Dinlerin Şeytan Konusundaki Yalanı
Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam, Şeytan konusunda ya yalan söylemektedir ya da mantığı yeterince tutarlı kuramamıştır.
Bu dinlere göre Şeytan bir taraftan son derece kaypak, güvenilmez, yalancı, korkak, aşırı kibirli ve bencil bir yaratık olarak sunulur, ama diğer taraftan da bu figürün bu kadar ''bencil'' ve ''korkak'' bir tip olmasına rağmen sonsuza dek cehennemde yanmayı göze alacak denli bir isyancı olarak resmedildiğini görüyoruz.
Eğer Şeytan gerçekten de hep kendini düşünen bencil bir varlık ise neden sonsuza dek cehennemde kalacağını bile bile tanrıya isyan etti?
Bu sorunun ikna edici bir yanıtı yoktur islamda. Diğer dinlerde de yoktur. Zira bir yaratık kesin kaybedeceğini bile bile bir mücadeleye girişiyorsa, hiç de kendini düşünmüyor, bilakis kendini doğru bildiği şeyi savunmak uğruna feda ediyor demektir. Bu da bencillik değil, kahramanlık ve fedakarlık göstergesidir. Davaya adanmış olunduğunu gösterir.
Kısacası, eğer Şeytan gerçekten de dendiği gibi bencil ve korkak biri olsaydı sonunun cehennem olacağından emin olduğu bir işe girmezdi. O halde cehenneme gitmeme şansının, yani mücadelesini kazanma şansının da olduğunu düşünüyor olmalıdır. Tanrı sandığımız kadar güçlü olmayabilir ve Şeytan da sandığımızdan çok daha güçlü olabilir.
Yok eğer Şeytan gerçekten de tanrıya göre çok güçsüzse ve kazanma olasılığı yoksa, kesin cehenneme gidecekse, o zaman da onun ''bencil-kibirli'' değil, fedakar ve cesur bir karakteri var demektir. Sırf bu yüzden bile büyük bir saygıyı hak eder.
Görüldüğü gibi dinlerin Şeytan konusunda bir tutarsızlığı vardır. Ya Şeytan'ın da tanrıya karşı mücadelesinde bir kazanma olasılığı vardır ya da Şeytan hiç de bencil olmayan asil biridir.
Dindarlar, dinlerinin Şeytan konusundaki bu iki yüzlülüklerine her zaman için sessiz kalmışlardır.
|