Vandidad'ın Ateizminin Evrimi...
Hikayenin başlangıcı yaklaşık 30 yıl önce başlıyor. Galiba hayata ateist olarak başlayan sayılı üyeden birisiyim. Babam Öğretmen okulu kökenli bir eğitmen onun babasıysa fotografik hafızaya sahip bir köy aşığıydı; ikisi de ateistti. Annem aslında fazla hatırlayamadığım bir sağlıkçıydı, tanrının adaletini sorgulayarak kanserden vefat etti; sağlığının da etkisiyle agnostiklik ile teistlik arasında gidip gelirdi. Onun babası ise yaşadığı il ve çevre illerde tanınan bir lokman hekimdi; keskin bir ateistti. Genetik mirasım konusunda aileme müteşekkirim diyebilirim. O genler sayesinde 3 yaşında okuma yazmayı kendi kendime öğrendim, 5 yaşında ortaokul düzeyinde matematik problemlerini çözebiliyordum. Tabi kalemi küçük parmaklarımın arasında kontrol etmeyi başarırsam. O da zor geldiği için genellikle yazmayı değil de hafızada tutmayı ve işlemleri akıldan yapmayı tercih ederdim. İlk sorgumu 4 yaşındayken yaptım. Bizi ziyarete gelen bir öğrenci velisinin inşallah demesi dikkatimi çekti ve o zaman,
''inşallah nedir?'' demiştim.
Cevap ''Allah izin verirse.''
- Paki Allah kim? Niye izin veriyor?
- Her şeyi yaratan yaratıcı. Hiç bir şey o istemeden olmaz.
- Hımmm, Peki onu kim yarattı?
- Hiç kimse yaratmadı, o hep vardı.
Bu cevap daha 4 yaşındayken bile beni tatmin eden bir cevap olmadı. ''Herşey''i o yarattıysa ve o da bir ''şeyse'' onu da yaratan olmalıydı. Çünkü her şeyin içerisinde o da vardı. İşte bu tanrı ile en kısa tanışmam oldu. Daha sonra babam ile tanrılar ile ilgili yaptığım sohbette tanrı inancının tarihsel gelişimini öğrendim. 5 yaşında ilk okula başladığımda arkadaşların her Allah muhabbeti ya cevap verilemeyecek sorular ile ya da kavgayla sonuçlanırdı. O yüzden de insanların kafasında tanrı kavramının olduğunu ve genellikle başarısız öğrencilerde daha yoğun oluğunu düşünmeye başladım. Çünkü sınıfın en başarısız öğrencisi en çok Allahtan bahseden kişiydi. O yıl aynı zamanda kurban bayramı süresince hayvanların katledilmesi ve bunu Allahın istemesi Allah fikrine olan inançsızlığımı ve insanların kafasındaki Allah fikrine olan kinimi arttırdı. O kurban katliamından sonra neredeyse 20 yıl kadar vejetaryen olarak hayatıma devam ettim.
Dinin özellikle İslam kanadı ile bilgi merkezli kavgam ise 8 yaşında ilkokul 4. sınıfta zorunlu din dersi ile başladı. Sınıf öğretmenimiz bir önceki hayat bilgisi dersinde yağmurun oluşumunu anlattı. Bir sonraki derste ise mikailin yağmur yağdırmasını anlattı. O kadar saçma gelmişti ki dayanamayıp öğretmene sormuştum;
Bir önceki derste bilimsel olarak yağmurun yağmasını anlattınız. Mikailin yağmur yağdırması biraz saçma olmuyor mu?
Cevapsız bir soru daha. Hayatımda karnemde tam not harici tek dersim hep din dersi(Din kültürü ve ahlak bilgisi diyemiyorum çünkü değil) oldu. Çünkü her zaman öğretmenleri zorlar onlarla tartışırdım.
Ortaokul yılları aynı zamanda George Politzer ile tanışma yılım oldu. Dostoyevski, Balzac, Jack London, Gorki, Stendal da yine aynı yıllar tanıştığım yazarlardı. Sonrasında ise kendimi daha net ifade eden bir materyalist olma yolunda ilerledim.
Lise yılları ise teistlerin içerisinde vakit geçirme yıllarım oldu. Cemaat evlerine takılan bir arkadaşım ile beraber grup toplantılarına ve sohbetlere gittim. Kendimi hep dinden uzak kalmış ama dini her şeyiyle doğru olarak öğrendikten sonra uygulamak isteyen birisi olarak tanıttım.
Hadis kitapları ve kuran tefsirleri ile neredeyse 2 yıl kadar uğraştım. 2 yıl sonunda özellikle alkol ve kızlarla yakınlıklarım yüzünden artık kendi içlerine beni kabul edemeyeceklerini ifade ederek kibarca kovdular. Gerçi kovmalarının altyapısında sadece bu nedenler değil aynı zamanda kendi içlerinde de rahatsızlık uyandıran sorularım olmuştu. Bu sitede de sık sık sorduğum ve hep kaçak cevaplar gelen soru o yıllar oluşmuşu.
Her şeyi bilen, tüm zamanlara hakim, insana şah damarından yakın, DNA sından ruhuna kadar tasarlayan bir tanrı neyin sınavını yapıyor? 2 milyar sene öncesi ve 2 milyar sene sonrasına şu anda hakim olan bir tanrı nasıl sınav yapabilir? Hatta zamandan bağımsız bir varlık zamanla nasıl sınav yapabilir? Gibi sorular o yıllarda sormaya başladığım ve cevapsız kalan sorularımdı.
Turan Dursun ile tanışmam ise Üniversitenin ilk yılına denk geldi. O tarihe kadar daha çok kendi düşüncelerim ile İslam içerisindeki çıkmazları bulma çabamla bir başkasının uğraşması beni çok memnun etmişti. Din bu, tabu yıkılıyor serilerinden sonra ise kuranı tekrar tekrar okuma fırsatı yakaladım. O zamana kadar olan ‘Kuran kendi içerisinde çelişmez' klişesinden kurtulmakla kalmıyor, Turan Dursun sayesinde daha çok klişe yıkabilecek ufuklara sahip oluyordum.
Daha sonraları ise diğer dinler ile ilgili araştırmalar yaptım. Dinlerin siyaset içerisindeki yeri, sosyolojisi ile ilgilendim. Aynı zamanda özel ilgi alanım olan kimya ve biyoloji bilimleri sayesinde evrim kuramı ve DNA yapısının kimyasal olabilirliği gibi konularda araştırmalarım oldu.
Bunca yıldan ve kat ettiğim bunca yoldan sonra kafamda net olarak Tanrı ve özellikle Allah kavramının olmadığını netleştirdim. Umuyorum bundan sonra bu bilgilerin ve fikirlerin sayesinde sizlere de kendimden bir şeyler aktarma fırsatı yakalarım. İlerleyen yıllarda en büyük isteğim sizlerden de elde ettiğim fikirler ve tecrübelerin yardımıyla bir kitap hazırlamak. En azından Turan Dursun'un açtığı yolda ilerlemeye çalışan bizlerin üzerine düşen bir görev olarak bunu yapmam gerektiğini düşünüyorum.
Bu uzun tanıtımdan dolayı hem özürlerimi, hem de yazıyı sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürlerimi sunmak isterim.
Huzur Sizlerle Olsun…
|