Pek özgür ve pek liberal yeni yargı
Aşağıdaki haberi Milliyet Cumhuriyet ve Hürriyet gazetelerinden derledim. Belki bazılarımız bu habere “muttali” olamamıştır. Zira yandaş ve dindaş gazetelerin pek işine gelmez de …
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde, İsmailağa Cemaati ile ilgili soruşturma başlatan ancak “işlenen suç, izinsiz eğitim kurumu açma ve bu konudaki soruşturma görevi benim” ısrarına rağmen, önce dosyası elinden alınarak Erzurum Özel Yetkili Başsavcıvekilliği’ne devredilen, daha sonra bu nedenle soruşturulan, İsmailağa dosyası gerekçe gösterilerek tutuklanan ve son olarak Adana’ya düz savcı olarak atanan İlhan Cihaner’in haklı olduğu anlaşıldı.
İsmailağa Cemaati davasının görüldüğü Erzurum’daki özel yetkili mahkemede esas hakkındaki görüşünü açıklayan özel yetkili savcılık, cemaatin anayasal düzene karşı suç işlemediğini, sanıkların sadece izinsiz eğitim kurumu açma suçuyla cezalandırılmasının gerektiğini belirtti.
Böylece, Cihaner’in baştan beri savunduğu, “Soruşturmayı yürütme görevi Erzincan’ın” tezi, gelişmelerin yaşandığı dönemde ısrarla, “Örgütlü suç var, görev Erzurum Özel Yetkili Savcılığı’nın” görüşünü savunan Erzurum Savcılığı’nca da kabul edilmiş oldu.
Cihaner’in Türkiye gündemine oturmasına yol açan süreç, Erzincan Başsavcısı olduğu dönemde, İsmailağa Cemaati ile ilgili başlattığı soruşturmayla başladı. Soruşturma ilerledikçe cemaatin kirli çamaşırları da ortalığa dökülür. Cihaner’e Ankara’dan “Bu işin üzerine gitme” diye uyarılar gelir.
Başsavcı aldırmaz, işini yürütür. Bunun üzerine Erzurum Özel Yetkili Savcılığı’na imzasız bir ihbar mektubu gönderilir. Mektupta İsmailağa cemaatinin silahlı suç örgütü oluşturduğu bildirilir. Böylece cemaati kurtaracak, İlhan Cihaner’i ise kodese tıkacak tezgâh başlatılmıştır. Erzurum’daki Özel Yetkili Başsavcıvekilliği olaya el koyar ve Savcı Osman Şanal, “Cemaat silahlı örgüt yapısında” yönündeki bir ihbarı gerekçe göstererek, dosyayı Cihaner’den ister.
Cihaner dirense de eninde sonunda dosya alınır ve anında 238 şüpheli, savcılık tarafından 16’ya indirilir.Bakanlığın hazırladığı soruşturma raporu kapsamında, Cihaner hakkında dava açılır. Cemaatin silahsız olduğunu belirtmesine rağmen, Cihaner, bu soruşturmayı İrtica ile Mücadele Eylem Planı kapsamında yürüttüğü, cemaati silahlı bir yapıda göstermeye çalışacağı iddiasıyla ve Ergenekon şüphelisi olmakla, iftira ve tehditle suçlanır ve makamı basılarak CD ve evraklara el konur ve gözaltına alınır, Erzurum’a götürülür, sorgulandıktan sonra tutuklanıp cezaevine kapatılır.
Ancak Cihaner başsavcı olduğu için yasalara göre yargılama Yargıtay’a alınır ve savcı tahliye edilir. Yargılanması tutuksuz olarak sürdürülür. Dosyayı alan Şanal ise cemaat üyelerini, anayasal düzene karşı suç işlemekle suçlar.
