Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #12  
Alt 15-02-2011, 15:10
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart

TurkceRap´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yazılanları tek tek okudum, konu yok Abbasiler, Emeviler, Mazdekler şu bu, çok alakasız mecralara kaymış, Tek tek hepsini cevaplamak isterdim ama, şu an yeterli vakte sahip değilim, o yüzden birkaç noktanın altını kısaca çizmek isterim.
Çizelim ama bir konuyu açtığında örneğin kolombiya'nın ne zaman sömürgeleştirildiğini bilmen gerekir. kaldı ki Kolombiya ne kadar tarihsel ise, dünyada ki sömürgecilikde ve sömürgenlerin taktikleride o kadar tarihseldir. Abbasi ve Emevilerle bağı kelime değil, bütünseldir.

TurkceRap´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ayrıca, Ben Sosyalizm katliyamlara sebep olur demedim, Pratik uygulanışına baktığımızda bu ideolojinin doasında birtakım eksiklerin olup olamayacağını düşünülüp düşünülmediğini sordum.
Ama konu ile hiç alakası olmayan bir biçimde sloganik 2 satır sözü ve ana tema olarak şöyle dolambaçlı bir biçimde emperyalizm katliam yapmaz, kapitalizm sömürü sistemi değildir demeyi, söylenecek her şey olarak görebildin. Amacın neydi peki, bunu mu duymakdı?

TurkceRap´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Gelelim Abd ile ilgili söylenenlere, gerek sömürgecilik, gerekse, Amerikanın gereksiz müdahale ve katliyamlarını arguman olarak sunmak ve bunu Kapitalizmin sebep olduğunu söylemek birtakım ezber retoriklerden öteye geçmiyor.
İşte şimdi Abbasiler ile Emeviler'in neden ve hangi tarihsel gerekçe ile sunulduğunu gözler önüne serdin. Onlarda ezber ve retorikdi. Neden bağ kuruyoruz peki? Çünkü içinde yaşadığı dünyanın sisteminin o dönemlerle aynı olduğu ama tek farkın üretim tarzı ve ilişkileri olduğu bilinmiyor olabilir düşüncesiyle. Tabi bu biçimde yaklaşım olumlanmış oluyor.

TurkceRap´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bugün Dünyanın her yerinde birçok devlet hem kendi vatandaşlarını, hem de başka ülkelerin vatandaşlarını öldürüyor, malesef, bu acı gerçek önmüzde mücadele edilmesi gereken başlı başına bir sorun olarak duruyor, bunu çözümü de enine sonunda devlet mekanizmasını en tepeye oturtan bir ideoloji olamaz, bu tam aksine devlet mnekanizması ve hükümetin yetkilerini vatandaş lehine sınırlandırmakla mümkün olur.
Hiç bir devlet yoktur ki, sistem tarafından belirlenmemiş olsun. Hiç bir toplumsal yapı yoktur ki, sistem tarafından belirlenmemiş.

TurkceRap´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünyanın hiç ama hiç bir yerinde, Aklı başında hiçbir özel girişim sahibi savaş istemez, Esasen Amerikanın gereksiz müdahaleleri olmasa, bugün birtek kurşun atmaya bile ihtiyaç yoktur.
savaş istemle değil, zorunlulukla ilgilidir ve son seçenektir. Amerika müdahale etmese sistem işlemeyecektir. Kimse göz göre göre sömürge olmayı kabul etmeyecektir. Zaten Abbasi ve Emeviler ifadelerinin tarihsel vurgusu ve altındaki olguları eften, püften gördüğün içindir ki, o savaşların gerekliliği ve nedenlerini anlamamızı zorlaştırmak istiyorsun. Ekonomik Sistem demek devlet ve iktidar yapısı demek değildir, bakılacak yer üretim tarzı ve ilişkileridir, kurumların güzelliği veya çirkinliği değil!

TurkceRap´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Düşünelim, Ben IOrak'ta bir yatırım yapmak istesem Bağdat'ımı yoksa Erbil'imi tercih ederim?

Bugün savaşlar varsa, bunun arkasında açgözlü silah tüccarlarından tutun da, Sosyokültürel sebeplere kadar, birsürü etmen var.
zaten sistem dediğimiz şey buna deniyor, kapitalizm bir sömürü sistemidir, aç gözlü olmak gibi bir ölçütü yok, aç gözlülüğü ölçütünü dahi belirleyemezsiniz, bu ne size ne bana kalır, ayda 600 milyon dolarda paradır, 6 milyon dolarda, 6 bin dolarda. 3 işletme sahibi olmakda bir şeydir, 300 işletme sahibi olmakda, buna kişisel bir ölçüt koyamazsınız. Bu ana kadar sizler tarafından yazılanlar bir neden değil bir sonuçtur, nedenleri yazanlar ise bir şekilde bastırılmaya çalışılıyor, perdenin altında zaten o nedenler ve onları yaratan sistem yatıyor oysa. İster başlığı açışın olsun -ki yaşananları bilmemiz ve lanetlememiz açısından önemli- isterse devamında sonuçlar üzerinden yeni dünya düzenleri kuruyor oluşun olsun, önemli olan nedenleri, alt planda neyin yattığına inebilmektir. Dünyada devletler savaşacak, insanlar sömürülecek ama bunu kişiler düzeyinde bir tek siz göreceksiniz, 300 yıllık devletler, bağıl sistemlerini göremeyecek? Ve dönüp işi psikolojik rahatsızlığı olan insanlardan kaynaklıdır gibi muamma bir tahlile dayandırabileceksin.

