Tünelin sonundaki ışık mı…. Yoksa çok fazla karbondioksit mi?
Bu yazı temel alınmıştır:
Zihin ve beden arasındaki bağlantı en çok ölüme yaklaşırken son derece belirsiz olmaktadır. Kalp durması veya yaşamı tehdit eden bir travma (kazalar) veya akut hastalık (septisemi, hipotansiyon vs) geçiren insanlar tarafından anlatılan ölüme yaklaşma deneyimleri (near death experience = NDE) güncel bilim tarafından açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu konuda Fizyolojik, psikolojik ve transandantal teoriler bol miktarda olmasına rağmen hiçbiri olayın gerçek kaynağı belirleyememiştir. Aslında genel olarak ölmek hakkında özellikle yaşam sonuna yakın beyin ve bilinç düzeyleri hakkında az şey bilinir. Kalp durması ölme sürecinin son aşaması olarak kabul edilir ve ölümün belki de incelenebilir en yakın fizyolojik modelidir. Bu nedenle, kardiyak arestten kurtulan hastalar sıklıkla NDE araştırmasına sokulur. Birçoğu herhangi birşey hatırlamazlarken birşeyler hatırlayanlar nedense hep benzer bulguları söylerler. Bu kişiler özelliklede heyecanla hastane personeline canlı ve berrak detaylar ile gördüklerini anlatırlar. Şaşırtıcı olarak, aslında birçok çalışma kardiyak arrest sırasında beyinin işlevini durdurduğunu göstermiştir ve bu da zihin ve beden ve bilinç temeli arasındaki gerçek bağlantıları hakkında sorulara neden olmaktadır.