Hangi tv kanalını açsanız, un, şeker, yağ yemeyin diyen bir
şovmen illaki bulursunuz, durum öyle bir hal aldı ki o zararlı, o tehlikeli, aman onu yemeyin, bunları hiç yemeyin diye güya insanları bilinçlendirme adına bir furyadır koptu gidiyor.
Detaylara girmeye hiç gerek yok, medyalar aracılığıyla adeta bunların bombardımanı altındayız.
Neolitik devrim deyince çok bilinmez belki ama
Tarım toplumu deyince az/çok herkes duymuştur, bundan
10bin yıl önceleri insanlar ilk tarımsal faaliyetlere başlıyorlar ve beslenme problemine uzun vadeli harika bir çözüm buluyorlar, öyleki bu çözümleri gelişerek bu güne kadar geldiği gibi, o günlerde de gerek stoklanması, gerek verdiği enerjileri, gereksede uzun süre dayanması gibi artıları ile Neolitik devrim bugün ki medeniyetin temelini oluşturuyor.
Bugün kimse diyemez ki Neolotik devrim yanlıştır, insanlar tarımla uğraşarak hata etmiştir, hepsi kanserden ölmüştür, diyabetten kırılmıştır, kilolardan yerlerinden kalkamamışlardır vs diyemez.
Derse bu anca "
hayal" olur.
veya yok sayarak tezler sunarsa gene "
hayal" kurmuş olur.
Ama tv lere çıkıp un, şeker, yağ yemeyin diyorlar.! Alın işte "
ham-hayal" İnanmayınız !...
Bunuda neye göre diyorlar, vay efendim şöyle bir çalışma yapılmış, böyle çalışma yapılmış, bilmem kaç tane denek denenmiş, sonuçlar bu olmuş, filan dergide yayımlanmış!
Dünyanın kendinden daha büyük bir laboratuvar mı var? milyonlarca insan? binlerce yıllık bir deneyim ortada iken!...
Hangi bir sonuç 10 bin yıllık denenmiş, bu günlere gelerek güvenirliğini kanıtlamış, bu kadar kararlı, nüfusları da dengeli artırmış, bir sonuçtan daha doğru bir sonuç olabilir ki?
veya bütün bilim adamları bir araya gelseler ve deseler ki bu üçlü çok zararlı, yemeyin deseler, bu ne kadar doğru olur?
Birileri bilimi bahane edip, "
hayal" kuruyorlarsa onlara itibar eden hata eder.
Az yiyebilirsiniz, öz yiyebilirsiniz, perhizler diyetler yapabilirsiniz, veya dokunabilir, veya sevmeyebilirsiniz de ama bu üçlüyü tamamen kara listeye alıp, birileri dedi diye zararlı derseniz, insanlık tarihini inceleme zamanınız gelmiştir.
Madem bilgi bilim çağında yaşıyoruz, bilgide bir tık uzaktaysa, işte bilgi...
Tarih gerçekleri verir... hayalleri vermez... inceleyin !...
Helede o tarihi "
içselleştirip" onlar gibi görüp, onlar gibi duyup, onlar gibi hissettikçe, o tarih size asla yalan söylemez... söyleyemez !...
Yeter ki anlamaya çalışın, illaki anlarsınız... illaki hissedersiniz !...
Eğer bir şey geçmişi yok sayarak, yeni bir şeyler vaat ediyorsa, bilin ki o bir
dindir... Dinler, geçmişi adam yerine koymazlar. Bilim de bu açıdan zaten çok farklı değildir...
Geçmişi yok sayarak, geleceğin inşâsı!... Nereye kadar!
TANRI PA-RA! 'NIN GİZLİ DİNİ
Tabi ne dersek diyelim o din vardır artık, adı;
TIP 'tır.
TIP DİNİ uzay çağının yeni
DİNİDİR, sağlık bunun en büyük mezhebidir. Bu dinin Tanrı'sı da her yerde olandır, yani
PA-RA! 'dır. PA-RA! her yere hükmeder!
Bu dinin açıktan peygamberleri yoktur, gerekte yoktur çünkü
gizlidir ama hizmetkârları rahipleri rahibeleri aşikâr çoktur, TIP dininin tapınakları büyük hastanelerdir, küçüğe doğru diğerleridir, buralara öbek öbek insanlar gelir, hiç boş bırakmazlar, İbadetlerini ifâ ederler. Rahipleri tarafından dertleri sıkıntıları giderilir, kutsanıp gönderilirler. Arada sırada gelerekte kontrol adı altında kutsanmalarının devamı istenir.
Yoksa Tanrı PA-RA! çok kızar!
Bu iş asla şakaya gelemez!
Bazen insan da kurban edilir bu tapınaklarda, PA-RA! kan ister ara sıra, TIP 'ba her şey fedâ olsun!