TurkceRap´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sömürgeciliğe ve savaşlara sunulacak doğru arguman Kapitalizm değil, Belki Merkantilizm'in bazı söylemleri olabilir, fakat, bu forumdaki kimsenin bunu savunduğunu düşünmüyorum.
Onun için mi ABD ordusu meksika'ya girdi, Afrikayı fethetti? O2nun içinmi 300 yıldır bir paylaşım savaşı sürüp gidiyor. Dünya siyasi coğrafyasına şöyle 300 yıldan bu güne bir bakıver bakalım ne görünüyor? Aç gözlü insanlar cumhuriyeti diye bir devlet mi var yoksa Fransa, Almanya, İngiltere ve ABD'nin sömürgesi diye adlandırılan yüzlerce ülke mi var? İçeride ama toplum-sistem düzeyinde hiçde etki etmeyecek, kişilerin bireysel davranışları mı yapıyor bunları? ABD Irak'a girmesede petrol kaynaklarını ve ortadoğuda sömürü pazarını yaratırdı, Arabistan'dan neyi eksik? sorun şu ki, tek kişinin yönetimi, tek bir kişiyi ikna etmenin zorluğu ile karşılaştı orada. Ambargo uyguladı. içeriden toplumsal bir başkaldırı örgütlemek için, ama olmadı! 700.000 kişiyi öldürdü sadece, eline ise ancak son darbeyi vurduğunda bir şeyler geçti, o ambargo direnemeyen bir halkla karşılaşmasını sağladı(retorik bunlar tabi, size göre savaşlar PC oyunu sanki). Tabi ki o petrol tekelleri, o silah tekelleri, gıda ve ilaç tekelleri için girdi ABD oraya, hani aç gözlü kişiler yapıyordu bunları? ABD, Irak'a girmesede olurdu, arzu edilende odur ancak her zaman halklar sömürgenlere allı, pullu yollar döşeyip hadi gel demiyor malesef, sömürge o düzeyde sefilleştiriyor ki, bir yerde canına tak diyen toplumlar bir biçimde verili sistemi sallamaya başlıyorlar, sömürge tehlike çanları çalıyor!. Ne kadar mezhepsel, ırksal(kapitalist sistemin toplumsal örgüsü, politik bileşimi) örgüler kaşınsada bazen yeterli olmuyor işte.

Söylenecek şeyleri söylemek lazım, ortada olanı ve herkesin görebileceği olguları ters çevirmek değil...

kapitalizm üzerine üretim ilişkileri temeklinde tahliller var. krizlerle ilgili sömürge, sefilleşme ve pazar ile sömürülenin aynılığı, üretim fazlası, artı değer, değer üretmeyen değer gibi. Marks bunları dile getirmiş, ben ise zamanında çok farklı bir tahlilden bahsettim.

1 ürün üretilmek için kapitalist piyasaya bir para bırakır. Bu emeğe karşı verdiği(ki sömürdüğü kesime) bir ücret, hammadde, enerji ve pazarlama gibi.

Şimdi bir ürün için piyasaya ürün başı 50 lira bıraktığını düşünelim. Nasıl yaptı, hammadde, maaş, pazarlama vs gideri. ürünü kaça satıyor 100.

Piyasada kaç lira var = 50
kaç lira istiyor = 100
100-50 = 50
Piyasada olmayan 50 lirayı istiyor. Bu durumda ülkenin bir havuzu vardır. devlet bu havuza masraflar, maaşlar, ödenekler gibi harcamalarla para bırakır(yani kapitalistlerin ürünlerinide alır). Bu havuz piyasanın talebi karşılama gücüdür. Bir ülke eğer kendi iç piyasasına üretmeye mahkum kalırsa sefilleşir çünkü üretim tarzı ve ilişkileri bir çok yönden çelişki barındırır. Bu çelişkiler ise sürekli sefilleşme olarak topluma yansır. Her 10 yıla yakın bir zaman da o havuz dediğimiz toplum krize girebilir. Çünkü ihtiyacı vardır alamıyordur ama insan ihtiyaçsızda yaşayamaz. Önce A,B,C,D gibi ihtiyaçları önem sırasına göre sıraya dizer, öyle bir an gelirki, B,C,D,E gibi ihtiyaçlarını A'ya feda eder. Sefillik başlar.