İsmailağa soruşturması şüphelilerinin, telefon konuşmalarında, dosyanın Erzurum’a gitmesini “müjde” olarak birbirlerine bildirdikleri anlaşıldı. Erzincan’da sadece 1 yıla kadar hapis öngören “izinsiz eğitim kurumu açmakla” soruşturulan cemaat üyelerinin, ağırlaştırılmış müebbet hapsi gerektiren “anayasal düzeni yıkmak” suçundan soruşturulacakları Erzurum’a dosyalarının gönderilmesini neden “Müjde” olarak niteledikleri o dönem anlaşılamamıştı (Halbuki ne var bunda, şüphelilere, İsmailağa dosyasının kapatılacağı fısıldandığı belli değil mi?).
Anayasa değişikliğiyle yeniden oluşturulan – hani yeni anayasa değişikliği sayesinde pek özgür hale gelen - Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu da bu komedide yerini alır ve Başsavcı Cihaner’i Adana’ya düz savcı olarak atar.
Komedinin son perdesinde ise Özel Yetkili Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın, 26 Ekim’deki gizli duruşmasında savcının esas hakkındaki mütalaası bir hukuk devleti adına yüz kızartacak vahamettedir. Dosyayı sahte bir ihbar mektubuyla Erzincan Savcılığı’nın elinden alan Erzurum Savcılığı, şüphelilerin terör örgütü oluşturduklarına dair bir delil bulunmadığını belirterek hepsinin beraatlarına karar verilmesini ister. Yani İsmailağa cemaatini kurtarmak için Cihaner’e atılan iftiralar böylece açığa çıkar. Karar ocak ayı içinde yapılacak davada verilecek.
İşte size artık bir hukuk devleti olmayan Türkiye’de oynanan bir hukuk komedisinin öyküsü. Böylelikle Türk hukuk tarihine muhteşem bir sayfa ekleniyor.
İki savcılığın İsmailağa cemaatinin “silahlı mı silahsız mı olduğu” tartışmasıyla hükümet, polis, asker, MİT ve yargıyı karşı karşıya getiren cemaat davasında, özel yetkili savcının “sürpriz” mütalaası, kurumlar arasında iki yıldır süren “kavgayı boşa” çıkardı. Savcılığın esas hakkındaki görüşünde, İsmailağa cemaatinin “cebir ve şiddet kullanarak, anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs ettiği” yönünde hiçbir delil olmadığı gerekçesiyle tüm sanıkların beraatını istedi.
Hükümetten yakınlık gören İsmailağa cemaatine yönelik soruşturmayla, Türkiye’de kurumların karşı karşıya geldiği dava dosyasındaki ilginç görüşe giden süreç şöyle yaşandı:
Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, 2 Kasım 2007’de İsmailağa cemaatinin okulöncesi çocuklara eğitim verdiği ihbarı üzerine harekete geçti. Yapılan çalışma sonucunda, İsmailağa cemaatinin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu ile Ahmet Mahmut Ünlü (Cüppeli Ahmet Hoca) ve İstanbul Anakent Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın da aralarında bulunduğu 235 şüpheliye yönelik operasyon hazırlığı başladı. Erzincan’daki ilk gözaltıların ardından Ankara’nın olayı öğrenmesi üzerine Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, kendi deyimiyle Cihaner’i arayarak yalnızca “merak üzerine” bilgi aldı.
Biraz tekrar olacak ama, bu sırada, Erzurum Özel Yetkili Savcılığı, kendisine gelen “cemaatin silahlı olduğu, cebir ve şiddet kullandığı” iddiasını taşıyan imzasız bir ihbar üzerine devreye girerek silahlı örgütleri soruşturma yetkisinin kendinde olduğu gerekçesiyle Erzincan’dan cemaat dosyanın tamamını istedi.
Erzincan Başsavcılığı ise cemaatin “silah ve şiddete başvurmadığı bu nedenle yetkinin kendisinde” olduğu gerekçesiyle isteme karşı çıktı. Buna karşın Cihaner’in başlattığı soruşturmaya “cemaatin silahlı örgüt olduğu, bu nedenle özel yetkili savcılığın görev alanına girdiği” iddiasıyla Mart 2009’da Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal tarafından el kondu.