Bu tapınaklar da doğum yapmakta çok kutsaldır. Başka yerde doğum korkunçtur, risklidir, en GÜVENLİ yer, Tanrı'nın evi bu tapınaklardır.
Bir telefon yeterlidir, PA-RA! kendinden istenen her yardıma, birilerini görevlendirir ve en hızlı bir şekilde araba, uçak, gemi, nerede olursa olsun onu alırlar. PA-RA! kullarını çok sever, ilgilenilmesini ister. Çünkü onunda onlara ihtiyacı vardır.
PA-RA! insan olmadan hiç bir şey yapamaz!
Geçmişte tapınaklar ihtiyacın bir ürünüydü, Tanrılarda aynen öyleydi, TIP dini de aynen bu ihtiyaçlardan doğan mükemmel bir DİN oldu, insanlar kendi elleriyle ortaya çıkarttıkları bu DİNİ çok sevdiler, onsuz hayatı düşünemediler. Ve ona tapınmak yaşamlarının
amacı oldu.
Artık bu dini insanlar mı istedi de böyle oldu, yoksa Tanrılar mı istedi de böyle oldu, orası meçhul!
Ama zaten gizli bir dindi bu, insanlar zorlasa bunu bilirlerdi belki ama bunun bir DİN olduğundan haberleri bile yoktu! Onlar istemiş olamazdı öyleyse, bu iş
Tanrıların işine benziyor!
Sessiz sedasız, çaktırmadan, hiç bir ip ucu da vermeden, halklara hükmetmek anca Tanrıların işi olabilirdi.
Ey PA-RA! bizi koru! bizi bağışla! sen olmadan biz olmayız!
"
Önce İNSAN" diyen sistem, aslında "
önce PA-RA!" idi, ilk önce PA-RA! vardı. PA-RA! insanın olduğu her yerdeydi, PA-RA! bu GİZLİ dinini çok sevdi, onu insanlar için kutsadı, insanlara bu dinden ayrılmayın diye, beyinlerine yazdı ve mükemmelleştirdi. Bu DİNİN kuralları onun İBADETİYDİ, artık bu DİN yeryüzüne kendi eko sistemini çoktan kurmuştu ve neredeyse tüm dünyaya hükmeder oldu.
Kalan az sayıda ilkel insanlarda bir yekün tutmuyordu, önemli olan
KALABALIKLARDI, ve kalabalık olan her yere bu TANRI ve DİNİ ulaştı, tabi tapınaklar ve Hizmetkârları, tüm imkanları ile birlikte.
Mükemmel bir vizyon, mükemmel bir misyonla birleşince, ortaya çıkan tablo, mükemmeli verir!
Tanrılardan korkmak gerek!
----- o -----
Gelecek dediğimiz şey biz ne kadar görsekte görmesekte, geçmişten
ayrı değildir. Sadece
VİZYON değişir, temel aynı kalır, geçmişte bu kadar Tanrılar, Tanrıçalar, tapınaklar, vardı bunlar sizce bu gün yok mu oldu?
Alakası yok, sadece VİZYON değişti !...
Kölelik kalktı mı? alakası yok! sadece vizyonu değişti.
Bunun gibi Tanrılar, Tanrıçalar, tapınaklar olayının da sadece
VİZYONU değişti ve yeni
VİZYON ile çoktan karşımızdalar.
YENİ bir vizyon altında, aslında aynı şeyler bu yaşlı dünya da gene oynanıyor, olay bu. Bizler şimdi geçmişe bakıp helede onları yargılarsak, Tanrılara, putlara tapmışlar dersek, küçümsersek, bu, bunu, bugün de bizim yaptığımız anlamına gelir.
Yani yargıladığımız şeyi, farkında olmadan bizde yapmış oluruz!
İnsan bilmediği bir şeyi bilemez, anca bildiği bir şeyi bilir ki, o da aslında çok iyi bildiği bir şeydir. Bugün TIP diye bir dinin GİZLİ olması, bizatihi onun
İÇİNDE yaşıyor oluşumuzdandır.
Geçmişin halkları da Pagan, Putperest, Şaman vs.nin içindeydiler ama onlar onu çok bilmezlerdi(
halende bilmezler), onlar için o ibadetler yapılması gereken
SIRADAN ama
KUTSAL bir görevdi, mecburiyetti.
Anası, Atası, çevresi onu öyle yapmış o da onu öyle yapardı.
Olay bu kadar basitti.
Kısmen bilenler Rahipler, Rahibeler, Şamanlar, Gurular vs.lerdi, lakin onlarda bildiklerini HALKA
açıklamazlardı, özel eğitilirlerdi. Şimdide özel eğitilirler hiç fark etmez.
BİLGİ, HALK İLE PAYLAŞILMAZ! Altın kural budur!
Tanrılar PAYLAŞIM işine, oldum olası hep kızmışlardır !!
