
20-02-2011, 19:44
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Evrimcilerin tartışmada, Yaratışçıların gerçek yaşamda yanılgıları-2
Evrimcilerin tartışmada, Yaratışçıların gerçek yaşamda yanılgıları-2
Prof. Dr. Ali Demirsoy, Hacettepe Üniversitesi
En uzak mesafe,
ne Afrika’dır ne Çin,
ne Hindistan,
ne seyyareler,
ne de yıldızlar, geceleri ışıldayan.
En uzak mesafe,
iki kafa arasındaki mesafedir.
Birbirini anlamayan…
Can Yücel
Çok az kişinin anladığı, herkesin hemen ulaşamayacağı tartışma konularında bir makale ya da bir kitap göstererek, kendi düşüncesini ya da tezini haklı çıkarmak kadar anlamsız bir şey olamaz. Çünkü danıştığınız ya da dayandığınız kaynaklar tamamen –bilimsel bir süzgeçten geçmeden- zıt görüşlü kişiler tarafından belki de kasıtlı olarak kaleme alınmış yazılar olabilir.
Örneğin Battal Gazi Destanını okumuş olabilir ya da bir fikre körü körüne saplanmış bir akımı yansıtan kitapları okumuş ve onu dayanak noktası almış olabilirsiniz. Başka biri daha farklı kaynakları kullanmıştır. Bunun en tipik örneği Evrim Tartışmalarında yaşanıyor. Lehte ve aleyhte olanlar bir takım kitap ve makaleleri çıkararak, görüyor musunuz falanca adam böyle yazmış, filanca adam böyle yazmış diye kendilerine dayanak noktası aramaktadırlar. O kısa süre zarfında ne kadar çok kaynak gösterirseniz güvenirliğiniz o kadar artmış görüntüsü verirsiniz.
Her ne kadar bir makale ve kitabın güvenirliği için önemli ölçütler olmuş olsa dahi, konuşma sırasında hangi kaynağın güvenilir olduğunu dinleyicilere anlatamazsınız. O zaman karşılıklı olarak sorulacak sorulara, sürekli ve yoğun bir şekilde kendimize rehber aldığımız kaynakları ileri sürmeden herkesin anlayabileceği bir tarzda yanıt vermemiz gerekir. Başka birinin ileriye süreceği kaynakların güvenirliği ve gerçeklere uygunluğunu öğrenebilme açısından, ilk olarak hem kendimize hem de karşımızdakine şu soru sormamız gerekir:
Bu sizin söylediklerinizi ya da kaynak olarak gösterdiklerinizi, bu gün bilimsel araştırmalar ve kısa sürede yapmış oldukları atılımlar ile dünyanın ağırlık noktasını başka bir eksene kaydıran Çinlilere, Japonlara, Hindistanlılara, Korelilere öğretmeye ya da anlatmaya kalkışırsak, onlara bizim anlattıklarımızın (burada inandıklarımızın) gerçek olduğunu, kendilerinin bildiklerinin hurafe olduğunu söylersek acaba ne tepki alırız? Özellikle Tevrat’tan, İncil’den, Kuran’dan ayetler okuyarak; biliyor musunuz “bütün bu bilimsel araştırmalar bizim kutsal kitaplarımızda yazılıdır” dersek, bu insanların tepkileri ne olur? Bunun yanıtını tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yoktur. Onların yanıtı belki bu kelimeler ile ifade edilmez ise de, büyük bir olasılıkla şöyle olacaktır:
“Çekilin başımızdan, bizim size ayıracak zamanımız yok” olacaktır. Sizin bilginize de ihtiyacımız yok. Eğer kaynaklarınız çok iyi ise, onlara güveniyorsanız, siz en iyisini biliyorsanız, oturun kendiniz bulun, yapın, üretin. “Gazocağı iğnesini bile bizden alan, şu anda kullandığımız bilime ve sanata tek bir şey katmayan, kendi dogmasından bir türlü kurtulamayan bir cemaatten ya da dinden akıl almamıza gerek duymuyoruz” derlerse ne yapacaksınız? “Bizim sizinle ilişkimiz, örneğin 58 İslam ülkesi ile ilişkimiz sadece jeolojik kaynaklarınızı (madenlerinizi ve petrolünüzün tarafımızdan işletilerek çıkarılması ve alınması); ucuz iş gücüyle elde ettiğiniz tarım ürünlerini kullanmamızdan öte bir anlam taşımamaktır” derlerse ne diyeceksiniz. “Biliyorsan kendin yap” derlerse ne diyeceksiniz?
