Tebükte hz. Muhammed'e karşı suikast girişimi
TEBÜKTE HZ. MUHAMMED'E KARŞI SUİKAST GİRİŞİMİ
a) Hz. Muhammed'in En Yakın Çevresi Onu Öldürmek İstiyor:
Hicri 9. yılında Hz. Muhammed Suriye tarafında Bizanslılara karşı Tebük (bir bölgenin adıdır) seferini düzenler. Ordusu hem sayı olarak az, hem de araç-gereç bakımından zayıf olduğu için, pek çok Müslüman savaşa katılmak istemez. Burada savaşın seyriyle ilgili bilgi vermiyorum; amacım, bu savaşta meydana gelen önemli bir konuda bilgi vermektir. Tebük seferine katılmak istemeyenler hakında Kur'an'da (özellikle Tevbe suresinde) birçok ayet var, yeri gelince onlardan da örnek sunacağım... Demek istediğim şu: Hz. Muhammed Tebük'ten dönüp Medine yolunu tutunca, en yakın arkadaşlarından süvari bir grup -ki sayıları 12-15 olarak söyleniyor- gece karanlığından da yararlanarak onu vurmak ister.
Ancak Muhammed bu planın duyumlarını alınca yol güzergâhını değiştirir. Yolda Ammar b. Yaser onun devesini önden çekmekte, Hüzeyfe b. Yeman da arkadan sürmektedir. Muhammed'i öldürmeye karar veren grup, onun bu yol değişikliğini öğrenir ve aynı istikamette onları takibe alır. Bunlar yaldaşıp artık baskın yapma aşamasındayken, Muhammed'in arkadaşları tarafından fark edilirler. Bu arada Muhammed arkadaşlarına, "Çabuk sürün, hızlı olun" diye emir verir. Arkadaşları bağırıp çağırır ve "Haberiniz olsun sizi gördük." deyince, baskını düzenlemek isteyen Müslüman grup korkar, kaçmak zorunda kalır ve İslam ordusu arasına dağılıp kaybolur. Karanlık olduğu için Muhammed'in etrafındaki insanların çok olduğunu sanmışlardır; yoksa onu kolay kolay bırakmazlardı.
Bu arada Muhammed, arkadaşlarına, "Siz bunları tanıdınız mı?" diye sorar. "Yüzleri maskeliydi, göremedik; ancak atlarını, bindikleri hayvanları tanıdık/ bugünkü tabirle, arabaların plakalarını aldık." derler... Muhammed yine sorar: "Sizce bunların niyeti neydi?" "Bilmiyoruz." karşılığını verirler. Muhammed bu kez: "Yemin ederim ki onların planı beni vurmak, ortadan kaldırmaktı. Ben onları teker teker biliyorum." der ve onların isimlerini Ammar-Hüzeyfe'ye söyler; ancak "Sakın ola, bu isimler sizde gizli kalsın, hiç kimseye söylemeyin." talimatını verir.
Neden böyle bir talimata gerek duymuştur? Çünkü bunu yapanlar, Hz. Muhammed'in kendilerine cennet müjdesi verdiği en yakın arkadaşlarıydı. En başta halife Ebubekir, halife Ömer, halife Osman, Talha b. Ubeydullah, Sad b. Ebi Vakkas, Ebu Musa el-Eş'arî gibi seçme isimler vardı bu on beş kişilik baskın grubunda. Evet; bunu anlatan, ünlü İslam düşünürü İbni Hazm (ölüm. hicri 456). Gerçi kendisi bahaneler buluyor ama ne olursa olsun bunları o anlatıyor.
Bu baskını gerçekleştirenler arasında Ebubekir, Ömer ve Osman'ın isimlerini veren başka yazarlar da var. (7) Tabii ki burada savunma amaçlı uyduruk bazı sözler öne sürülmüş; ancak bunlar çok sığ ve gülünç savunmalar, yeri gelince onlardan birkaç çarpıcı örnek vereceğim. Benzer savunmaları İslami kesim hep yapıyor. Mesela ileride değineceğim gibi, halife olarak Ebubekir'in rakibi Sad b. Ubade, Ömer'in korkusundan Şam tarafına göç etmek zorunda kalıyor. Ömer adamlarını gönderip onu orada katlediyor ve "tuvalete girince cinler onu öldürmüş" diye çok saçma bir bahane uyduruyorlar. Yine yeri gelince anlatacağım, Ayşe ile Hafsa, Muhammed'e ilaç içirince, biz yapmadık, ey Muhammed; senin amcan Abbas yaptı diyorlar. O da diyor ki Abbas masumdur, siz yalan söylüyorsunuz, siz yaptınız. İşte yapılan savunmalar hep bu tarzda. Dediğim gibi, bağımsız bir başlık altında bu savunmalardan ilginç birkaç örnek vereceğim...
