manas´isimli üyeden Alıntı
spartacus, yazımı beğenmiyorsan sen şikayet et ben niye edeyim, konu açar söylerim. genelleme yapmıyorum rahat ol. özgürlük başkasını karalamak değildir, atatürk ülkeye türkiye ismini verdi diye ona ırkçı diyemezsiniz,hitlerci diyemezsiniz. ırkçılık başka birşeydir. o bu şu sevmiyor diye ırkçı soykırımcı filan denemez, bunun adı olsa olsa iftira olur. misal ben sana gıcık olsam, bir iki basit yanlışını ele alıp süsleyip burda spartacus alçak namussuz beş para etmez desem doğru mu olur sence? tabi ki olmaz. bende açtığım konuda bunu anlatıyorum. eleştirilerden bahsetmiyorum.
postalabd, kim takar islamcıyı, konu islamcılar değil, bu forum, orada yazdım, lafı başka yere çekme.
|
Sevgili manas, İfadelerini neden şikayet edeyim. Bana göre, bizimkilerin siyasetine bakılırsa milliyetçilik=
ırkçılıktır... "Türk ismini tanrının verdiği, diğer mileltleri Türkün kölesi kıldığı" kafası-zihniyeti ırkçılık değil mi?
kaldı ki ben günümüzde(!) milliyetçiliğin sürü piskolojisi, ümmetçi siyasetten farklı olmadığını söylüyorum, kaldı ki, ANTİ-LAİK bir siyaset tarzı olduğunu söylüyorum. Bu ifadelerimin herhangi bir kişi ya da şahsında değil, milliyetçiliğin ne olduğu esasıyladır ve dile de getiriyorum, feodaliteye karşı bir misyondu, o misyon 100 yıl önce tamamlandı, bitti... Cuhuriyetin bu konuda en büyük hatası, misyonu tamamlanmış ve laiklikle çelişen siyaseti bırakıp, eski misyonun boşluğunu, hızlı biçimde sosyal temelde siyaset(ki laik olan bu) doldurmalıydı...
Diğer taraftanda sözde sol eleştirlerin yapısal olarak objektif olmadığını düşünüyorum. Herfi sitem ediyor, beklentisi ne yönde ise? 2. TKP de devrimleri ielrletmesini hükümetten beklediğini ilan ediyordu... Kısaca sol-marjinal kesimlerin eleştirilerini mantıklı bulmuyorum ama bu demek değil ki, fikirler, milliyetçilik gibi anti-laik siyaset eleştirilmeyecek...
Bu sözde sol, marksist kesimler, tamam Atatürk olmasın, ABD de olsunlar, Washington'dan tamamen sosyalist bir duruş ve sosyalist eylem bekliyorlar, öyle eleştiri olmaz, bu subjektif. Asıl safsata üretenler ise dinciler ve neo liberaller, karıştırılmamalı. Dinciler dinsel gericiliğe prim vermemesinden dolayı, neo libareller ise halkçı söylemlerde bulunmuş olmasından dolayı, her devrimci dönemde kaçınılmaz yaşanan olağanüstü koşullarla ilgili yaptırımlardan dolayı...
Dincilerin sürülüğüne girmeyi gerekli görmüyorum, ama sözde neo liberallerin kapitalizmin tehlikeye girdiği tolumsal hareketlerde takındıkları tutumlar ise tamamen baskıcı, şiddete, güce dayalıdır değil mi?
bir sistemi anlamak istiyorsanız yıkmaya çalışın... 1950 den sonra artık kemalizm demek kadar boş, boş eleştirmeninde önemi kalmadığını düşünüyorum. Kurucu kadro, kendisine kapitalizmi ve siyasi model olarak kapitalist modeli seçtiğinde, kapitalizmin doğasına ters düşen fikirleri namına da kaybetmişti zaten!
Halk örgütlenmeleri, kurumları yerine, siyaseti güçlü, sırtı sağlam olanın mebus olduğu kapitalist modeli, heleki o günün koşulalrında kullanırsanız kaybedersiniz-hiç olmazsa toplumun bir İrlanda,İsviçre vb düzeyine ermiş olması gerekir ve bunun ilk koşulu kof milliyetçi, anti-laik, kutsallar,
ittihatçı-kof- siyaseti hakim kılmamaktı... 100 Yıl sonra dahi hala başörtüsü, anti-laik siyaset ve bu lakiklik, halkçılık karşıtı siyasetlerin egemen hatta hükümet olmasına da hayret edersiniz... neden böyle oldu? Sorunu modelde ve tercih edilen sürüleştirici siyaset de aramak gerekir, çünkü eğer bir kişi parası ve sermayesi var veya şeyh, ağa diye kapitalsit modelde siyaset yapacak olanaklara sahipse bu kişiler modelin elverdiği her yol meşru kafasıyla, modelin toplumsal değil bireysel-kişisel yönüylede kendisine çalışır, kolayı ise sürü psikolojisini kullanmaktır, dindir, milliyettir vs ve kısa sürede bürokrasiye bu anlayış hakim olur.
