
07-07-2013, 04:20
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2011
Mesajlar: 1.160
|
|
Kuran'da Tanrı Baal (Bal arısı - Semiramis) !
İlkin Kuran'da da adı geçmekte olan Tanrı Ba'al hakkında bazı bilgiler verip devamında ilgili Kuran ayetlerine geçmek istiyorum. Sabırla okumanız dileğiyle!
Tanrı Ba’al:
-Baal “efendi”, “sahip”, “koca”, “kral” ve “tanrı” anlamlarına gelir. Bir başka ifadeye göre o bağ ilahı anlamına gelir. (Ba bağ, bahçe, al ilah’tır) Eski Ortadoğu bölgesinin ve Kartacalıların baş tanrısıdır. Uğruna insan (özellikle küçük çocuklar) kurban edilir.
-Fırtına ve yağmur tanrısı olan Baal verimlilik tanrısı olarak ta görülür ve yaygın bir biçimde tapınılan bir tanrıdır.
-Merodak-Baladan adı Babil'in bir kralının adı olup bundan anlaşıldığı üzere Baal adı aynı zamanda Merodak olarak ta adlandırılan Marduk'tur.
Marduk Semiramis'in oğludur. Semiramis gök kraliçesi ve kutsal anne olarak görülen bir tanrıçadır. Kutsal Anne Semiramis ve oğlu Nimrod (Marduk) inancı bu şekliyle Babil'den gelir. Hıristiyanlık bu eski putperest inanç biçimini İsa'nın annesi Meryem'le çocuk İsa'ya uygulamıştır. Hıristiyanlığın ilk zamanlarında olmayan, Kutsal anne Meryem ve bebek İsa inancı buradan doğar. Gerçekte Meryem'den "Kutsal Anne" diye söz edilen bir pasaj bulunmaz. Marduk güneş tanrısı olduğundan, kundaktaki ve beşikteki çocuğun başucunda bir güneş çemberi (Halo, Nimbus) resmi bulunur.
-Marduk reenkarnasyon (yeniden diriliş) ile yeniden dünyaya geldiğinde annesiyle evlenerek, bu kez oğlu olmak yerine, kocası (Baal: koca) olur. Annesinin adı da değişir ve İştar adını alır. Bundan böyle Marduk (Nimrod), Baal ve Tammuz olarak varlığını sürdürür.
-Fırtına ve yağmur tanrısı olarak bitkileri sulayan bir tanrı olarak görülen Baal (Tammuz)’ın, yazın kurak mevsimi geldiğinde öldüğü kabul edilir. Ölen Tammuz yeraltı dünyasına gider ve bütün bir kış boyunca beklemeye başlar. Tammuz'un ölümüyle yağmurlar kesildiğinden bitkiler giderek solar ve doğa kışa kadar yavaş yavaş ölür. Güneşin yeniden gücünü kazanmaya başladığı 22 Aralık'ta (Noel) Tammuz yeniden doğar. İlkbaharda gece ve gündüzün eşit olmaya başladığı 21 Mart'ta sevgilisi-eşi İştar'la (bitkilerin tanrıçası-verimlilik tanrıçası) cinsel ilişkiye girer. Bu tarihten itibaren yağmurlar yağacak ve doğa ürün vermeye başlayacaktır. Bu nedenle ilkbahar sevinçli kutlamalar yapma zamanıdır.
-Tapınılan yerlerde Tammuz'a ait sembol bir dikilitaş idi. İştar'ınki ise dikili odundan bir kazık (Kutsal odun → Holywood) veya bol yapraklı ağaçlardan çoğunlukla meşe ağacıydı. Eski Mısır'da bulunan Tammuz sembollerinden biri olan crux ansata ( halkalı haç ) Tammuz'la İştar'ın cinsel birleşmesini simgeler. Bunun şekli, büyük T harfinin üzerine kondurulmuş oval bir çemberdir. Haç çeşitli şekilleriyle Tammuz'un adının baş harfinden oluşarak bu tanrıyı simgeler. Haç sembolü Hıristiyanlığa gerçekte Hıristiyan olmayan, fakat siyasi amaçlarla Hıristiyanlığı devlet dini haline getiren Roma İmparatoru Konstantin ile Hıristiyanlığın kutsal bir simgesi haline getirilip kullanılmaya başlanmıştır. Roma imparatoru Konstantin imparatorluk sınırlarındaki putperest ulusları dışlamamak adına, bunlara ait inanç ve gelenekleri Hıristiyanlıkla birleştirmiştir. Bu şekilde İsa'nın çivilendiği T şeklinde olmayan düz direğin, T şeklindeki bir haç olduğu inancı Hıristiyanlığın temel bir sembolü olmuştur.