Tabii ki İbni Hazm gibi ünlü bir İslam düşünürü bu olayla ilişkileri olan kişileri anlattığı için, İslam âleminde ona kimse bir şey de diyememiştir ancak savunma amaçlı farklı zikzaklara başvuran İslam düşünürleri çoktur. O savunmalardan önemli bir kesit sunacağım.
Bu olaya karşı Muhammed'in arkadaşları Hüzeyfe ve Ammar kendisine şu öneriyi getirirler: Mademki onları tanıyorsun, biz Medine'ye dönünce onları öldürelim, ne dersin? Muhammed, "Hayır olamaz. Çünkü o zaman bana karşı olanların ellerine bir fırsat geçer, onlar olumsuz propaganda yapıp “Muhammed en yakın arkadaşlarını öldürdü.” derler. Onun için biz tedbirimizi alır o şekilde devam ederiz" der. Evet, Hz. Muhammed onların isimlerini gizli tutmuştur dedim. Ancak gerçeği saptırmak için, kimi kaynaklarda bazı sahte isimler de verilmiş: Şu şu kişilerdi gibi uyduruk bazı isimler ortalıkta dolaşıyor. Aslında onlar günah keçisi kesilen isimlerdir. Gerçek failler ise hep gizlenmek istenmiştir. Bu konu üzerinde yeterince duracağım.
Hz. Muhammed onların isimlerini gizli tutmakla iyi bir taktik uygulamıştır aslında. Çünkü eğer açıklasaydı, kendisinin de belirttiği gibi hem İslama karşı olanlarda olumsuz etki yapardı: Demek ki bu dinde bir şey yok, Muhammed'in en yakın arkadaşları bile kitlesel olarak ondan uzaklaşıyorlar ve hatta onu vurmak istiyorlar gibi olumsuz propagandalar yapılabilirdi. Hem de deşifre etmiş olsaydı, onlarla kuvvet yoluyla bir kere baş etmesi pahalıya mal olurdu, hatta mümkün bile değildi: Mesela Hz.Ömer'e ceza verebilir miydi, onu karşısına alabilir miydi? Ebubekir'e, Osman'a, Talha'ya, Sad b. Ebi Vakkas'a, Ebu Musa el-Eş'ari'ye... ne yapabilirdi! O zaman tüm lider kadro ona düşman kesilirdi ve Muhammed'in elinde kimse kalmazdı ve yalnız kalırdı.
Komplocuları tespit ettiğine göre bundan sonra yapması gereken, hem fiziki olarak tedbirini almak, kendini korumak, hem de Cebrail-Allah kanalıyla Kur'an'a istediği ayetleri eklemektir. Dediğim gibi zaten başka yöntem de mümkün görülmüyordu, tabii ki bu arada sanki Muhammed'in onların komplosundan haberi olmamış da, inandığı Allah'ı ona vahiy yoluyla kendileri hakkında yeni bilgi iletiyormuş gibi mucizesini de göstermiş oluyordu. Onlar hakkında Tevbe suresinin 74. ayetini oluşturup ilan etmiştir.
Diyanet'in Kur'an tercümesinden ilgili ayetin anlamını vereyim: "Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve Müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resulü kendi lütfü ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır."
Sanki Muhammed bu suikastçılar hakkında hiçbir şey duymamış da; Allah'ından gelen bilgiyle ilk kez haberdar oluyormuş gibi yapıyor, tabii ki bir taşla iki kuş misali, bu ayetle birkaç yere mesaj gönderiyor. Çünkü Tebük'te bir ara onun devesi kaybolunca, Müslümanlardan biri, "Hani dünyada olup biten her şeyi, geçmişi, geleceği... biliyorum diyen bir Muhammed, nasıl olur da yanı başında devesi kaybolmuş da nerde olduğunu bilemiyor, bu nasıl peygamber?" şeklinde alay ediyor. Cülas bin Süveyd, (8) "Eğer Muhammed'in anlattıkları doğruysa, eğer peygamberse ben eşek olayım." diyerek onunla alay ederken, Muhammed bunlardan haberdar oluyor. İşte Tebük'te hem kendine karşı komplo kuranlar/onu vurmak isteyenler, hem de onunla alay edenler için, mucize niyetiyle yukarıdaki ayeti oluşturuyor.
Ayette her şey açık ve nettir: Onlar yemin ediyorlar ki, biz söylemedik. Peki, neymiş söylemedikleri şey? İşte az önce özetlediğim gibi, 'Muhammed'de tanrısal boyut varsa eşek olayım' diyen kişi. Güya ona baskı yapılınca ben bunu demedim demiş ve Tanrı için de onun sözü o kadar önemli olmalı ki bu ayeti onun yalanı için göndermiş.
