Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji > Evrim

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 17-02-2005, 16:37
haci haci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Nov 2004
Mesajlar: 830
Standart EVRİMİ REDDETMEYE OLANAK YOKTUR!

Dindarların, özellikle Müslüman’ların evrim kuramından neden korktuklarını çok iyi anlayabiliyorum. Evrim uzun zamandır gözlemlenen ama dinsel açıklamalar dışında bir anlam verilemeyen canlılar arasındaki biyolojik ilişkileri açıklar, yaşama bir anlam getirir, Allah’a meydan okur.. İnanırlar evrimi reddetmekle Allah’a ne kadar sadık olduklarını kanıtlamaya çalışırlar. Allah’ın aradan çekilmesine, canlı yaşamından uzaklaşmasına izin vermez onlar. Allah’ın en azından bir süre daha insanlığa hükmetmesi için ellerinden gelenleri yaparlar, inanırlar.. Bunlar son çabalarıdır. Çaresiz kalmışlardır.. Yılana sarılırlar.. Değersiz, önemsiz ve ahlaksız bazı sahte bilimcilerin peşinde son bir çaba ile Allah’ın görkemini kanıtlamaya çalışırlar. Hem de bilimden çaldıkları bazı gerçeklere dayanarak Allah’ı ve İslam’ı diriltme çabası içine girmişlerdir. Bazı inanırlar bu çabanın nafile olduğunu bilmeyecek kadar cahildirler..

Aslında evrimi reddedenler kendi inançlarının yok olmasını çabuklaştırmaktan başka bir şey yapmamaktadırler. Evrimi reddedenler kendi düşlerindeki Allah’a bile ihanet etmektedirler. Kendi inançlarında yaşayan Allah’ın kanunlarının bulunmasına karşı çıkarak insanlığın ilerlemesini önlemeye teşebbüs ettiklerinin farkında bile değillerdir. Ama bu çabaları boşa gitmektedir. Bilim onların yaygaralarına hiç bir zaman yüz vermemiştir. Onların itirazları bilim tarafından dinlenmez, duyulmaz, değer ve önem verilmez.

Basit bir mikropla bile insan arasında oldukça yakın benzerlikler vardır. Bu yakınlığın temelinde moleküler benzerlik yer alır. En basit bir bakteri olan saprofit E. Coli türüne insan insülin geni enjekte edilmiştir. Bakteri durmaksızın insan insülini sentez etmektedir. Bu yakınlığı inkar etmek zordur. Yine de bir mikropla insan arasında kurulan köprüyü evrim kuramı ile açıklamayı reddedecek kadar gözü dönmüştür bazı sapık dindarların. Evrime direnmenin Allah’ın görkemini koruduğuna inanmaktadırlar bazı sapıklar..

Yine de ilginç olarak evrimi reddedenlerin kendileri yeni bir kuram geliştirememektedirler. Canlılar nasıl ortaya çıkmaktadırlar? Bu konuda en ufak bir nosyondan bile haberdar değillerdir. Dindarlar yaratılışı açıklayacak yeni kuramlar geliştiremedikçe, evrim kuramını sarsamayacaklardır.. Ol deyince olmanın modası geçmiştir artık. Yaratılışa inananların bile bazı açıklamalar yapması gerekmektedir.

Yaratılışa inananlara eskiden daha çok cami, kilise ve sinagoglarda rastlanırdı. Şimdi onlarla çeşitli forumlarda karşılaşılmaktadır. İlginç olarak 1950’li yıllardan beri Papalık evrime sıcak bakmaktadır. Dünyadaki en eski ve tutucu monoteist bir din olan katoliklik evrimin bir gerçek olduğunu kabule hazırdır.

Bilim adamları için evrime inanmayanların durumu sadece gülünçtür. Onları başka türlü nitelendirmek mümkün değidir. Onları ciddiye almaya elbette olanak yoktur. İnsanlık evrimin açıkladığı bazı gözlemlerden ve evrim kuramından yararlanmaktadır. Çeşitli ilaçları ve hormonları artık bakteriler üretmektedirler. Bakteriler insanların uzaktan akrabasıdır. Öyle olmasalardı insan hormonlarını sentez edemezlerdi. Evrim kuramı çöktü yalanları ona inanmayanların boş beyninde yankılar yapmaktadır. Bilim bu yankıları duymamaktadır.