Şanal, Erzincan’da 235 şüpheli bulunan dosyayla ilgili olarak Erzurum’da 16 kişi hakkında “Anayasal düzeni kaldırmaya teşebbüs ve kanuna aykırı eğitim kurumu açma” suçlarından dava açtı. 22 Haziran 2009’da hazırladığı iddianamede Şanal “... ‘İsmailağa cemaati’ olarak bilinen bu yapının eylem ve yöntemlerinde esas amacın Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenine karşı kalkışma olduğu...” değerlendirmesini yaptı.
Bu dava, Cihaner’in yargılamasını da yapan Eruzurum 2 No’lu Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Davada, verilen süre sonunda Erzurum Özel Yetkili Savcısı Ender Karadeniz, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.
Savcının mütalaasında, Cihaner ile Şanal arasında aylarca süren “örgüt silahlı/silahsız” tartışmasına ilişkin şu değerlendirme dikkat çekti: “Sanıkların cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye teşebbüs ettiklerine dair yapılan yargılama neticesinde cezalandırılmalarına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden sanıkların sabit olmayan atılı suç yönünden ayrı ayrı beraatlarına...” Mütalaada, 11 sanık hakkında hem Erzincan hem de Erzurum’da faaliyet gösteren “Medine ve Vuslat Vakıfları adı altında ” açılmış olan kurslarda yasaya aykırı olarak “öğrenci eğitimi yaptıkları” gerekçesiyle 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları istendi. Duruşma 18 Ocak 2011 tarihine ertelendi.
Erzincan Adliyesi basılarak, Cihaner’in gözaltına alınmasının ardından HSYK tarafından Osman Şanal ile birlikte 4 savcının özel yetkileri kaldırılmış, Ender Karadeniz de özel savcı olarak yetkilendirilmişti. Cihaner, yaklaşık 4 ay tutukluluktan sonra Erzincan Başsavcısı olarak görevini sürdürmüştü. Ancak yeni HSYK’nin ilk kararnamesiyle geçen ay Adana’ya düz savcı olarak atanmıştı.
Cihaner bu olaylar üzerine, “Şu karşılaştırma yapılırsa her şey daha iyi anlaşılır. Erzurum’a soruşturmayı bağlayan unsur ya silah ya da şiddet kullanılacak. Ben baştan beri diyorum ki, ‘bu cemaat silahlı değil, şiddet kullanmıyor, bunların da delili yok’. Daha az ceza gerektiren TCY’nin 220. maddesi (6 yıla kadar hapis) ile yargılanmalılar. Erzurum Başsavcılığı ise tam tersi... Anayasal düzeni zorla değiştirmeye çalıştıkları savında. Bu suçun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis. Zaten bu nokta da çelişkilerini ortaya koyuyor” değerlendirmesini yapmıştı.
İsmailağa cemaati yeni yıla şen şakrak giriyor, Cihaner ise pek sık rastlandığı gibi dikkat çeken her muhalif veya çekememezlik sonucu hakkında ihbar yapılanlar gibi Ergenekon hesabı verecek…
Pek liberal Akepe’nin pek özgürlükçü yeni Anayasa’sı sağolsun artık hakim ve savcılar Adalet Bakanlığınca fişleniyorlar (kumar mı oynuyor, içki mi içiyor diyeymiş). Bu arada belgelerle yolsuzluk savı ayyuka çıkan Kayseri Belediye Başkanı da – herhalde bütün ilgisizlik gösterilerine karşın durumu geme de kuşkulu göründüğünden – yeni dönemde milletvekili yapılarak özgürlüğü sağlanacak. Doğal olarak pek liberal ve şefaflık açıklık yandaşı Akepe nedense hala sözverdiği milletvekili dokunulmazlığını kaldırmamış durumda. AB ise nedense bunun peşini bıraktı. Nabza göre şerbet vermek mi? O da ne?
.
Tanrının tek mazereti var olmamasıdır – Stendhal
|