Re: Ahzap 37
Muhammedin ahlaki açıdan nasıl bir çöküntü içine düştüğünü gösteren bu ayet başlı başına dinden şüphe etmek ve hatta çıkmak için yeterlidir.
Ahzab 37 henüz inmemişken, Muhammed Zeynebi istemesi için Zeydi gönderiyor, Zeyneb istişare için süre isteğinde ise ayet iniyor. O halde, Muhammed Allahın emri olduğu için değil, Zeynepten hoşlandığı için bu evliliği istiyor. Ayetin kök salmış adetlere son verip vermediği bilinmez, ancak Muhammedin derdine son verdiği kesindir. Ayrıca Müslümanların kendilerine Allah neden böyle bir emir veriyor, neden bu güzel geleneği kaldırıyor veya verdiği bu emri neden Muhammed üstünde tatbik ediyor diye sormaları lazım.
Muhammed Hatice öldükten sonra uçana kaçana yan gözle bakmaya başlamış, hatta Kurana kadın konusunda nasıl aç gözlü olduğunu gösteren birde ayet koymuştur. Bu ayette açıkça kendini hibe etmek isteyen kadınlara çağrı yapan Muhammed, hepiniz gelin, hepinize yeterim diyor. Ganimet olarak elde ettiği kadınlara da değinen Muhammed bu konuda da kendisine sınır getirmiyor. Aişenin de dediği gibi Allah Muhammedin istediklerini hemen yerine getiriyor. Çünkü Allah için önemli olan savaş ganimeti olarak tecavüze uğrayan kadınların hisleri değil, Muhammedin hisleridir.
Ahzab 50 Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Bizler bu ayetleri bu şekilde değerlendirirken, Fethullah Hoca gibiler nasıl değerlendiriyor bir de ona bakalım.
Alabildiğine asil ve o kadar da ince, iç derinliğine sahip Hz. Zeyneb, Sultân-ı Enbiyâ’nın yakın akrabası ve yanı başında büyüyen, gelişen bir kadındı.Ne var ki, Zeyneb gibi çok yüce fıtratlı bir kadın, emre imtisâlden ibaret olan bir evliliği, uzun sürdüremeyecek gibiydi. Bu evlilik, Zeyd için de bir şey getirmemiş ve sadece bir ızdırap ve hasret olmuştu.
Nihayet boşama hâdisesi oldu; fakat Efendimiz Zeyd’i vazgeçirmeye ve evliliğin devam ettirilmesine çalışıyordu. Tam o esnada, Cibrîl (as) geldi ve semâvî fermanla, Zeyneb’in Peygamber Efendimiz’le izdivaç etmesi emrini getirdi. Efendimiz’in mâruz kaldığı imtihan oldukça ağırdı; zira, o güne kadar, kimsenin cesaret edemediği bir şey yapılıyor ve yerleşmiş, kök salmış âdetlere karşı, ilân-ı harp ediliyordu. Bu çok çetin bir mücadeleydi. Ancak Allah emrettiği için yapılabilirdi. Ve işte Efendimiz, derin bir kulluk şuuruyla, nezih şahsiyetine karşı çok ağır gelen bu işi yaptı. Hz. Âişe’nin dediği gibi, muhâl-farz, Peygamberimiz’in, vahy-i münzelden bir şeyi ketmetmesi câiz olsaydı Zeyneb’le izdivacını emreden âyetleri ketmederdi. Evet, bu Zât-ı Risâlet Penâhiye o kadar ağır gelmişti...
Evet Fethullah Hocanın dediğine göre bu çok çetin bir mücadeleymiş ve kök salmış adetlere harp ilan edilmiş. Hatta Allahın bu emri Muhammede çok ağır gelmiş ve bir imtihan niteliği taşıyormuş
Hoca ayete kılıf uydurayım derken olayı abartmış, ancak kıvırma açısından bakarsak kaliteli bir çalışma olmuş diyebiliriz. Asena bile kıskansa şaşırmam o derece yani.
|