Bu tartışma husûsunu ikiye ayırıp analiz edeceğim:
1 - İnsanların genel olarak kendi aralarında yaptıkları veya ekranlardan izleme imkânı bulduğumuz münâkaşalar.
2 - İnternet üzerinden, sosyal medya ve forumlarda yapılan tartışmalar.
Sosyal medya ile ilgili pek tecrübem yok. Gerçek ismimle orada var olmayı pek akıllıca görmem. Birkaç fake hesap açtım; 10-15 gün içerisinde kapattılar. Ben de uğraşmaktan vazgeçtim. Forumlarda bulunduğum süreç içerisinde edindiğim intibâ şu: Kimse kendi fikrinden gram taviz vermiyor. Sanırsınız ki hepimimiz adetâ "Tanrı hükmü" modunda 'en doğru'(!) olanı yazmaktayız. Şimdiye kadar "Evet ben, şurada hatâ yapmışım diyene rastlamadım.
Ha, bir de herkes kendini okuyor.
Avâmın kendi içindeki tartışmaları ka'ale almıyorum.
Çoğu geyik muhabbeti kıvamında, sığ ve düzeysiz.
Ekranlarda ise samimi tartışmaların yapıldığı kanâ'atinde değilim.
Her tartışmacı kendi kliğinin savunucusu görünümünde.
Tanrı ile ilgili yapılagelen tartışmalar noktasında kısa ve öz tespitim şu: Kendim de dâhil milyarlarca inanır, bir gün ölüp toprağa karışacağımız, sâhip olduklarımızı terk edeceğimiz gerçeğini kabul edemeyor, korkularıyla yüzleşemiyor. Bir Tanrı'nın varlığı ve bu Tanrı'nın bizi tekrar diriltip "ebedi hayat" vereceği, dünyada karşı karşıya kaldığımız haksızlık ve adâletsizliklerin hesâbını soracağı düşüncesi, korkularımızı bastırıp kendimizi avutmakta son derece etkili bir 'müsekkin' gibi. Gerçi, Tanrı inancı burada birkaç cümleye sığdırdığım hususlar kadar sığ değil. İnanç, soyut/izâfi olduğundan her düşündüğümü cümleye döküp anlatmakta mahâretli olamıyorum. Bilemiyorum, belki de kelime haznemin yetersizliği de engel oluyor düşüncelerimi doğru ve etkili biçimde aktarmama. Ama, netice itibâriyle Tanrı fikri görece olduğundan, üretilen her düşünce her insanda aynı etkiyi yapmıyor, benzer sonuçlar ortaya koymuyor. Tıpkı kimya bilminde görüldüğü üzere, her maddenin birbiriyle tepkimeye girmediği gibi.
|