Teknik olarak kanıtlama ancak matematik, mantık gibi disiplinlerde olur. Bilimde o anlamda kanıtlama olmaz; ancak bazı teorilere sayısız deneyle sınandıkları, pek çok kanıtla desteklendikleri vs. durumda pratik olarak kanıtlanmış gibi yaklaşabiliriz. Güneş'in Dünya'dan büyük olduğu gibi şeyler kesinliğe çok yakındır denebilir mesela.
Tanrı'nın varlığı konusundaki iddialar için de öncelikle net bir Tanrı tanımı beklemek gerekir. Neticede farklı özelliklere sahip sayısız Tanrı tasavvur edilebilir. Bunların bazıları empirik olarak yanlışlanabilir iddialar içerebilir, ya da tanımlarında mantıksal çelişkiler olur; bunları çürütebiliriz. (empirik olarak çürütülebilecek iddialar bilimsel olarak çürütülebilir, mantıksal çelişki içeren iddiayı sınamaya gerek yok) Yanlışlanamayacak iddialar ise zaten değersizdir. Evrenin dışında evreni yaratmış, sonra da hiç müdahale etmemiş bir Tanrı var dendiğini varsayalım mesela; bu noktada iki soru sorabiliriz. Birincisi: Nereden biliyorsun? İkincisi: Olsa ya da olmasa ne fark eder?
A skeptic is one who prefers beliefs and conclusions that are reliable and valid to ones that are comforting or convenient, and therefore rigorously and openly applies the methods of science and reason to all empirical claims, especially their own. A skeptic provisionally proportions acceptance of any claim to valid logic and a fair and thorough assessment of available evidence, and studies the pitfalls of human reason and the mechanisms of deception so as to avoid being deceived by others or themselves. Skepticism values method over any particular conclusion.
–Dr. Steven Novella, The New England Skeptical Society
|