Zen Hikayeleri ile adım adım aydınlanma..
Şimdi hiç kimseyi ve kendimi Zen tarihi, sosyolojisi, psikolojisi, felsefesi vb. konularda sıkmak niyetinde değilim. Bu forumda Zen hikayeleri, mandoları, koanları, söylenceleri ile adım adım aydınlanacağımızı düşünüyorum. Yani bu forum başlığı insanların kafasına gereksiz binlerce bilgiyi doldurup onların zihnine bir "hard disk" muamelesi yapmanın lüzümu yok çünkü bize "berrak, açık" zihinler lazım bu Aydınlanma sürecinde.....
Umuyorum bu oldukça keyifli, eğlenceli Aydınlanma çabasına ilgi gösterirsiniz. Şimdilik bir hikaye ile giriş yapıyorum gelecek ilgiye göre devam edeceğim...
-----------------
Bir adamın karısı oldukça hastadır. Ölüm yatağında kocasına şöyle der : Seni çok seviyorum ! Seni terketmek istemiyorum ! Bana ihanet etmeni istemiyorum ! Ben öldüğümde başka bir kadınla birlikte olmayacağına bana söz ver. Yoksa sık sık geri döneceğim.
Kadının ölümünden bir kaç aylık bir sürede adam başka kadınlarla birlikte olmaktan kaçındı ama sonunda bir kadına aşık oldu.
O kadınlar nişanlanlandığı gece eşinin hayaleti göründü ve onu sözünü tutmamakla suçladı. Ölen eşinin hayaleti bu geceden sonra her gece gelerek onu taciz etmeye başladı. Eşinin hayeleti adam ile nişanlısı arasında geçen her konuşmayı kelimesi kelimesine ve (her şeyi) aynen ona anlatıyordu. Bu durum adamı o kadar üzüyordu ki gözüne uyku girmez olmuştu.
Umutsuzca köyünde yaşayan bir Zen ustasına giderek ondan yardım istedi. Zen ustası adamın söylediklerini dinledikten sonra *"Çok akıllı bir hayaletmiş ! " dedi. "Evet" diye cevap verdi adam. "Söylediğim ve yaptığım herşeyi en ince detayına kadar hatırlıyor !"
Zen ustası gülümsedi. "Böyle bir hayalete hayran olmalısın, sana bir sonraki sefere onu gördüğünde ne yapacağını söyleyeceğim" dedi.
O gece hayalet tekrar geldi. Adam hayaletin herzaman ki konuşmalarını Zen ustasının söylediği gibi cevapladı "Sen çok akıllı bir hayaletsin !" dedi ve devam etti konuşmasına : " Bilirsin ki senden bir şey gizleyemem, eğer benim bir soruma cevap verirsen nişanlımdan ayrılacağım ve hayatım boyunca yalnız yaşayacağım" dedi. "Sor sorunu o zaman" dedi hayalet. Adam masanın üzerinde bulunan geniş bir kabın içindeki fasülye tanelerini avuçladı ve ona sordu : *"Söyle bana elimde tam olarak kaç tane fasülye var ?"
O anda hayalet ortadan kayboldu ve bir daha hiç gözükmedi.
İnsanların bu hikayeyi okuduktan sonraki olası reaksiyonları :
Hayaletlerde insandır ve insanların yapamayacağı şeyleri onlarda yapamazlar.
Hiç kimse herşeyi bilemez bir hayalet bile olsa. Bir konuda çok akıllı olabilirsiniz ama her konuda bu "akıl" işe yaramaz.
Hayalet sürekli geliyordu çünkü adam hayaletin herşeyi bilmesinden etkileniyordu. Hayaletin onun üzerinde bir gücü vardı. Ama sonunda adam hayaletin bu üstünlüğünü kırdı ve hayalet bir daha geri dönmedi.
Hayalet aslında o adamın bir parçası idi. Bu yüzden adamın bilemeyeceği bir şeyi o da bilemezdi.
Hayalet adamın zihninde oluşuyordu. Onu o yaratmıştı. Hayaletin onu sürekli taciz etmesi onun kendisini suçlu hissetmesinden kaynaklanıyordu.
Bir şeyin üzerine çok fazla yoğunlaşırsak o şey bizi avucuna alır. O şeyin ötesine geçtiğimizde ortadan kaybolur.
Hikayenin sonunu beğenmedim. Büyük bir dikkatle okudum ama umduğum gibi bir hikaye çıkmadı.
Madem hayalet herşeyi biliyordu da o halde neden adamın Zen ustasını ziyaretini görememişti ?
Eğer kadın kocasını çok seviyorsa neden kocasından böyle bağlayıcı bir söz aldı ?
Hayaletin bildiği her şey bir avuç fasülye bile etmezdi.
---------------------------
Siz bu hikayeye nasıl bir reaksiyon gösterdiniz okuduktan sonra ? Sizce yukarıdakilerden hangisi daha gerçekçi ?
|