Saygideger forumdaslar,
Bazi arkadaslarin ozellikle ateist olup da beni tanimayan ve siteye yeni gelmis arkadaslarin "Cok acaip geldi" gibi sorularla kafalari karismis sekilde olmalari beni bu basligi acmaya mecbur birakti ....
Ben kendimi herhalde en etrafli bir bicim de soyle tanimlayabilirim :
ozgurlukcu-demokrat
Ozgurlukler benim icin en onemli ilkedir , demokrasi de bu ilkenin yasayabilecegi en uygun rejimdir ....
Kendimi sol dusunceye yakin bir kimse olarak gorurum ... zaten o yuzden avatar ismimde Isvec soluna bir gondermedir .....
Ateistim ... Allah , Tanri , Yehova , Isa , Buda , Muhammed inancim yoktur ....
Dogrulari ... dogru bildiklerimi sadece ve sadece dogru olduklarini dusundugum icin savunurum ..... Yanlislari da ayni sekilde elestiririm .... Ne Ataturk tabum vardir ne de laiklik tabum ..... Ozgurlukleri sadece kendi yasam tarzim icin degil ayni zamanda dindarlarin da yasam tarzlarini koruyabilmeleri icin savunurum ..... insani yaradandan dolayi degil insan oldugu icin severim ...
AKP'yi neden su siralar destekledigime gelince .....
Tesaduf olsa gerek, severek ve begenerek 6-7 yildir takip ettigim degerli yazar
Etyen Mahcupyan'in bugunku yazisiyla cevap verecegim ..... Cunku benim anlatmak istediklerimi ,
o usta kalemiyle benden daha iyi anlatmis :
Türkiye’de rejim bir boynuzlu hayvandır... Ne zaman nereye saldıracağını, kimi nasıl korkutacağını zaman içinde çok iyi öğrenmiş, egemenliğini etraftaki bütün canlı türlerine kabul ettirebilmiş bir egemen... Dolayısıyla da bu rejimin insanileşmesi, onu boynuzundan yakalamayı ve yere yıkılana kadar da boynuzları elden bırakmamayı gerektirir.
Şu anda yaşanmakta olan süreç ilk kez sivil siyasetin bu boynuzlara yapışmasını ifade ediyor. Rejimin yere inmesiyle birlikte ehlileşme süreci başlayacak ve boynuzlu hayvanın yeniden ayakları üstüne dikilmesine tanık olacağız. Ama artık kendi hükümranlığının peşinde bir bencillik ve kibir abidesi olarak değil, etrafındaki canlıların hizmetinde iyi huylu ve yararlı bir varlık olarak...
Ancak kendi tarihini, entelektüel geçmişini, yaşanmış olan bedelleri bilmeyen toplumsal kesimler için mesele AKP’nin kadrolaşması olarak algılanmaya devam edilecektir. Anlamakta zorlanacakları şey, bugün kadrolaşmak dedikleri şeyin normale dönmek anlamına geldiğidir. Çünkü demokrasilerde kadroları dolduranların toplumdan bağımsız ve onun üzerinde bir ideolojik yeterliliğinden söz edilemez. Eğer kadrolaşma denen şey, hak etmeyen kişileri belirli görevlere taşıyorsa, buna tabii ki karşı çıkılacaktır. AKP’nin gayrı meşru hale geleceği nokta, bazı görevleri hak eden insanları dindar olmadıkları için engelledikleri zaman olacak... Ama başka bazı insanların sırf dindar oldukları için sahip oldukları görevleri hak etmediklerini düşünüyorsak, önce kendi zihniyetimizin meşruiyetini sorgulamamız lazım.
Laik kesimin kavramakta zorlandığı basit bir durum var... Bu ülkede dindar Müslümanlar en büyük cemaati oluşturuyorlar ve eğer demokrasi ile yönetileceksek, onları dışarıda bırakan bir siyasi sistemin, hele hele bir ‘rejimin’ hiçbir meşruiyeti olamaz. Müslümanların kimliksel dışlanmasına dayanan bir rejim arzusu, kısaca söylemek gerekirse faşizan bir eğilimi ima eder. Bugüne dek laik kesim, kendisini Türkiye’yi temsil eder gibi algılayarak ve sunarak aslında kendisini aldattı. Çünkü dindar Müslümanlar bu toplumsal zincirin, kültürel açıdan en derin ama aynı zamanda en zayıf halkasıdır. Yani Türkiye ancak kendi Müslümanlarının özgür olabildiği kadar özgür, ancak onların kalitesi kadar kalitelidir.
Dolayısıyla son on beş yılda yaşanmakta olan sessiz devrimin kıymetini bilelim: Müslümanların demokratlaşması bugün bizleri de demokratlaştırıyor veya en azından bu demokratlığın alanını açıyor. Teslim etmemiz lazım ki, bu ülkenin rejimi söz konusu Müslümanlara demokratlaşmak için fırsat yaratma peşinde olmadığı gibi, onları ataerkil bir zihinsel hapishaneye mahkûm etmek için her şeyi yaptı. Laik kesim ise bu devlet siyasetini destekledi ve övdü.
Bu nedenle bugün İslami kesimde yeşermekte olan demokratlık bir lütuf, laik kesime sunulan ve onun hak etmediği bir hediyedir.
makalenin tamami:
http://www.taraf.com.tr/etyen-mahcup...ale-boynuz.htm