NASA kanıtladı: Dünya dışında yaşam var!
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) için çalışan bilim insanı Richard Hoover, uzayda yaşamın olduğuna ortaya koyan bulgular elde ettiğini açıkladı.
Hoover, Dünya’ya düşen gök taşlarının içinde çok küçük
“uzaylı böcekler”in izine rastladığını belirtti.
Hoover’ın araştırması, Dünya’daki yaşamın uzaydan gelen mikroorganizmalar tarafından başladığı teorisini yeniden güçlendirdi.
Not: Detaylı bilgi almak için
NASA: Dünya dışı yaşamın izini bulduk! yazısını okuyabilirsiniz.
Bildiğiniz gibi suyun Dünya'ya kuyrukluyıldızlarla taşındığı yine NASA'nın çalışmaları sayesinde ortaya çıkartılabilinmişti!
Sözkonusu bu bulgular tüm canlıların, bu arada insanın balçıktan bir çömlek gibi yoğrularak, yaratılışına ilişkin Tevrat, İncil ve Kuran gibi kutsal metinleri yanlışlamaktadır.
Bu konuda geçtiğimiz Pazar günü Hürriyet yazarı
Soner Yalçın tarafından yazılan "
Erbakan'ın hatırlattığı Müslüman ilim adamları" makalesinde
Biruni (973-1051)'nin görüşleri özetle şöyledir:
"Yaratılışı, Allah'ın hür iradesinin bir eseri olarak gördü. Kainat yokken sonradan yaratıldığı; ancak yaratılışın ne zaman ve nasıl başladığı hakkında tam ve kesin bilgilere sahip olunamayacağı tezini ilerini sürdü. Biruni'ye göre elimizde bu konuda kesin ve aydınlatıcı bir bilgi yoktu. Özellikle Yahudi ve Hıristiyanların kitaplarındaki bilgiler tefsir edilmişti. Yaratılışı insan yaratılışıyla başlatmak hatalıydı.
Rabbin bir günü kulun günüydü.
Kuran'daki ayetler ise doğruydu."
Biruni, 1 milenyum önce insanın yaratılışı için de şunları söylemişti:
“Allah Teâlâ insan türünü yaratmak isteyince, O; önce uygun biçimde yerin yaratılmasını belirledi ve ona doğal şeklini oluşturacak evrimleşmeyi temin edecek gücü verdi; doğal şeklinden kastım, yeryüzünün yuvarlaklığıdır.”
Yani, uygun şartlar oluştuğu zaman madenler ve canlı türleri birbi-rinden bağımsız olarak ortaya çıktı. İlk önce cansız varlık türleri ortaya çıkmıştı, su, hava, gaz, toprak...
Sonra evrimleşme kabiliyeti olan canlıyı yaratmıştı. Bütün canlı türleri birbirinden bağımsız olarak türemişti. Ama Biruni, “İnsan en yüce mertebeye kendinden aşağı hayvan-lardan çıkarak vardı” görüşüne karşı çıktı. Hayır, insan, köpekbalığından domuzluğa sonra maymunluğa yükselerek insanlığa yükselmemişti.
İlk ana canlı türleri, Allah'ın yaratma fiilinin bir gereği olarak uygun şartlar oluşunca evrimleşerek gelişmişlerdi. Ana türler kendi içinde zamanla çeşitli dallara ayrılarak gelişmekteydi."
İBN TUFEYL ise,
“Hayy b. Yakzan” adlı eserinde, ki bu eserdeki kahraman
Hz. Adem'dir, ilk insan oluşumunu şöyle anlatır:
“Hindistan yakınlarındaki ekvatoral ıssız bir adanın cep gibi çukur bir yerinde, toprağın su ve havayla iyice karışımıyla meydana gelen çamur, uzun zaman içinde güneşin ısı ve ışığının tesiriyle mayalanır. Bu mayalanmış çamur halden hale geçerek nihayet bir şekil alınca Allah ‘hayat' adını bu şekle tecelli eder ve ona ruh verir. Böylece ilk insan kendiliğinden oluşur.”
Özetle, yaşam Dünya dışından gelen yaşamın olmazsa olmazı olan su ve mikroorganizmalarla yani sistem dışardan başlatıldığına göre, söz şu noktada kilitleniveriyor: Acaba insan maymundan evrilerek mi Dünya'ya geldi (ki hayvanlar âleminden insanlar âlemine geçişte maymun ara tür olarak kabul edilir), yoksa Dünya dışından mı geldi?
Fakat sistem dışardan başlatılmış olsa bile,
Hawking'e göre, bu, Tanrı'nın işi olamaz. Çünkü ona göre, Tanrı'ya evrende yer yok.
9 Eylül 2011'de İngiltere'de piyasaya çıkan
Hawking'in Amerikalı fizikçi
Leonard Mlodinow ile ortaklaşa yazdığı
"Büyük Tasarım (The Grand Design)" kitabında, Büyük Patlama'nın fizik yasalarının kaçınılmaz sonucu olduğu saptamasını yaptı ve Evren'in hiçten varolabileceğini söyledi. Yani Evren'in başlangıcını izah etmek için Tanrı'ya başvurmaya ihtiyaç olmadığı görüşünü dile getirdi.
Ünlü fizikçi, geçmişte bir yaratıcıya inanmanın, bilimle çelişmeyeceğini savunmuş ve kendisini ilk tebrik eden kişi, dünyaca ünlü ateist ve evrimbilimci
Richard Dawkins olmuştu.
Dawkins,
Hawking'in 23 yıl sonra Tanrı kavramından kurtulmuş olmasını büyük bir mennuniyetle karşıladı!
Bildiğiniz gibi,
Hawking, 1988’de çok satan kitabı
"A Brief History of Time (Zamanın Kısa Tarihi)" adlı kitabında, evrenin yaratılışında Tanrı’nın rol oynamış olabileceği yolundaki görüşlere yer vermiş ve
“Eğer bütün bir teori kurabilirsek bu, insan mantığının nihai zaferi olacaktır çünkü ancak bu sayede Tanrı’nın aklını da anlayabiliriz” demişti.
Hawking, geçmişteki "Tanrı" kavramını sonlandırmak istiyor!
Stephen Hawking, yayımlanan son kitabında İngiliz fizikçi ve matematikçi
Sir Isaac Newton'ın teorilerini çürütmeye çalışıyor.
Newton, Evren'in bir kaos sonucu oluşamayacağını ve Tanrı tarafından tasarlanmış olması gerektiğini söylemişti.
Isaac Newton, bir seferinde
"Yerçekimi gezegenlerin nasıl hareket ettiklerini açıklıyor, gezegenleri neyin yörüngeye soktuğunu değil... Her şeyi Tanrı yönetir" demişti.
Albert Einstein da,
Einstein and Eddington filmindeki ünlü deney sonrasında haklı çıktığını görünce, "
Bu, Tanrı'nın planı" demişti.
İngiliz fizikçi
Hawking ise,
Newton ve
Einstein'ı yanlışlayarak,
"Yerçekimi diye bir yasa olduğu için, Evren kendi kendisini hiçten yaratabilir ve yaratmaya devam edecektir" diyerek bizim varlığımızın, evrenin varlığının ve hiçbir yerine, birşey olmasının sebebinin kendiliğinden yaratılış olduğunu savunuyor.