Charlie Hebdo karikatüristlerinin alçakca katledilmesi ile birlikte, El-Kaide'nin terörizm misyonu, geçmişteki bazı muğlak vakalar üzerinden üretilen ajistasyonların dahi perdeleyemeyeceği bir şekilde, tüm çıplaklığıyla teşhir edilmiş oldu. El-Kaide'yi mercek altına aldığımzda dikkatimizi çeken olgu, bir Afganistan'da işgale direniş niteliğinden ziyade, örgüte mensup teröristlerin ekseriyetinin sünni kökenli kişi ve gruplardan meydana geliyor olmasıdır. Zaten söz konusu terör örgütünün faaliyet gösterdiği ve adeta zapturapt altına aldığı Afganistan'ın camilerden geçilmiyor olması da bu savı güçlendiren bir delil niteliği taşımaktadır.
İşte bu noktada karşımıza şu soru çıkmaktadır; acaba İslam, ihtiva ettiği değer yargıları ve müritlerinin düşünsel yapılarına ve davranış kodlarına olan etkisi bakımından terörizmi teşvik eden bir inanç sistemimidir? Aslında olayı sadece El-Kaide üzerinden değil, tarihsel misaller üzerinden de ele aldığımızda bu argümanı güçlendirecek neticelerle karşılaşmaktayız. Örneğin; Sivas katliamında Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak oteli Sünni İslamcılar tarafından yakılmış, 33 aydın ve 2 otel çalışanı hayatını kaybetmiştir. Umarım müslümanlar bu karanlık tarihsel geçmişlerine ilişkin bir özeleştiri verebilirler.
Fakat şunu da başta El-Kaide'li Müslümanlar olmak üzere herkes bilsin ki terörizme de boyun eğmeyiz. Gerekirse kanımızın son damlasına kadar ülkemizi ve barışı savunuruz. Herkes bunu böyle bilsin!
-------------
Yukarıdakiler benim görüşlerim değildir. Bedevi adlı Trol arkadaşımızın
şu postunu cümleleri hafifçe değiştirip yazdım ki; Alevilere hassas olduğumuz kadar, acaba Sünni müslümanlara da hassas mıyız diye merak ettim sadece.