Çünkü Tanrılar kendilerine tapılsa da GİZLİ kalmayı isterler, yani ona tapılacak ama halk KİME taptığını bilmeyecek!
Tanrıların olayı böyle idi, sırlarının ifşâ edilmesinden hoşlanmazlardı.
O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler.
(O balıklar ki denizin içindedir, denizi bilmezler)
Geçmişin insanı aynen böyleydi, şimdinin insanı da aynen böyledir.
İçinde olduğu şeyin boyutunu bilmez, ta ki dışına çıkana kadar !...
Bizlerden çok yüz yıl sonra gelenler, bugünün şeylerine ihtiyaçları kalmadığın da, bizler için diyecekleri aynen şu olacaktır;
Onlar TIP 'a tapıyorlardı !...
Tapınakları hastanelerdi !...
En büyük Tanrıları da PA-RA! idi !...
Tapınakları, sunakları, ibadetleri, rontgenleri, mr'ları, cihazları vs. vs. vs.
Geçmişin tılsım, muska, vs.leri gibi, bunlarda bugün bizim
VİZYON kutsallarımızdır.Tanrılar Vizyonik sihirbazlardır.
Her çağ farklı vizyona bürünürler.
Herkesi gizli olarak tapındırırlar.
O yüzden onlara, Tanrılar denmiştir.
Tanrılar laf olsun diye, Tanrı olmazlar!
Her devirde Tanrılığın hakkını verirler!
PA-RA! cümlemizi korusun!
(
Lazım değil, almiim!)
----- o -----
Bir şehrin üstüne çökmüş karartı ve sisler gibi, düşüncelerin de üstüne sisler çöküyorsa, orada şundan da bahsedilmesi gerekir.
"Hayaller ve Hayaletler"
Medeniyetleri yöneten bunlardır.
Hayaletlerin yönetici, hayallerinde yönetilen olduğu bir yerde, aslında herkeste mutludur. Mutlu oldukları içinde hayallerin sunduğu çözümden başka bir çözüm yoluna da tevessül etmezler.
Hayalin gerçekleri de hayalin içeriğine göre olur ki, herkes aynı şeyleri yaptığında, kimse onun bir hayal olduğu bilincine eremez !...
Herkeste aynı şeyi yapıyorsa, o şey otomatikman doğrudur!!
Doğruyu herkes yapar çünkü !... bitti... bu kadar basit !...
Tanrıların istediği tam da budur!
Üzerinde şüphe bile duyulmayacak kadar
DOĞRU olan herkesin, kabullendiği, destek verdiği, güç verdiği, içinde olduğu, basit ama asla YANLIŞ olmadığını düşündüğü şeydir.
O şeyin adı,
TIP!
Bundan daha doğru bir şey olabilir mi?
Herkes yapıyor, teşvik ediyor, burnu aksa koştuğu yegâne yer!
Doğru olmasını bile düşünmeye gerek kalmayacak kadar doğru, işte bu!
Kendi sorunlarınızla, kaprislerinizle, sanal ideolojilerinizle, bir birinizi suçlayarak boğuşun ki
BİZLERİ UNUTUN!
İnsanın insanı suçladığı bir yerde, TANRILAR ZATEN SUÇLU DA OLAMAZ!
Helede onlar BİLİNMİYORLARSA, GİZLİLERSE, bu KAOS'tan ONLAR daha
güçlenmiş olarak çıkarlar.
Tanrılar şöyle diyebilirler, "
İtler ürüyor, kervanımız yürüyor!"
KAOS Tanrıların gücüne güç katar!
Sistemleri daha gelişir ve mükemmelleşir.
Ve en önemliside İnsanlar TANRILARA DAHA ÇOK MUHTAÇ OLURLAR.
Tanrılara koşarlar ama Tanrı olduğunu bilmezler!
Geçmişte Tapınaklara gitmek insanlara İYİ gelirdi, şimdi de en ufak bir sorunda zamane Tapınaklarına koşmak insanlara İYİ geliyor.
Ee! korku filan yüzünden de gidilir ki zaten hep bir endişe, panik hali olması normaldir, korku Tanrıların yegâne
MİSYONUDUR
Amman! sabahlar olmasın!
Bu Muhabbet bâki kalsın!
Apollo, Ares, Artemis, Poseidon, Athena, Zeus, Hades, Hermes, Hygieia, Panakea, İştar, Afrodit, Venüs, Lilith, Sin, Selene, Lat, Uzza, VS.
Tarihin tozlu sayfalarının Mitolojik Tanrıları, VİZYONİK takla ile, Teknolojik Tanrılar olarak, tekrar aramızdalar mı?
Hiç bir zaman, hiç bir yere gitmediler mi?
Geçmişin başka bir boyutunu mu yaşıyoruz?
Yok artık !!...
Tabi istisnalar da yok değildir, herkesin yaptığı doğru değil diyenler/yazanlar her daim olacaktır/olmuştur.