"
Dünyanın en alçak yerinde. Ama onlar yenilgilerinin ardından yeneceklerdir.(30:3)
Rum Suresi 3. ayette Rumlar’ın Dünya’nın en alçak yerinde yenilgiye uğradıkları geçer. Arapça Dünya’nın en alçak yeri “Edna el ard” olarak ifade edilir. Bu ifadeyi bazı çevirmenler en yakın yer olarak çevirmişlerdir. Fakat bu çeviri, ayetin ifadesinin temel anlamına uygun değildir, bu ancak yan bir anlam olarak kabul edilebilir. Ayetin Arapçası’nın temel ifadesi, bu yenilginin Dünya’nın en alçak (Edna el ard) yerinde gerçekleştiği şeklindedir. Anlaşılıyor ki, ayetin temel anlamıyla neyi ifade ettiğini anlamayan çevirmenler, yan bir anlamlandırmayla ayeti çevirmişlerdir. Umarız ayetin ortaya koyduğu bir mucizeyi daha açıklayan açıklamamızdan sonra çevirmenler de gerekli düzeltmeyi yaparlar.
Bizans İmparatorluğunun Persler’e yenildiği bölge Suriye, Filistin ve şimdiki Ürdün topraklarının kesiştiği bölgede yer alan Lut gölü (Ölü deniz) havzasıdır. Deniz seviyesinden 400 metre kadar aşağıda olan Lut gölü çevresi, Dünya’mızın “en alçak” noktasıdır (Dünya’nın en yüksek noktası Himalayalar, en alçak noktası Lut gölü “Ölü deniz” havzasıdır). Rumlar’ın ileride savaşı kazanacağını söyleyerek geleceğe dair hiç tahmin edilmeyen bir haberi vererek bir mucize oluşturan Kuran, bu ifadesiyle ancak son yüzyılın ölçüm teknikleriyle bilinebilmiş bir bilgiyi önceden açıklayarak bir mucize daha oluşturmuştur.
MEKKE’Yİ FETHEDECEKSİNİZ
Allah, elçisinin gördüğü rüyanın gerçek olduğunu doğrulamaktadır. Allah dilerse (İnşallah), siz güven içinde başlarınızı traş etmiş, kısaltmış olarak korkusuzca Mescid-i Haram’a muhakkak gireceksiniz. Sizin bilmediklerinizi bildiği için bundan önce size yakın bir fetih verdi.(48:27)
Allah, Kuran’da, Peygamber’in rüyasının gerçekleşeceğini ve Mescid-i Haram’a (Hac ibadetinin de gerçekleştiği yer) saçlar traş edilmiş veya kısaltılmış (Hac ibadetiyle alakalı olarak da saçların traşı, kısaltılışı geçer) bir şekilde gireceklerini söyler. Kuran’ın bu mucizesi de bu bölümde incelediğimiz Rumlar’ın yenilgilerinden sonra galip geleceklerini söyleyen ayet gibi gelecekle ilgili verilen haberlerle ilgili bir mucizedir. Peygamberimiz’in ve inananların Mekke’den kovulduklarını, Mekkeliler’in sayısal ve askeri güç açısından başta üstün olduklarını, inananları hicrete (göçe) mecbur ettiklerini biliyoruz.
Birçok Peygamber dini, dini yaydığı topraklara hakim edemeden vefat etmiştir. Eğer Kuran’ın müjdesi olmasa Peygamberimiz Mekke’yi fethedeceğini bilemez, bu konuda bir iddiada bulunamazdı. Peygamberin başta rüyasında gördüğü bu olay, Kuran’ın ayetleriyle bir müjdeye dönüşmüş ve inananlar kovuldukları, zayıf oldukları için terk etmek zorunda kaldıkları toprakları geri almışlardır.
Kuran’ın bu ayetleri gibi, Ebu Leheb’in müslüman olmayacağını söyleyen ayetler de (111. sure) mucizevi niteliktedir. Peygamberimizle baştan savaşan Ebu Süfyan, Vahşi gibi birçok kimsenin sonradan müslüman olduğu bilinmektedir. Eğer Ebu Leheb sonradan müslüman olmaya kalksaydı veya müslüman olduğuna dair rol yapsaydı (Sırf kendisi hakkındaki ayetleri yalanlamak için) birçok kişinin aklını bulandırabilirdi.
Gelecekle ilgili tüm bu Kuran ayetleri, Kuran’ın ifadelerindeki endişesizliği, güveni, iddialılığı göstermektedir. İnsan eliyle yazılacak olan bir kitapta duyulacak endişelerin hiçbiri Kuran yazılırken duyulmamıştır. Bu Kuran’ın insan yazması olmadığının, geleceği de çok iyi bilen Allah’ın vahyi olduğunun sayısız delillerinden biridir.
Biz bu kitabı sana her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı, bir doğruya iletici, bir rahmet, Müslümanlara bir müjde olarak indirdik.(16:89) "
Alıntıdır arkadaşlar. Bu mucize iddiasına ne diyorsunuz ?