Aydın'da terör gerginliği
Aydın'ın Germencik İlçesi'ne bağlı Bozköy'de bir termal otel inşaatı şantiyesinde çalışan doğu kökenli işçilerin 13 askerin şehit olduğu haberinin ardından halay çektiği iddiasıyla başlayan olaylar nedeniyle yaya ve araç trafiğine kapatılan köy yolu yeniden açıldı.
http://gundem.milliyet.com.tr/aydin-...03/default.htm
Elazığ'da BDP il binası önüne giden bir kişi Türk Bayrağı açarak, "Şehitlerimiz sizin yüzünden öldü, terk edin burayı" diye bağırdı. Kendisi ile konuşmaya gelen BDP İl Başkanı Mehmet Kılıçtepe'yi tekmeleyerek düşüren protestocu diğer BDP'lilerin saldırısına uğradı. Protestocu kişi müdahale eden polis tarafından gözaltına alınırken, olay üzerine aralarında ülkücülerin de bulunduğu grup BDP binasına saldırı girişiminde bulundu.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...&CategoryID=77
ek olarak ''teröre lanet mitingleri'' fırsatçılığı ile medyadaki yaygın dezenformasyon ve şoven ajitasyonları eklersek faşizm böyle örgütleniyor...
* hiçkimse ateşkes ilan edilmesine rağmen neden sürekli operasyon yapıldığı, neden çözüm için net ve kararlı bir siyasal irade gösterilmediği ve neden en basit yasal değişikliklerin bile ertelendiğini sormak zahmetinde bulunmuyor...
* siyasetin ve aklın tüm araçlarının ''eşit ve onurlu bir çözüm'' yerine neden savaş ve dayatmacılıkta, ''ben yaparsam olur''da işletiliyor?
* faşist kibir ve düşmanlıkları nedeniyle kolaylıkla galeyana gelmeye hazır ve nazır kılınmış kitlelerin varlığı, yıllardır bu kibir ve kompleks üstünden siyaset üreten egemenler yüzünden besleniyorken ve iktidar gerek seçim öncesi gerek sonrası dönemde bu kibirli ve ''hegemonik dil''den vazgeçmezken daha kaç ''bin ölü'' gerekiyor savaşın anlamsızlığı/çıkışsızlığını anlamak için?
* daha dün, kahvede garsonluk yapan 50 yaşlarında bir adam yakınıyordu:
oğlum olsa vallahi askere göndermemeyi düşünürüm artık!...
* bu anlamsız inat ve kompleks niye? vatan, millet ve kırmızı çizgiler; eşit ve onurlu bir birliktelik ile demokrasiden daha mı kıymetli?
* eşit ve onurlu bir yaşam ile demokrasinin olmadığı yerde ''vatan'' kavramının bir kıymeti olabilir mi?
* şöyle bir benzetme yapalım: yüksek ideallere ve uhrevi değerlere sahip bir dinin ''yüce adaleti'', kadına/insana zulm etmekte araçsallaşmış bir din olarak kıymete sahip midir?
* kadının, çocukların ve kısaca insanın birilerinin keyfiyeti ve egosuna tabi olduğu gündelik yaşamda ''tanrının adaleti ve hikmeti''nin bunu hiç eleştirmeden, bu durumu değiştirmeye çalışmadan kıymeti olabilir mi?
binlerce yıldır eşit ve onurlu bir yaşam için mücadele eden, bu kavgada binlerce düşünür/savaşçı/lider çıkartan insanlık; gerekirse binlerce yıl daha eşit ve onurlu bir yaşam için mücadele etmeye devam edecektir...
köleliği bile alt eden, köleliğe isyan eden spartaküs'ten beri insanlık eşit ve onurlu bir yaşamın izlerini arıyor... bu uğurda nice ihtilaller, isyanlar ve bunları sonucu siyasal belgeler ortaya çıkarmış...
efendilerse boş durmuyor... köleliliğin açık tanımını reddetmekle birlikte, tali yollara başvuruyor... hasılı insanlık üstündeki ideolojik ve hegemonik tahakküm din-vatan-ulus adlandırmalarıyla bir biçimde ''sürdürülebilinir'' kılınmaya çalışılmakta...