İçinde bulunduğumuz süreç, legal ve illegal karakterli tüm Ak Parti karşıtı güçlerin ittifakı ile bu güçlerin, Türkiye'de ki ''İleri Demokrasi'' ve ''Büyük Türkiye'' kazanımlarının tahribi yönünde yoğun çaba içerisine girdikleri bir döneme tekabül etmektedir. Bir yandan PKK, diğer yandan Alevi terör örgütleri DHKP-C ve TİKKO'nun saldırıları ile gencecik insanlarımızı, alçakca saldırılar sonrası yitirirken, diğer yandan CHP'nin sırf Ak Parti karşıtlığı üzerinden kurguladığı sığ muhalefet anlayışı ile durmadan bu terör grupları ile girdiği dirsek teması içinde bulunduğumuz sistem tıkanıklığına eşlik ediyor. Bu noktada bir hükümet kurulamaması ile açığa çıkan siyasal sistemdeki yetersizlik ise açık bir şekilde Başkanlık sisteminin gerekliliğine işaret ediyor.
İşte içinde bulunduğumuz süreçte Alevi-Ateist-Kürtçü karakterli Türkiye karşıtı güruh ile ülkesine ve halkına yoğun bir muhabbet besleyen Ak Parti seçmeni muhafazakar cenah arasında ki zihinsel temelli karşıtlığında yoğunluğu artıyor. Aslında artık siyasetin dahi ötesine geçen bir durum ve tablo ile karşı karşıya bulunmaktayız ki bu noktada ülkesi ve milleti için canını dahi feda edebilecek ölçüde değerlerine bağlı Ak Parti seçmeni ile Alevi-Kürtçü-Ateist cenah karşı karşıya geliyor.
Filhakika bu noktada artık saflarımızı belirlemenin gereklilik taşıdığı, Sayın Başkanımızın (halkın iradesi ile fiilen Başkanlık sistemine geçmiş bulunduğumuz için bu sıfatla kendisini tanımlıyorum.) ifade ettiği şekliyle ''taraf olmayanın, bertaraf olacağı'' bir dönemece girmiş bulunmaktayız. Ya vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünden, Büyük Türkiye'den yana, yani Ak Parti saflarında saf tutacak, ya da PKK-DHKPC-CHP ittifakının temsil ettiği etnik ve mezhepsel temelli Alevici-Kürtçü-Laikçi ittifakından yana olacaksınız.
Dolayısıyla Kasım ayı seçimlerinde mührü vuracağınız parti, sıradan bir siyasal seçimin ötesinde sizin ülkenize ve halkınıza karşı tutumunuzu ve sorumluluğunuzu ifade edecektir. Seçim sizin!