"Genel bir cevap olarak, felsefe, edebiyat ve müzik tarihini biraz bilen herkes bu insanların Çekim Yasası'na inandığını duyduğunda şaşırır.
Victor Hugo'nun
Sefiller'i,
Goethe'nin
Genç Werther'in Acıları,
Sheaespeare'nin
Kral Lear'ı ve
Platon'un diyalogları, bu dünyanın acılarıyla ilgili olarak, olumsuzlukları hayatımıza kendi kendimize çektiğimizden ziyade, daha iç karartıcı açıklamalar getiriyor. Hikayelerinde kötü ruhlu çocuklar, açgözlü işadamları, kıskanç aşıklar, bencil hükümetler ve sosyopat krallar var. Sheaespeare, hayat genellikle korku veren bir gerçeklik olduğu için "yaşam hepimizi korkak etti" diyor. Sefiller'deki asilerin Fransız ordusuyla karşılaştıklarında keşfettikleri gibi.
Müzik yeteneğim veya eğitimim yok (müzik tarihini bile fazla bilmem), bu yüzden birinin
Beethoven'ın müziklerinde Çekim Yasası'nı "ifade ettiğini" nereden çıkardığını bilemeyeceğim. Gerçek şu ki Beethoven müziği üzerinde çok çalışırdı. 8. Senfoni'yi iki yılda yazmıştı. Araştırmalar, çalışmasında kullandığı defterlerde sayfalar dolusu notaları tekrar tekrar düzelttiğini gösteriyor.
The Secret için yapılan araştırmalar görünüşe bakılırsa şu şekilde gerçekleşmiş: Eğer sırrı vurgular gibi görünen bir söze rastlarsa, yazar otomatikman bunu bir destekleyici olarak görmüş. Örneğin biri şükran duygusunu savunan bir ifade yazmışsa, yazının geri kalanı gerçekte ne söylüyor olursa olsun, Çekim Yasası'nın savunucusu olarak görülmüş. Buna bir şeyi "bağlamından uzaklaştırmak" denir. Daha da kötüsü bu bağlamı bilmememektir.
Şimdi,
Ralph Waldo Emerson'ın şu sözlerine bir bakalım: "Sır yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak her şeyin cevabıdır. (s. 183)" Bu sözleri söyleyen biri gerçekten de Çekim Yasası'nın savunucusu olarak algılanabilir. Ama anısına hazırlanmış Web sitesini araştırdığınızda,
Ralph Waldo Emerson'ın Bütün Çalışmaları arasında böyle bir söze rastlamıyorsunuz (
www.rwe.org).
Emerson'ın tam biyografisi, Robert D. Richardson, Jr.'ın hazırladığı
Emerson: A Mind on Fire (Emerson: Ateşten Bir Zihin) olarak gösterilebilir. Bu çalışma Emerson'ın sırra inandığı yönünde hiçbir kanıt sunmamaktadır. Gerçeklerini, görüşlerini ve duygularını neredeyse daima bunalım ve şüphelerle başa baş giden sıkı çalışmalarıyla, ciddi mücadelelerle, sert bir disiplin anlayışıyla ve tutkuyla öğrenerek kazanmıştır. Zorlu yaşam yolculuğunu incelediğinizde, "benzer benzeri çeker" şeklinde kolaylaştırıcı dönemleri çok ender görürsünüz.
Şimdi bir de
Sokrates'e bakalım. İşte Çekim Yasası'nı insanlığın iyiliği ve yıkımı için bir açıklama olarak görmediğini gösteren doğrudan sözel aktarımlardan bazıları:
"Çok acı bir düşmanlığın hedefi oldum ve bu yıkımımı getirecek olan şeydir; Meletus veya Anytus değil, halkın çok geniş bir kitlesinin kıskançlığı ve iftiraları. Diğer bir çok masum insan için ölümcül sonuçları oldu ve sanırım öyle olmaya da devam edecek; benimle duracaklarını hiç sanmıyorum." (Sokrates'in Savunması)
"Eğer uzun zaman önce politikaya girmeyi deneseydim hayatımı uzun zaman önce kaybederdim." (Savunma)
"Gerçek ve iyi bir sanatçının zihni daima tek bir düşünceyle meşguldür: Adalet vatandaşların ruhlarına işlenirken adaletsizlik nasıl ortadan kaldırılabilir, ılımlılık işlenirken disiplinsizlik nasıl ortadan kaldırılabilir ve iyilik işlenirken kötülük nasıl ortadan kaldırılabilir." (Gorgias)
"Politik güç ve felsefi zeka arasında bir birleşme olmadıkça sorunlar asla kesilmeyecektir. (Cumhuriyet)
"Büyük suçlar ve saf kötülük, gelişimiyle yozlaşmış gayretli bir doğadan gelir." (Cumhuriyet)
"Şu noktada siz de, felsefeye karşı bir çoklarının gösterdiği bu sert tutum için, ait olmadıkları yerlere dalan, birbirleriyle tartışıp duran, nefret dolu olan ve felsefeye hiç yakışmayacak şekilde daima insanlar hakkında konuşan isyankar grubu suçlamıyor musunuz? (Cumhuriyet)
"Her birimizin, hatta en saygın olarak tanınan bazılarımızın bile içinde korkunç, şiddetli ve adaletsiz bir arzular yığını vardır." (Cumhuriyet)
"Zihnin zeka isteği yönünde bir hastalığı olduğunu ve bunun iki türlü olduğunu kabul etmeliyiz; yani delilik ve cehalet." (Timaeus)
"Yaşam iyi şeylerle doludur; ama bu iyi şeylerin çoğu pis ve bulaşıcı parazitlerin gölgesi altında kalır." (Kanunlar)
Sokrates'in yoğun ve güçlü argümanları Çekim Yasası'na yakın bir şeye inandığı yönünde en ufak bir ipucu bile vermemektedir. Sokrates'in dünyasında, ruhlarımız aşırı zevk, güç ve ün tutkusuyla, kötü insanlarla, kötü öğretilerle, tembelce alışkanlıklarla, kötülüğü daha da çekici kılan harika sanatla, iyiliği cansız gösteren ruhsuz sanatla, cinsel aşkın gücüyle ve diğer birçok kirliliğin etkisiyle yozlaştırılmıştır.
Platon ise insanlığın refahına uzanan yolun kolay, basit ve ışık hızıyla Evren'den elde edilebilecek olduğu konusunda hiçbir cümle söylememiş ve yazmamıştır. Platon'da kestirmeler yoktur. Bilgelik, sıkı düşünce, cesaret, içsel disiplin, dürüstlük, belli alanlardaki uzmanlar için uzun bir arayış gerektirir ve ruh kalabalıkla birlikte, veya kişinin kendi istekleriyle savrulmayacak şekilde güçlü bir bağımsızlığa sahip olmalıdır.
Platon, bize tartışma sanatında
ikinci bir aracı hatırlatır; düzgün düşünebilme yeteneği. Bu, akla gelebilecek her türden nedenden dolayı çok zor bir şeydir. Mantık ustası Sokrates bile sürekli olarak gerçeği bulmanın, net düşünmenin ve bir tartışmayı adil ve doğru bir şekilde sürdürmenin ne kadar zor olduğundan söz eder. Tutkularımız, kendi görüşlerimize bağlılığımız ve felsefecilerin adına "mantık safsataları" dediği şeyler bizi kör etmiştir." (Yalanın Ardındaki Gerçek "Çekim Yasası"/9. Bölüm s. 143)