-Baal ya da Tammuz bulunduğu yer ve zamana göre farklı adlar almakla birlikte aynı rolünü yerine getirmeye devam etmiştir. Tammuz'un eski Yunan'daki karşılığı Dionysos'tur. Dionysos'un eşi-sevgilisi de Afrodit'tir. Roma bu eski Yunan tanrı ve tanrıçalarını kendi tanrılarına eklemiştir. Tammuz'un Roma'daki karşılığı Adonis ve Afrodit'in karşılığı'da Venüs’tür.
Kuran’da Ba’al :
“Siz Ba'le mi tapıyorsunuz? Ve Yaratıcılar'ın En Güzeli'ni terk mi ediyorsunuz?” (Saffat -125)
Bu ayette geçen tanrı Ba’le kelimesi “ba ayn lam” köklerinden geliyor. Aynı kökten gelen ve Kuranda geçen diğer kelime “baal” kelimesinin İbranice anlamındakine benzer şekilde “koca” anlamına geliyor. “koca” anlamındaki kelimelerin geçtiği ayetler: Bakara -228, Nisa -128, Hud -72 ve Nur -31.
Tanrı Ba’al ile ilgili olarak yukarıda yapmış olduğumuz açıklamada kutsal bakire olan hamile Meryem ve yeniden dirilen oğlu İsa ile ilgili inançların oluşmasında Adonis, Marduk, Tammuz Tanrılarında olduğu gibi bu inancın gelişmesinde Ba’el Tanrısına olan inancın etkili olduğundan bahsetmiştik.
Ba’el kelimesi ile aynı kökten gelen ve “koca” anlamına gelen kelimelerin geçtiği ayetlere bu bağlamda göz atmakta fayda var.
Bakara Suresi 228. ayet:
“Boşanmış kadınlar üç kur (üç ay hali müddeti) kendi kendilerine beklerler (hamile olup olmadıklarına bakarlar). Eğer Allah'a ve yevm'il âhire îmân ediyorlarsa, rahimlerinde Allah'ın yaratmış olduğu şeyi gizlemeleri onlar için helâl olmaz. Şâyet onların kocaları…..”
“koca” kelimesinin geçtiği ayetlere baktığımız için bu ayetlerde “kadın” bahsinin geçiyor olması normal görülebilir. Ancak Tanrı Ba’al’ın “kutsal bakire, hamile Meryem” inancının geçmişini oluşturduğu iddia edilirken “Ba’al” kelimesi ile aynı kökten gelen bir kelimenin “rahimdeki Allah’ın yaratmış olduğunun gizlenmesi”nden bahseden bir ayet içerisinde geçiyor olması çok ilginç.
Hud Suresi 72:
“Hayret, ben ihtiyar iken mi doğuracağım? Ve (işte) bu kocam da ihtiyar. Muhakkak ki bu, elbette şaşılacak bir şeydir.” dedi.
Ayette bir kadının (İbrahim’in karısı) mucize eseri çocuk sahibi olmasından bahsediliyor. Ortada yine Meryem’in durumuna benzer mucizevi bir şekilde çocuk sahibi olunması konusu var.
Nur Suresi 31:
“Ve mü'min kadınlara söyle, bakışlarını indirsinler ve ırzlarını korusunlar. Zahir olan kısımlar (görünen el, yüz ve ayaklar) hariç, ziynetlerini açmasınlar. Ve başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar. Ve ziynetlerini, kocaları veya babaları veya kocalarının babaları veya oğulları veya kocalarının oğulları veya erkek kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya kadınlar veya ellerinin altında sahip oldukları veya erkeklerden, kadına ihtiyaç duymayan hizmetliler veya kadının avret yerlerinin farkına varmayan çocuklar hariç, açmasınlar. Ve gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını vurmasınlar. Ey mü'minler, hepiniz Allah'a tövbe edin! Umulur ki, böylece felâha eresiniz.”
Ayette “ırzın korunması” konusu ele alınıyor. Ayetin çevirisindeki “kadının avret yerlerinin farkına varamayan çocuk” ifadesi dikkat çekiyor. Ayette geçen “çocuk (tıflen)” kelimesi, bu kelime Hac suresi 5. ayeti ile Mu’min Suresi 67. ayetinde “yeni doğan (çıkarılan) bebek” anlamında geçmektedir. Bu iki ayette ayrıca sadece yaratılış değil “yeniden diriliş” konuları da işlenmektedir.
Nisa Suresi 128. ayet:
“Ve şâyet bir kadın kocasının ilgisizliğinden veya ondan yüz çevirmesinden korkarsa, artık ikisinin arasında sulh (anlaşma) yapılarak ıslah edilmesinde (uzlaşmasında) onların ikisine de bir günah yoktur….”