Evrim son derece yavaş ilerleyen biyolojik bir süreçtür. Bakteriler gibi hızla çoğalan birkaç canlı türü dışında gözlemlenemez.. Bir duvar saatine bakınız. Akrep ve yelkovanın hareket etmediğini göreceksiniz. Ne kadar dikkatle bakarsanız bakınız, onlarda hareket göremeyeceksiniz. Ama beş dakika içinde her ikisinin de ilerlemiş olduğunu farkedeceksiniz. Bu nasıl olabilir? Siz gözlemlemediğiniz halde akrep ve yelkovan ilerlemişlerdir! Evrimi çok daha yavaş ilerleyen bir saat gibi düşünebilirsiniz. Dakikaları bile göremeyen bir insanın, evrimin gerçekleşmesi için aradan geçmesi gereken onbinlerce yılı farketmesine, kavramasına, idrak edebilmesine, hissedebilmesine olanak var mıdır?

Birbirleri ile bağlantılı kavernleri su dolu dehlizler şeklinde, bitişikteki tatlı su gölü ile devam eden, gün ışığının penetre olamadığı karanlık ve geniş bir mağara düşünün… Ve bu mağarada yaşayan balıkları… Burada yaşayan bazı canlılar oldukça sınırlı bir eko sistemi içinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu balıkların aslı bitişikteki gölde yaşayan balıklardır. Onbinlerce yıl önce oradan buraya kaçmışlar veya sığınmışlardır. Bu balıkların ortalama ömrü yalnız 2-3 yıl olsun. Mağarayı oluşturan duvarların keskin ve sivri kayalardan oluştuğunu düşleyin. Mağaraya ilk kaçan balıkların önemli bir kısmı bu duvarlara çarparak telef olacaklardır. Bu ortamda göze gerek yoktur. Duvarlara çarpan iri gözlü her balık enfeksiyon kaparak, ölecektir. Gözleri ne kadar küçük ise o kadar çok yaşama şansına sahiptir bu balıklar. Doğa küçük gözlü, hatta gözsüz balıkları seçecektir. Bu doğal seçimdir. Mağaranın keskin duvarları da balıkları üzerine olan doğal baskıdır. Gözlerin büyüklüğü arasındaki fark önceleri azdır ama, zamanla gözler küçülecek ve sonunda atrofiye uğrayarak yok olacaktır. Çünkü ancak gözsüz balıklar bu ortamda yaşayabilirler. Bu karanlık ortamda gözün hiç bir yararı ve avantajı olmadığı gibi, dezavantajı ve zararı da vardır. Göze gereksinim yoktur. Göze sahip olmak zararlı ve tehlikelidir. Bu karanlık dünyada göz bir handikaptır. Görmeyen balık mağaradaki eko sistemi için çok daha uyumludur. Ayrıca bu balığın diğer balıklar gibi yüzmesi de uygun değildir. Bu balık yüzeydeki organik maddelerle beslenebilmek için ters yüzmek zorundadır. Yani karnı yukarda yüzecektir.

Evet. Böyle bir balık türü vardır. Bu durum açıkca evrimin canlıları nasıl değiştireceğinin mükemmel bir örneğidir. Evrim her zaman kötüden iyiye, zayıftan güçlüye doğru gelişmez. Bunun tersi de olabilir. Evrim canlıların içinde yaşadıkları ortama olan uyumdan sorumludur. Canlıların ilerde nasıl bir yaratık olacaklarını içinde yaşadıkları ortam saptayacaktur. Göz elbette doğanın bir şahaseridir. Gözü yaratan doğa, bazı koşullarda onu yok edebilmektedir.

Evrim işte budur..

Evrim kuramı çökmemiştir. Her gün giderek güçlenmektedir.. Darwin evrimle ilgili bir mekanizma bulmuştur. Yukardaki balık örneği Darwin’in ne kadar haklı olduğunu göstermektedir.
İster inanın, ister inanmayın..
Her iki durumda da bilimin umurunda bile değildir.


HACI
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler

Etiket
arius, evrim


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:56 .