Kısas İlkesi ve Köleler
Dün başka bir başlıkta yazarken alıntı yaptığım bir ayet oldukça dikkat çekici. Daha önce farklı açılardan işlenmişti ancak bir de bu yönüyle bakmak değişik fikirler ortaya çıkarabilir düşüncesindeyim. Uzatmadan ayeti yazalım:
Diyanet İşleri
BAKARA 2/178. Ey İnananlar! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı: Hür ile hür insan, köle ile köle ve kadın ile kadın. Öldüren, ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, kendisine örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbiniz’den bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem verici azab vardır.
Ayet kısas ilkesi ile ilgili. Bu konuda pek çok müslüman "affetme" koşulunu öne sürerek savunma içerisine girer. Ancak affetmenin olmadığı durumu ileri sürünce de "kişi yaptığının cezasını alır" şeklinde bir mantık yürütülür.
Ancak burada ilginç olan diğer bir nokta, köleye karşı köle öldürülmesine izin verilmesidir. Yani öldürülen bir köleye karşılık, öldüren kişinin bir kölesinin öldürülmesine olanak tanınmış. Ancak bu kölenin olayla bir alakasının olmadığını ve tek kabahatinin köle olmak olduğunu ve bunun da bir kabahat değil tersine zaten bir mağduriyet olduğunu görmek mümkün.
Durum böyle iken, islamın nasıl adil bir din olabiliryor? Ya da tanrısı nasıl affeden, bağışlayan ve insancıl olabiliyor?
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
|