Yukarıda kaba geçtim, ama sorunların kaynağında yatan asıl temel, sosyal siyaset yerine, milliyetçi ya da eşdeğerde ümmetçi siyasetin belirleyici kılınmasından dolayıdır, bu bir yönüdür ama belirleyici karaktere de sahiptir.
Diyelim ki ben parası olan bir kişiyim ve bir bölgeden mebus olmak sitedim, devlet olanakalrını kişisel olarak kullanacağım, gücü arkama alacağım vs? Bölge dine bağlı bir bölge ise dinsel siyaset, reklam, milliyet kavramının etkin olacağı bir bölge ise milliyetçi siyaset yapacağım, ikiside anti-laik, anti-toplumsal, anti-sosyal siyasettir. benim seçilmemi sağlaması için toplumun ihtiyaç ve taleplerini dile getirmeyeceğim-zaten muhtemel toplumun çıkarları benim çıkarlarımla çatışacak-, gereği de yok, başarı şansıda düşük(modelden dolayı), oysa siyaset sorunalr ve talepler üzerinden yapılabilir,
kapitalist model ise siyasete ters bir yapı sergiler çünkü bireyseldir, birey eksenli ve tabi bireyinde dilediği biçimde İSTİSMARLAR kullanabileceği bir modeldir.
Kemalizm dedikleride, son 50 yıldır görülüyor ki yukarıdaki örnek gibi, özünde istismar esaslı, bürokratik siyasettir. Model değişmedikçe ve bu model böyle kaldığı sürece, kişiler kapitalist çıkarları namına her türlü anti-sosyal, anti-laik-dokunulamazlar, kutsal siyaseti- yürütecektir. bayrak, ezan, Atatürk en temel istismar aracıdırlar, birde topluma bakın, siyasetinize bakın, siz neyin siyasetini yapıyorsunuz? Subjektif boş etiket ve temsillerin, siz bu hatalara nasıl düşüyorsunuz? Sürü piskolojisini kullanan model gereği, kendinizi o piskolojinin herhangi bir istsimar sembolünde görüyorsunuz, dinci siyasetle ümüğünüzden yakalanmıyorsanız, milliyetçi veya Atatrk'ün istismar edildiği türden siyasetlerle yakalanıyorsunuz. Yani yıkılan feodal siyasetin yerine gelende kısa sürede feodal siyasete teslim olmuş...
Ülkede yoksulluk ve açlık sınırı altında yaşayan insan sayısı 50 milyonun üzerinde, neredeyse toplumun 2/3'ü aç, yoksul, mahrum... peki siyasetinize bakın neye dayalı? hangi toplumsal sorunalra dayalı? Hiç birisine dayalı değil, bir kaç sembolün yüceltilmesi üzerine, anti-laik, kutsalcı bir siyaset izleniyor. Bu türden siyasetlerle ne bekleniyor ki? Benden istediğiniz en fazla evimin her yerine Türk bayrağı asmam, Atatürk posterleri koymam, koluma imzasını dövme olarak kazıtmam, bunun gerisinde ben boş ve kofum ve bu tür semboller üzeri siyaset bana farkındalık da sağlamıyor, bir taraf bu tarz istismar siyaseti üzerine yatıp devleti çiftliğine çevirirken, diğer tarafta tencerenin kapağı olup dini, sembolik siyaseti kullanıyor... Toplum tamamen
sürü psikolojisine teslim, farkındalığı olmayan, hassasiyeti yaşam ve yaşamsal sorunları yerine ,
subjektif olarak enjekte edilmiş bir kaç sembolün yüceltilmesi noktasında saplanıp kalıyor, bakın siyasetinize, neye dayalı?