Bu sorunu aşmak için sistem başka ülkelere yönelir. Öncelikle hem üreticisi kendi toplumudur hemde alıcısı yine bu toplumdur, bu yaman bir çelişkidir. 50 verip 100 istenen bir toplum var ise, ürünleri başka ülke havuzlarına yönlendirerek eksiği kapamaya çalışır. Bu halde kendi ülkesi açısından dengeyi kurmuş olur, peki 100-50=50 gibi bir piyasa açığı olan sömürgeleştirilmiş ülkenin durumu ne olur? 100-75 = 25 olur, havuzdaki paralare durmadan kuş gibi uçar, yırtık büyür. Olası iç karışıklıklarda, sefaleti gırtlağına dayanmış halklarda açız demeye başlar, zaten emperyalist ve kapitalist politika bunları önceden öngörmüştür, sürekli hukuki, politik, askeri veya polisiye, veya toplumsal iç karışıklığa bağıl politik taraflara dayalı önlem alır. Zaten toplum önce sömürüldükleri şimdide ihtiyacı karşılayamaz, çeviremez hale geldikleri için tıkanmışlardır.
İşte emperyalist önlemlerde, çeşit çeşit yaptırımlarda o süreçlerde vazgeçilemez yöntemler haline gelir... (burada basit anlattım ama illa detaylı açıkla denirse, sırf şu tek bir olguyu daha detaylı ve anlaşılır izah edebilirim)

Mısır ayaklandı, Esad reform yapmaya kalktı, demek ki neymiş, halklar bilinçlenmedikçe hiç bir şey kazanamayacaklar ve dahi bu sömürü sistemleri çözümlenemeyecekmiş, sorun retorik sorunu değil, nesnel gerçekmiş, yaşanılan gerçeklermiş ve asıl retorik kapitalizm(bu bir ekonomik sistem!) iyidir ya işte bazı aç gözlüler var deme ezberiymiş. Bazı ülkelerde baskı ile susturmak mümkünse bazılarında değildir, önemli olan halkın ne istediğidir. karşılanabilir talepler ise fazla karışıklık çıkartılmadan ve baskı uygulamadan ama hali hazır sömürü dengesini de ve emperyalist ilişkileride bozmadan yapılmaya çalışılır. O yüzden Mısır'da ordu iktidara el koyup ilk "büyük devletlerle yapılan ilişkilerin iptal edilmeyip sürdürüleceğini söylemekle işe başlar! yani emperyalist ilişkiler zedelenmeyecek, senin aç gözlü dediklerin rahat bir nefes aldı!"

Ya gördüklerinizi yeterince gözlemleyemiyor yada iç bağıntıları kurabilecek yeterlikde kaynak eksiği yaşıyorsunuz. Hiç kimse - özelde piskolojik sorun yoksa- kimseyi durduk yere öldürmez, hiç bir toplum, hiç bir toplulukda birbirini durduk yere kırmaz, ya hakimiyet, ya iktidar, yada dediğini yaptırma anlayışı, temelinde ise envai çeşit çıkarlar vardır. bu gün hiç bir devlet ve dünya düzenide kapitalizmden ayrı ve bağımsız düşünülemez. Emperyalistlerin çok şeye gücü yeter, olanakları ileri düzeydedir lakin şu aç gözlü dediklerini hem kendisi yaratır hemde varlık koşullarını ne pahasına olursa olsun korumaya çalışır, çünkü ve özünde zaten onları yaratan sistemin kendisidir, bu bir sonuçtur, bir bomba ile 200.000 insanı ölüdren, 3-5 kişiye güç yetiremiyor olmasa gerek!!!. Şimdi sistem kendisini mi yok etsin? ne için, işte kişilerin aç gözlülüğü dendiği ama aslında zaten onları sistem ürettiği için mi? Bu anlamsız değil mi? Sistem onları tüketse kendisini tüketmiş olur, bu bir tavuğun yumurtalarını deşmesi gibi bir şey. Emepryalizmde yumurtaları koruyor, ve açgözlülere aktarılan kaynaklar için sömürgeleştirdiği ülkeler bir biçimde kan gölüne dönüyor, lamı cimi olmayan şey bundan ibaret. Sözde anti-emperyalist, milli direnişler diyelim hatta dönelim olmadığı halde sosyalist diyelim, şiddet etki-tepki bir yere kadar anlaşılabilir, ama kayanağında tüketilir, insan katlederek değil! Kim yapmış? Lanet olsun o yapana, ama şimdi sorun bitti mi?
Arabistan petrol Arap halkınındır dese ne olur? tahmin edebiliyorsanız, bu retoriği(!) zaten anlamaya başlamışsınız demektir. (önceki yazımda silah tekellerinin aylık kazancını örneklemiştim, şimdide petrol tekellerini düşünmek yeterlidir.)

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (15-02-2011 Saat 15:24 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dinsizligin KABUSU !!!! Hasretruzgari İslam 55 31-05-2019 08:12
1979 Kabe İşgali ve 16 Gün Süren Savaş Cem Önerdiğimiz Başlıklar 76 20-10-2012 22:45
Erdoğan'ın rüyası, Türkiye'nin kabusu!.. irsArtvin Politika 0 20-04-2010 11:02
5 Dakika Süren 8.3' lük Deprem! toli Jeoloji 8 01-10-2009 19:33

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:20 .