Ayette geçen ve “ilgisizlik” olarak çevrilen kelime “nuşuzen”. Bu kelime ile aynı kökten gelen ve Kuran’da geçen iki kelime var, bunlardan birisi “kalkmak” anlamındayken diğeri “inşa etmek, birleştirmek (nunşizu)” anlamına geliyor. “inşa etmek, birleştirmek (nunşizu)” anlamındaki kelime Bakara Suresi 259. ayette (ki bu ayetin öncesi ve sonrasında İbrahim peygamberle birlikte “yeniden diriliş” konusu işlenir) insanın yaratılışıyla ilgili olarak üzerine et giydirilen kemiklerin “birleştirilmesi” anlamında geçmektedir.
Kısaca bir toparlama yapacak olursak, şunu söyleyebilirim ki eğer ben Allah’ın yerinde olsaydım Ba’al kelimesi ile aynı kökten gelen “koca” kelimesinin Kuran’da özellikle de Hud Suresi 27. ayetinde olduğu gibi “mucizevi bir şekilde çocuk edinmesiyle” ilgili bir ayette geçmesine izin vermezdim. Hatta “rahimdeki veya yeni doğan bebek” lafzının geçtiği hiçbir ayette bu kelimeyi kullanmazdım. Çünkü “koca” kelimesi Ba’al’in bir diğer adıydı ve onunla ilgisi en kolay bir şekilde kurulabilecek olan benzer hikayelerin anlatıldığı ayetlerde bu kelimeyi kullanmak şüpheleri kaçınılmaz kılıyordu. Mesela bu kelime yerine başka ayetlerde yine “koca” anlamına da gelebilen “eş” kelimesi pekala kullanılabilirdi.
Kuran’daki Tanrı Ba’al’ın izleriyle ilgili olarak ikinci değinmek istediğim nokta “Marduk” olarak da adlandırılan Ba’al’ın annesi olan Semiramis’le ilgili. Bu tanrılar arasındaki anne-oğul ilişkisinin Hıristiyanlıktaki Meryem ile İsa ilişkisine kaynaklık ettiği yönünde iddiaların olduğuna ilk başta değinmiştik.
İnternette gezinirken rastladığım ve bir kitaptan yapılmış olan aşağıdaki alıntıda Aşk Tanrıçası Semiramis’in sembolünün arı olduğu ifade edilmektedir.
“Bees are an ancient symbol of the Love Goddess (Semiramis) and symbolized royalty in Egypt. They also focus on the Queen Bee, symbolic of Isis/Semiramis.” David Icke; “The Biggest Secret”
Kuran’da geçen canlılardan birisi de “bal arısıdır”. Nahl Suresi’nin 68. ayetinde şöyle denir:
“Ve senin Rabbin, balarısına, dağlardan, ağaçlardan ve onların (insanların) kurdukları çardaklardan, evler (kovanlar) edinmelerini vahyetti.”
Bu ayette ilk başta dikkati çeken nokta Allah’ın insan olan resullerinin dışında bir canlıya “vahy” ettiğinden bahsediliyor olmasıdır.
İkincisi bu ayette geçen “bal arısı” olarak çevrilen “nahli” kelimesi ile aynı kökten gelen ve Kuran’da geçen bir kelimenin daha bulunuyor olması. Bu kelime Nisa Suresi’nin 4. ayetinde kadınlara verilecek mehirlerle ilgili olarak, bu mehirlerin “seve seve verilmesi (nıhleten)” anlamında geçmektedir. İşin ilginç tarafı o ayette de bir “kadın” mevzusunun geçiyor olmasıdır. Bu kelimenin geçtiği 4. ayetin öncesindeki 1. ayette insanın yaratılışına değinildikten sonra 2. ve 3. ayetlerde “yetimlere” bir başka deyişle “babası veya annesi olmayan” çocuklara değinilmektedir.
Bu ayetle ilgili söyleyebileceğimiz bir diğer nokta ise ayette geçen bal arısının “dişi” bal arısı olmasıdır. Bu kelimedeki "dişilik" vurgusu bizim de izlerini aramakta olduğumuz sonuçta bir "Tanrıça" olduğu için manidardır.
“Kur'an, arının yaptıklarını anlatırken, fiilin dişi formunu kullanmaktadır. Arapça'da fiiller dişiye ve erkeğe göre farklı çekilirler (Başka birçok dünya dilinde de bu böyledir). Arının yaptıkları anlatılırken fiilin dişi formunun kullanılması Kur'an'ın saydığı eylemleri dişi bal arısının yaptığını göstermektedir. Bu yüzden ayeti"dişi bal arısı"diye çevirmek daha doğrudur.” http://www.sorularlaislamiyet.com/m/index.php?oku=12986
Dikkat edilirse ayette bal arısının “ağaca (seceri)” yerleşmesinden de bahsedilmektedir. Daha önce açmış olduğum “Myrrha-Meryem” konulu başlıkta ağaca dönüşüp dünyaya bir çocuk (Adonis) getiren Myrrha’nın mitolojisine değinerek, Kuran’da bir başka ayette “ağaçların” yetiştirilmesi olarak geçen bir kelimenin “Meryem’in yetiştirilmesi” olarak kullanıldığından bahsetmiştim. Bu bağlamda “ağaca yuva yapan, yerleşen bal arısı” ifadesi ayrıca dikkat çekmektedir.
