Dinlerden özgürleşmemde en büyük etken yaratılışçıların skandallarına şahit olmamdı
Dini düşüncelerden kurtulmamda en büyük paya sahip unsur yaratılışçıların sahtekarlıklarına şahit olmamdı.
Dindar bir Müslüman idim. 12 yaşlarındayken Harun Yahya grubunun eserleriyle tanıştım. Bana çok ilgi çekici gelmişti. Evrim Teorisi’ni kesin bir şekilde çürüten eserler olarak görmüştüm onları. Tabi o zamanlar bu adamın özel yaşamıyla ilgili skandallarından haberim yoktu. Fakat bu skandallardan haberim olunca bu gruptan soğudum (o sıralarda 15 yaşlarındaydım). Ama kitaplarında kullandığı argümanlar hala bende etkisini sürdürüyordu ve çok mantıklı geliyordu.
Daha sonra Said Nursi’nin eserlerine yöneldim (ve tabi Nurcularla daha sık irtibatta olmaya başladım). Dili ağır olmasına karşın kısa sürede alıştım. (Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Said Nursi hakkındaki tartışmalarda birçok ateist onun Kürtçü, bölücü ve İngiliz ajanı olduğunu iddia eder. Her ne kadar bu şahıs şeriat yanlısı olsa da bu tür asılsız ithamlarda bulunulmasına asla taraftar olmamalıyız. Said Nursi’nin Kürtçülük yapmadığını gösteren tarihsel deliller ezici çoğunluktadır. Sinan Meydan, Nihal Atsız, İsmet İnönü gibi kişiler bu konuda Said Nursi’ye haksız suçlamalarda bulunmaktadırlar. Ve Nurcuların bu konudaki delilleri anti-Nurculardan daha güçlü.)
Risale-i Nurlar’da kullanılan yaratılışçı argümanlar da diğerlerinden farklı değildi. İndirgenemez komplekslik argümanı dinsel, kelam ilminin terimleriyle anlatılıyordu.
Ancak 21 yaşımda ateistlerin dine karşı argümanlarını merak edip araştırmaya başladım. Aslında yapmak istediğim şey bir antitez geliştirmekti. Ancak bu durum maksadımın aksine dinden kopuş sürecimi başlattı.
Harun Yahya’nın eserlerinde pek çok alıntı sahtekarlığı yaptığını ve bilimsel açıdan pek çok hata ile dolu olduğunu gördüm. Kendi eserleri Amerika'daki ICR gibi Hıristiyan/yaratılışçı gruplardan çeviri olduğu ve onlardan finansal destek aldığını öğrendim. Tabi aynı alıntı sahtekarlıkları yabancı yaratılışçı gruplarda da vardı. Üstelik bunların bir kısmı Genç Dünya Yaratılışçılığı gibi akıl almaz bir bilim karşıtı iddiayı savunuyordu. Darwinizm ile mücadelede bilim etiği ile bağdaşmayan yollara sapıklarına şahit oldum. Bu yüzden tüm yaratılışçı gruplara güvenim zedelendi.
İndirgenemez komplekslik argümanının da bilimsel olarak çürütüldüğünü (delilleriyle birlikte) öğrenmem ve Evrim Teorisi’nin sayısız bilim kuruluşunca desteklendiğini görmem de tanrı fikrini terk etmemde büyük etkisi oldu. Tabi evrimin doğruluğunu bilmem sadece bilimcilere olan körü körüne bir güvenden kaynaklanmıyor. Bu konuda ateistforum ve diğer evrimci sitelerdeki pek çok makaleyi okudum. Richard Dawkins’in eserlerinden bazılarını okudum. Böylelikle evrimin bir gerçek olduğunu gördüm.
Kur’an’daki akıl ve ahlakla bağdaşmayan ayetleri incelememde de dinden kopuşumda etkisi oldu. Önceden Kur'an mucizesi olarak bildiğim bir çok şeyin birer birer fos çıktığını görmek bende şok etkisi yaptı.
Beni en şoke eden durum Kur’an’ın küçük yaşta evliliğe izin vermesiydi. Birçok fıkıh kitabında Talak 65/4 ayetine dayanarak henüz bulüğa ermeyen küçük kızlarla cima edilebileceği hükmü çıkarılmış. Bir de düşünme organı olarak açıkça “kalp” olarak gösterilmiş -ki bu da dönemin yanlış anlayışını yansıtıyordu.
Talak 65/4 ayetine makul bir açıklama bulabilmek için çok uğraştım, hatta reformcuların yorumlarını bile inceledim, ama nafile, gerçekler çok açıktı. Ayetin neyi kastettiği çok açık.
Bu ayet olmasaydı diğer çelişkileri, ve bilime ters düşen ayetleri sindirebilirdim belki ama bu ayet bardağı taşıran son damla oldu.
Şu an ise kendimi panteizme daha yakın hissediyorum. Felsefe ve popüler bilim kitapları okuyarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum.
Evet, benim de böyle bir öyküm var.
Konu ALKA tarafından (23-12-2012 Saat 02:03 ) değiştirilmiştir.
Sebep: Yazarın isteğiyle düzenlendi
|