İleriye sürdüğümüz kaynakların başkaları tarafından nasıl kullanıldığına ve özellikle kimler tarafından kullanıldığına bakmalıyız. Bu bakış bize kaynaklarımızın güvenirliğini verir. Hiç kimse kalkıp da bu saydığımız ülkelerin ve keza batının bilim merkezlerinin bilimsel kaynaklarının evrim karşıtı insanların ileri sürdükleri kaynaklardan oluştuğunu ileri süremez. Kütüphanelerinde böyle bir kitap ya da bu tip eserler bulunmamaktadır. O zaman bizim kaynaklarımızın güvenirliğini test edebilmemiz için başka odaklara bakmamız gerekir.
Dünyadaki bilimsel gelişmelerin lokomotifi sayılan 10 üniversiteyi alalım (örneğin Oxford, Stanfort, Princeton, Harvard, Yale, Berlin, Cambridge, Paris, Moskova, Pekin, Tokya gibi) ya da 100 ya da 500 en gözde üniversiteyi alalım. Evrim karşıtlarının görüşlerini destekleyen ya da onu esas alan bir kitap ya da eser bu üniversitelerde ana ders kitabı olarak okutulmakta mıdır? Eğer buna evet şu üniversite evrim karşıtı şu kitabı esas ders kitabı olarak okutuyor der ve bunu güvenilir bir şekilde belgelerlerse, ben şu anda sadece evrim karşıtlarının değil gericilerin bile diyeceği her şeye evet diyeceğim. Çoğu unvanlı olarak bilim adamı kadrosundan ücret alan bu insanların buna açık ve net olarak onlarca örnek göstermeleri gerekecektir.
Hâlbuki bilim adamı kadrosundan ücret alan birçok kişi, evrimle ilgili tartışmaların çıkmaza girdiği yerlerde, bilinen en kolay ve etkili yolu seçerek: “Yani Tanrının kitabına inanmıyor musunuz ya da kutsal kitabımızda yazılanları ret mi ediyorsunuz?” sorusuyla, evrim lehindeki konuşmacıyı (ya da konuşmacıları) parçalasınlar diye dini bütün kitlelerin önüne atarak bu tartışmalardan galip çıkma gibi bir yolu seçmekte sakınca görmüyorlar. Yıllarca önce, telefonla katıldığım bir televizyon programında, “eğer bir adam üniversitedeki işlerini inanma gibi bir yolla götürmeye kalkışırsa, onun üniversiteden uzaklaştırılması gerekir” gibi bir laf etmiştim. Aradan on küsur sene geçmesine karşın, hiç soğumayan ve dinmeyen bir saldırıyla, bu sözüm hala eleştiriliyor. İnternete girdiğinizde hakkımdaki binlerce eleştiri, ağır saldırının temelinde söylenen bu tarihi açıklama bulunmaktadır. Eğer inanmayı bilimsel araştırmanın bir yöntemi olarak benimsemişseniz, gideceğiniz yer başından belli olmuştur. Yanlış anlaşılmasın bu gidiş ileriye değil geriye olacaktır.
“Gericilik” tanımı da bu yaklaşımdan türetilmiş olabilir. Bilimsel olması gereken bir tartışmada, bilimsel olmayan tarz kullanmanın ve kanıt göstermenin ne anlama geldiğini öğrenmek isterseniz, iki dakika ayırarak, ilişikteki internet adresine giriniz: http://analiztv.aktifhaber.com/news_detail.php?id=14370
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:16 .
|