Allah: İnsan Türünün Zayıflığı
Allah: İnsan Türünün Zayıflığı
Stresli, bunalımlı, acıların, zorbalıkların, katliamların, açlığın, sefaletin kol gezdiği dünyamızda, sancılı süreçlerde tutunabileceği bir dal arayan ve her türlü acımasızlıklara karşı avunabileceği oyuncak ile oyalanıp, biraz olsun hayal mahsulü yaratıkların batıl ve hayali yardımlarına sığınan insan türü, içinde bulunduğu "zayıf" durumdan çıkış yolu olarak, Allah adını verdiği ve insanoğlunun ancak sarhoşken uydurabileceği saçmalık değerleriyle, zayıf düşünce sistematiğinde bu hasta fikirleri barındırabilir.
Allah kavramı, İslamiyet gibi semavi dinlerin de dahil olduğu ve bunun dışında insantürünün uydurduğu öznel her türlü tanrı(lar) , yine insan türünün zayıflığı ve cehaletiyle ortaya çıkmıştır. Allah fikrinin kökenine ilişkin konuşmaktan ziyade, sosyal çevremizde, inanan insanların zayıflıkları ve zihnindeki küflenmiş, bayatlamış, buruşmuş, köhneleşmiş, ebeveyn ve ortakyaşarlardan devredilme Allah saçmalığının bireydeki çaresizliğin ve bitmişliğin göstergesi olduğunu anımsatmak istiyorum.
Allah, artık çöpe atılması gereken bir kavramdır.
Eskilerin yalanları, ahmaklıkları, aldanmışlıkları ve aldatıcılıkları sebebiyle gelecek kuşağa aktarılmış, birey zihninde yer tutan otomatikleşmiş bayat bir fikirdir. Bu fikrin içeriği sorulduğunda cevap niteliği taşıdığının umulduğu her türlü kavram ve verilme nitelikler yine insan türünün otomatikleşmiş varsayım ve ön kabule dayanmaktadır. İçerik hakkında hiçbir fikrin bulunmaması ve bilgi niteliği taşımayan bu öne-sürümler tamamen zayıf insan oğlu düşünüşünün berbat ve kahrolası zihinsel tutumudur.
Acımasız dünyada kendisini yalnız ve güçsüz hisseden organizma, bir yerlerden gelecek yardıma muhtaç olduğunu hissedecek ve tüm zorbalıklara karşı, kendisini her zaman seven, koruyan ve kollayan, mekanı göklerde saklı gizli, gizemli-mistik yaratıklara kucak açacaktır. Bu tarihte de böyle olmuştur, günümüzde de geçerliliğini bir an olsun yitirmemiştir.
Ezenlere karşı, çaresizlik, ‘beni koruyan ve kollayan bir varlık var, bana yardım edecek' saçmalığının gereksiz bir vargısıdır. Bu vargı, insanoğlunun öne sürdüğü ve kendisinin de inandığı bayat bir fikirdir. Halbuki, dünyaya ve dünya içindeki canlılık sistemi ve işleyişine, daha doğrusu sağlıklı ve huzurlu işle-me-yişine bakılsa sorun da bir ölçüde aşılmış olacaktır. Çünkü, dünya düzenindeki adaletsizlikler ve insanlığın acılarla yoğrulması, katliam ve işkencelerde geçen korkunç dakikalar, bu canavarlıklara maruz kalmak yada bunun gözlemine tanık olmak, Allah'ın sevgi dolu, merhametli, kurtarıcı, koruyan ve esirgeyen niteliklerini olanaksız ve saçmalık kılmaktadır. Bu dünya düzeni önümüzde kendisini gözyaşlarıyla hatırlattıkça, Allah'ın bu nitelikleri anlamsızlaşmaktadır.
Zayıf insan düşüncesi, güçlü olduğunu umduğu ve kendisini zor durumlardan kurtarabilecek kudrete sahip sözümona kurtarıcı tanrıların varlığına teslimiyetini, ancak karanlık ve paslanmış zihniyette mümkün kılabilir. Var olan dünya tanıklığına gözünü kapamış ve ağzında Allahın kurtarıcı vasfını gevelemekte ve onu yücelten sözcüklerle geviş getirmektedir. Yaptığı saçmalığın farkındasızlığı katlanılabilir gibi değildir.
İnsan zayıftır; Tanrı Güçlü, İnsan ölümlüdür; Tanrı ölümsüz, İnsan yardıma ihtiyacı olan bir varlıktır; Tanrı her durumda korur ve kollar…Üç nokta ile bu saçmalık dizgesi devam eder gider. Bu söylenenler, tamamen insan zihninin, inancı doğrultusunda iddia ettikleridir. Bu iddiaların gerçekliğinden söz edilmesi için, Allahlarına bahşedilen her türlü zengin İlahiyatsal niteliklerin, var olan dünya-insanlık yığınlarının şimdiki güncel durumuyla çelişmemesi gerekecekti. Ne var ki, durum tam tersidir. Yani elde tutulan ve görülen durumlarla baş başayız. Kötülük sorununun dile getirimi dahi, kurtarıcı ve sevgi dolu tanrı modelini dinamitlemeye yeterlidir.
Kendisini zayıf hisseden insan, tutunacak bir dal, sığınacak bir kale yada liman aramakta ve bu avuntuyu allahta bulduğunu zannetmektedir. Zor bir durumda kaldınız ve size acil kurtuluş kapısı gerekiyor. Siz önünüzdeki bu zorlu duvarı aşmak için, bir yerlerden gelecek yardıma ihityacınız olduğunuzu düşünüyorsunuz.
Bu düşünceniz normal olsa da, başvurduğunuz kaynak çürüktür.
Allah, üstüne bastığınız çürük bir tahtadır.
İçinde bulunduğu durumla yüzleşme cesaretini ve koşulları değiştirme irade ve gücü bulamayacağını kafasına koymuş birey, yardımı göklerden beklediği sürece boşuna beklemiş oluyor. Gözlerini gerçek dünyadan, sanal dünyalara yani göklere çevirdiği sürece bu düşünüş şekli hastalıklı zihinsel tutumunu besleyecek ve sırtını gerçeklikten sanal alemlerde sabitleyecektir. Demek ki Allah bir tür kaçıştır. İnsanın kendi varlığından kaçışı gibi.
Allah'tan medet uman insanlık yığınları aldanmışlıkları ve ahmaklıklarıyla bize zayıflık tanıklığı vermektedir. Bunu yapmaları ise düşünüş şekli itibariyle son derece normaldir. Var olan zayıflığını, cesaret, çalışma ve çabasıyla, kendisine karşı olan dürüstlüğü ile, her alanda mücadelesiyle harmanlamasını gerekli kılar. Allah'a teslimiyet, zayıflığa ve yenilgiye teslimiyettir; yenilgiyi kabullenmektir. Bağımsız varoluşu başaramayan insanın, elinde tutabileceği sahte cennet, vahiy, ilahiyat elbet bir gün yerini olguya etki ettirme cesareti ve azmi taşıyan zihinsel, davranışsal tutuma dönüştürecektir.
|