Son olarak Baal tapınağında Baal'ın oturduğu tahtın adının “Arş” olduğunu da hatırlatarak, ayet içerisinde geçen ve “çardak” anlamında çevrilen “yarişune” kelimesinin “arş” kelimesi ile aynı kökten geldiğini de belirtmek isterim.
Ayeti ele aldıktan sonra şimdi de bu ayetin öncesi ve sonrasındaki ayetlere bakalım:
Bal arısının geçtiği Nahl Suresi 68. Ayetinden önceki ayetler:
“Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.” (Nahl Suresi -67)
Bir önceki ayette “hurma ağacı” ile karşılaşıyor olmak sürpriz olmadı. Doğum sancısı çeken Meryem’in yönelip karnını doyurduğu ağaç da bir hurma ağacıydı. Ayrıca Ba’al’ın “bağ tanrısı”, verimlilik tanrısı olduğunu da unutmamak gerekiyor.
“Ve Allah, semadan suyu indirdi. Böylece onunla, ölümünden sonra arza (yeryüzüne) hayat verdi. Muhakkak ki bunda, işiten bir kavim için elbette bir âyet (delil) vardır.
Ve muhakkak ki hayvanlarda, sizin için elbette bir ibret vardır. Size, onların karnında, fers (sindirilmiş gıda) ile kan arasından oluşan, tadanlar için boğazdan kolayca geçen halis süt içiriyoruz.” (Nahl Suresi 65-66)
İlk ayette Allah’ın semadan su indirdiğinden bahsediliyor, Tanrı Ba’al’e “yağmur tanrısı” olarak da tapıldığından bahsetmiştik. Ayrıca ilk ayette Tanrı Ba’al ile sembolleşmiş olan ve asıl kaynağını doğadaki mevsimsel değişikliklerden aldığı belirtilen “yeniden diriliş” konusuna değinilmektedir.
Bal arısının geçtiği Nahl Suresi 68. Ayetinden sonraki ayetler:
“Sonra meyvelerin hepsinden yeyin! Rabbinin emre amade kılınmış yollarında sülûk edin (uçun, dolaşın). Onun karnından muhtelif renklerde içecek çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için elbette bir âyet (delil) vardır. (Nahl Suresi -69)
Ayetteki “Onun karnından çıkan ve şifa veren” ifadesi akıllara “Meryem’in karnından çıkan ve hastalara şifa veren İsa’yı” hatırlatmaktadır. Ayette bu durumun bir “ayet” olduğundan da bahsediliyor. Meryem Suresi 21. ayetinde İsa’nın da insanlara bir ayet ve rahmet kılındığından bahsedilmektedir.
“Ve Allah, sizi yarattı. Sonra sizi vefat ettirecek. Ve sizden kim, ömrünün en rezil devresine geri (hidayetten dalâlete) döndürülürse bu, bir şey konusunda ilim sahibi olduktan (hidayeti öğrendikten) sonra bilemediği (idrak edemediği) içindir. Muhakkak ki Allah, en iyi bilendir, kaadir olandır (herşeye gücü yetendir).” (Nahl Suresi -70)
Bu ayette ise önceki ayetlerde olduğu gibi Tanrı Ba’al’ın mitolojsinde sembolleşmiş olan “yeniden diriliş” konusuna değinildiğini görüyoruz. Tıpkı Meryem Suresi 33. ayetinde “doğduğu, öleceği ve yeniden dirileceği gün” kendisine selam, esenlik verildiğini söyleyen İsa’nın bundan bahsetmesi gibi.
Her ne kadar Kuran'ın Tanrı sözü olup mükemmelliğinden bahsediliyor olsa da ayetler baktığımızda kendisine karşı ciddi eleştirilerin yöneltilebileceği konularda Allah'ın acemi bir tavırla çok yanlış kelimeleri seçtiğini görüyoruz. Mesela siz başka putlara böylesi ilişkin bilgilerin sonraki insanlara ulaşacağını bilseniz yukarıda ele aldığımız ayetleri daha doğru ayetler arasında, daha doğru kelimelelerle pekala yazabilirdiniz. Bunu yapıp insanlığa en son göndereceğiniz kitabınızı daha eşsiz ve şüphelerden uzak tutabilirdiniz. Ama gelin görün ki ortada ne böylesi bir Tanrı ne de geleceği görebilen bir insan olduğu için, Kuran da doğal olarak kendi kendisini imha etmek zorunda kalmaktadır.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:48 .
|