Bir de 'yanı başında devesini bulamayan Muhammed, nasıl oluyor da geçmiş ve gelecek her şeyi bilirim' diyen kişinin bu cümlesi tanrının hoşuna gitmemiş olmalı ki, gerek görüp az önceki ayeti yanıt olarak göndermiş, tabii ki Muhammed'in bunların söyledikleri hakkında istihbaratı vardı. O yüzden hepsine topluca yanıt olabilecek böyle ayetler oluşturup anlatıyordu. Ayetin bir yerinde şu cümlecik de var: "Allah ve Resulü kendi lütfü ile onları (Müslümanları) zengin kıldığı için, inkârcılar intikam almaya kalktılar." diyor. Peki, bu parçanın olayla ne alâkası var? Bunu da müfessirler şöyle açıklamışlar ve zaten başka türlü de yorumu mümkün değil: Efendim, Hz. Muhammed Medine'ye gelip savaşlarda elde ettiği ganimetleri yandaşlarına dağıtınca bunlar zengin olur. Bu arada başta Abdullah b. Selul olmak üzere muhalefettekiler onların bu durumunu kıskanırlar. İşte ayette sözü edilen zenginliğin kaynağı budur. Yani Allah'ın minnet ettiği zenginlik kaynağı, ganimetler, talan ve çapulculuk. Yoksa başka ne gibi yollarla onları zengin etmiş ki!
Aynı ayetin bir yerinde de, başarılmayan bir plandan söz ediliyor. İşte o plan Tebük'teki suikasttir. Zaten Diyanet de, "Muhammed'i öldürmek demek" şeklinde almıştır. Biraz önce vurgu yaptığım gibi, Muhammed onlarla savaşmak yerine, ayet taktiğiyle kendilerini korkutmaya, bu yöntemle işi ayarlamaya çalışıyordu ve tabii ki artık fiziki olarak da tedbirini almaya devam ediyordu.
Bu Tevbe suresinde konuya ilişkin oluşturulan başka ayetler de var. Bu ayetlerde söylenen bazı mesajlar şöyle:
"Ey Muhammed; bu münafıklardan ölen olursa cenaze namazını bile kılma, kabirleri başında da durma. Ayrıca onlara 70 sefer dua etsen de ben (Allah olarak) kabul etmem." Yani ey Muhammed, onların bağışlanması için sen bile devreye girsen ben onları affetmem şeklinde ayetler var.(9)
Hz. Muhammed hadislerinde, arkadaşlarım arasında 12 kişi var ki (aslında Tebük olayına adı karışanların sayısı 15'tir; ancak bunlardan 12'si Muhammed'e çok yakın isimler olduğu için burada bu rakamı kullanmıştır!), deve iğne deliğinden geçmediği sürece bunlar da cennete girmeyecekler diyor, ayrıca onlar için bedduada bulunuyor.
Bu kişilerin sayılan hakkında ünlü Kur'an yorumcusu/müfessir Kadı Beydavi kesin rakam belirtiyor: Diğer Kur'an yorumcuları gibi o da olayın detayları hakkında bilgi verdikten sonra Tebük seferi dönüşü Hz. Muhammed'e karşı suikast girişiminde bulunanların sayısı 15'ti, diyor. Bu suikastle ilgili bilgileri içeren epeyce İslami kaynak var. Bazılarında bunların sayısı, parça parça da olsa isimleri de verilmiş; bazılarında ise yalnız olay anlatılmıştır. (10) Zaten olay net olarak Tevbe suresinde anlatılıyor; ayette sadece kişilerin isimleri yok. Tabii ki Muhammed onların isimlerini ayette belirtemezdi. Çünkü o zaman açıkça onları hedef gösterirdi ve aralarında savaş başlardı.
Kaldı ki İbni Hazm'ın Muhallası dışında, başta Müslim olmak üzere birçok İslami kaynakta bu konuda kanıtlar var; hepsini anlatacağım.
İbni Hazm her ne kadar katılmıyorsa da şunu da yazıyor kitabında: “Ömer, Hz. Muhammed'in yanında bulunan Hüzeyfe'den soruyor: ‘Madem sen o münafıkları tanıyorum diyorsun, peki ben de onların içinde var mıydım?’ diyor.”
İslam tarihi aşırı derecede sansürlüdür; buna rağmen yine de değişik kaynaklara ve hatta değişik sayfalara dağıtılan bilgiler bir araya getirildiğinde bu konuda önemli bilgiler ortaya çıkıyor.(11)
|