "büyük" anlamındaki "kebir" sözcüğünün çekimlerinde enbüyük savı, bugünkü gibin eril ilen dişil ayırdına oturtulmamıştı anlaşılan. Çünkü kur'anda ekber sözcüğü enbüyük anlamında değil, dahabüyük anlamında kullanılmıştır hep. Oysa bugün, ekber sözcüğü erkil olanın enbüyüğüne, kübra sözcüğü ise dişil olanın enbüyüğüne deniliyor. Allah için kullanıldığında ise hiçbirşey değişmiyor. Çünkü ölçülebilir olanların atfından ölçüt alıyor sonuçta.
Taha 71
Qale amentüm lehü, kable en âzene.
Kebiru-
küm. (
كَبِيرُ)
Dedi inandınız ona, iznimden önce. (Musa)
Büyüğ-ünüz/sizin.
alleme-küm
el/es sihra.
öğretti-size bir büyü.
Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! O size sihiri öğreten
büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım"diyor bu ayette.
Arapça'da kebir sözcüğünün nesneler üzerine alınan ölçüler ilen ilerleyerek, büyüklük ölçeklerine göre, kebir'in ardından gelen nesnel ölçülere gövdelenen ulayu (ve) onlara göre eylemsel çekimli tümcelere,
Kebir, Ekber, Kübbara, Kübra (Büyük, Dahabüyük, Çokbüyük, Enbüyük) biçimiyle nasıl konuşlandığını, ufak bir inceleme ile ortaya çıkartabiliriz. Bu inceleme için İbrahim iyibir elemandır.
Enam 76
fe lemmâ cenne aley-hi el leylü,
raâ kevkeben.
böylelikle bürüdü üzerini-onun gece,
gördü biryıldız.
kâle hâzâ Rabbi. fe lemmâ efele, kâle lâ uhibbu el âfilîne
dedi bu Rabbim. böylelikle battı, dedi sevmem batıp gidenleri.
Enam 77
fe lemmâ
rae el kamere bâzigan. kâle hâzâ rabbi.
böylelikle
gördü o ay'ı doğarken. dedi bu rabbim.
İbrahim, birbirinin ardınca, Yıldız (Kevkeb), Ay (Qamer), Güneş (Şems)'in nesnel görüntüsüne bakarak, bir öncekinin küçüklüğünü, bir sonrakinin büyüklüğüne göre elemektedir. İbrahim, sığınılacak ilah arayışını, büyüklüğüne ulayu sürekliliğine göre yapmaktadır. İbrahimin bu yaptığı eleme oğurunda kullandığı sözcüklerin benzerini Muhammed, kasten veya kasıtsız, Ellah sözkonusu olduğunda da kullanılmıştır ankebut 45'de. Sonuç olarak İbrahim, güneşin nesnel öğesinin ölçüsel büyüklüğünü, ay ulayu (ve) yıldız ilen ölçekliyor ulayu güneşin dahabüyük (ekber) olduğuna karar veriyor Enam 78'de.
fe lemmâ rae
el/eş şemse bâzigaten. qale haza rabbi
haza ekberu. (
أَكْبَرُ)
böylelikle gördü
o güneşi doğarken. dedi bu rabbim
bu dahabüyük.
İbrahim, son olarak güneşi, yıldız ilen ay'a ölçütle daha büyük olduğunun savını (ifadesini) ortaya atıyor. Elbette göreceli yalın bakışla bu doğru bir savdır. Ancak kütle olarak enküçüğü ay olduğundan dolayı, İbrahim, yaptığı arayışın sonucunda vardığı edimde, nesnelerin kütle ölçekli yanlışlığına karşın, yani ay'dan önce yıldızı küçük görmesi, kendisine ait bakış açısının yetersizliğindendir yalnızca.
Bir de
Nuh 22'de kübbara vardır ki bu sözcük allah için kullanılmamış. Çünkü bunun kullanım yeri eylemsel öğelerdedir, nesnel öğelerde kullanılmaz pek. Ben rastlamadım. Ancak ekber sözcüğünün nesnel öğelerde kullanıldığını enam 76- 78 arasındaki İbrahimin öyküsünden rahatlıkla anlayabiliriz.
Mekeru mekren
kübbaran (
كُبَّارًا).
Tuzak kurdular tuzak
büsbüyük.
Taha
23'de arapça'nın dilbilgisinde şimdilerde dişil olana enbüyük anlamında kullanılan
kübra sözcüğü ilen şöyle deniliyor: "
Sana, Enbüyük ayetlerimizden bazılarını gösterelim".
li nuriye-ke min âyâti-nâ
el Kübra (
كُبْرَى)
göstermemiz için sana âyetlerimizden
o Enbüyüğünü
Anlamların kopuk olmaması için önce ki ayetle bütün olarak bakarsak...
Taha 22:Bir de elini koltuğunun altına sok ki, bir başka mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıksın.
Taha 23:Ta ki sana,
enbüyük (kübra) ayetlerimizden bazılarını gösterelim.
Son olarak Ankebut 45nci ayetinden bahsedersek eğer, kimilerinin "Ellah ile Ekber sözcükleri, kur'an da asla yanyana gelmiyor" iddiasını çürüttüğünü görmekteyiz. anlam kayması olmaması için dilbilgisinde virgül kullanımı'nın, ne oranda işe yaradığını görmemezlik etmeyeceğim ançıp (ama) Ellahın, zikir sonucu daha büyük olmasının da, nesnel büyüklüğünü dışlamadığını belirtmek istiyorum. çünkü her büyüklük, küçültülebilir, azaltılabilir, büyüklüğünün tüketilebileceği konumu da göstermektedir aynı oğurda.
Zikru allahi ekberu = Zikri allah(ın) dahabüyükdür.
Allahü ekberin anlamını yeniden düşünç ediverme oğurunu (zamanını) gösteriyor bütün bunlar.
Uğrola : Engse Hohol