Arkadaşlar,
Celal Hoca ateizmin, Tanrı fikrinden daha tutarlı olduğunu söylemiş!
Makalesinde M.Ö. 6. yy. daki Milet’li
Anaksimandros'un
"Kâinatın ve zamanın ne başı ne de sonu vardır. O «apeiron»dur, yani sınırsızdır." sözüne yer vermiş.
Ne diyelim? Böyle durumlarda
"uyan da balığa çıkalım" denir. Çünkü şimdi tartıştığımız konuyu Grekler (Eski Yunanlılar) daha M.Ö. 3-4. yy. da kendi aralarında tartışmışlar ve çözüme çok yaklaşmışlardı. Çözümü
Hawking keşfetti!
Aranan çözüm Platon'un Evren tasarımında!
Yunanlı astronom
Glaukon, astronomiyi
Sokrates tarzında överken (ki
Sokrates,
Glaukon'un astronominin pratik faydalarını anlatırken,
Glaukon'un astronomiyi övmesi karşısında alay eder gibi bir yanıt vermişti), son sözü şu olmuştu:
"-Öyleyse Astronomi ile, Geometri'de olduğu gibi, sırf akıl için problemler elde etmek amacıyla uğraşalım; gökteki oluşumları da kendi halinde bırakalım."
Bütün bu sözler modern deneysel (ampirik) tabii ilimlere alışmış olan bizlere çok garip gelmekle beraber, aslında
Platon tamamıyla haklıdır. Aynen Geometri ve Mekanik'te olduğu gibi, Teorik Astronomi de gerçek gök cisimlerini değil, uzayda Matematik kanunlarına uygun olarak hareket eden ve tabiattaki gök cisimlerinin ancak yaklaşık olarak tekabül ettikleri maddesel noktalar veya mükemmel küreler gibi teorik, idealize edilmiş şeyleri ele alır.
Burada modern görüşlerimize uymayan husus,
"ideal" hareketlerin
Platon tarafından
"gerçek" hareket olarak adlandırılmış olmasıdır. Bununla beraber, bu husus onun hareket noktasından bakıldığı zaman gayet iyi anlaşılabilir.
Platon, ancak ideal şeyler hakkında kesin hükümler verilebileceği noktasından hareket eder. devamlı değişimleri dolayısıyla daima algımızdan kaçmakta olduklarından, tabiattaki cisimler hakkında kesin hiçbir şey bilinemez. Her ne kadar bu değişikliklerin bazı sebeplerinin farkına varabilsek de, bu sebeplerin bütününü hiçbir zaman keşfedemeyiz. Bundan dolayı kesin bir temele dayanan bir yargının mümkün olmadığı yerde "gerçek"in de bulunamayacağı
Platon tarafından ileri sürülür.
Platon'a göre,
"Tanrı" tüm gerçeklerin idealize edildiği bir kavramdır. Örneğin, Matematik bu gerçeklerden yalnızca birisidir. Çünkü Matematik kesindir, dolayısıyla bir gerçektir. Ve "gerçek" de tanrısaldır.
Platon,
"Tanrı daima Geometri (Matematik) yapar" diyor.
Platon'a göre, Tanrı, görünür Evren'i gerçek, tanrısal ve salt matematiksel hareketler modeline göre düzenlemiştir.
Platon'un istediği tarzda bir ideal Astronomi'yi, yani bir hareket eden noktalar, daireler ve küreler geometrisini günümüze kadar ulaşabilen
Autolykos'un
"Dönen Küreler Hakkında" adlı eserinde görebiliyoruz.
Şimdi ünlü fizikçi
Hawking'in
"Grand Design (Büyük Tasarım)" kitabında söylediklerini
Platon'un Evren tasarımına göre değerlendirdiğimizde,
Platon'un ne demek istediği daha iyi anlaşılıyor. Çünkü
Platon, Tanrı'nın Evren'i salt matematiksel ve fiziksel hareketler modeline göre düzenlediğini söylerken, bu,
Hawking'de Evren'in fiziksel kurallarına (örneğin, Bing-Bang olayı) terkedilmesine karşılık gelir. Fakat bütün bu beyin fırtınasından sonra
Hawking,
"Tanrı'ya gerek yok!" diyorrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr.
İşte bu sonuç,
Platon'un tıkandığı ama
Hawking'in çözdüğü bir olaydır.
Not: Konuyla ilgili olarak
Özdemir İnce'nin "
Tanrı fikrinin doğuşu" makalesine bakabilirsiniz. Hararetle tavsiye ederim.