ben eleştirdiğimde sen karşıma dinciler gibi dinime küfrediyor diye çıkarsan, sürü piskoloji sembolik, yanlış ve cahil siyasetle
istismar ettiğin millet yada Atatürk'ü bana karşı kullanırsan, milliyetçi olmamayı vatan hainliğine eşleştirirsen, her yanlışını sembolik yüceltimlerle savunursan veya her yanlışını istismar ettiğin kutsalla doğruymuş gibi görmeye başlarsan, nasıl aşacaksın? hangi toplumsal sorunu, siyasetinin hassas ve belirleyici ölçütü yaptın? Hiç birisi, ya derdin ne? beni türkçü yapmak, ötekisi de ötekileri dinci yapmak, neyin çözümü? Hiç bir şeyin, neyin sağlayanı, sürü ve cehalet, insanın kendisine ve hayata yabancılaştırıldığı, insanı birer askere, emir erine dönüştüren, cihaderi türünde kof bir siyaset...
Birde 50 yıldır yalan-yanlış anti emperyalist olma söylemleri vardır, milliyetçi olmanın anti-emperyalist bir taban olduğu safsatası, sürü psikolojisi, kör cehaleti. Oysa aksine bir toplum milliyetçi ya da dinci söylemlerle yoğun olarak elde tutuluyorsa, o toplum hem kolay kandırılıp, yönetilir hemde rahatça
güdülür, bir kaç sırtı sağlam kişinin din ya da milliyetçi anti-laik, kof siyaseti kullanması yeterli, kitleler sorgulamadan koyun gibi peşine takılıverir böyle bir toplumu dilediğince yönlendirmek, kolayca elde tutmak, daha masrafsız ve daha kolaydır, bir toplumla uğraşmak yerine sırtı sağlam bir kaç kişiyi işbirlikçi yapmak yeterlidir ve o kişiler de zaten din ya da milliyet kof, holiganik siyasetiyle kahraman-dokunulmaz hale gelmiştir, toplumun sırtına çıkıp kırbaç sallasa o toplum yine omuzlarında taşır.
emperyalistlerin Türkiye için Türk-İslam sentezi siyaseti boşa değildir. Oysa emperyalizm ekonomi-politik bir temel sahiptir, siz dincilik, ümmetçilik, milliyetçilikle emperyalizme köle olursunuz ama asla karşısında olamazsınız çünkü alakasız zemindir. Bağımsızlık ne dinsel sembollerin ne de milli sembollerin her bir yanda bıtırak gibi sallandırılması değildir, öyle olsa dünyanın en bağımsız ülkesi Arabistan olurdu, bu köleliktir, bağımsızlığın asli temeli sanayidir, üretimdir, bilim ve teknoloji ve toplumsal bilinçtir(ki bu toplumun siyasetinde belirleyici ölçüt asla dinsel ya da milli semboller, sürüleştirici, cahil ve koyunlaştırıcı siyaset değil, öznesi insan olan ve yaşam koşullarına dair -ki bilimsel eğitim, bilim de içinde- sorunlardan yükselmelidir)...
Daha önce örnek vermiştim, adamın hayatı zehir, zindan, yoksul, silme cahil, ama adam Erdoğan aşkıyla yanıp tutuşuyor, sebebi ise Erdoğan değil, hakim siyasetin dinsel sembolleri, holignaik temeli kullanması. Bu toplum, ayranı yok içmeye ama tahteravalli ile gidiyor sıçmaya, sebep? kendisine yabancılaşmış, insan doğasına yabancılaştırılmış, siyaset hiç birisinin sorunları, talepleri, yaşamsal zorluklarınca belirlenmemiş, tipik holigan ya da ileri düzey zombilik dayatılmış, nasıl? Elbette kof, subjektif sembollerle, adam açlıktan ölüyor hala egosuna kazınmış cehalet ve sembolik holginalık siyasetin kölesi, gözleri görmüyor, hiç bir şeyi grmüyor kendisinin de durumunun da farkında değil... Kısaca ha dincilik ha milliyetçilik ha da benzer insana yabancı ve insanın ÜSTÜNDE sayılan absürt kof semboller, her toplumun sağlığına zararlıdır. Ben daha uzatmayacağım, bu boş-kof, insan ayabancı, insan düşmanı anti-laik isyaseti, sürüleştirici siyaset ve empozun sonuçalrını anlamak istiyorsanız AKP'ye bakın... farkı ne, farkı yok, birisi dinciliği ötekisi milliyetiliği kullanmak istiyor, sonuç cahil, kendine yabancılaşmış, sürüleşmiş ve bir kaç
çobana bakan ve süreğen başlarına çoban isteyen bir toplum, bir siyasi kafa yapısı, ne yazık ki müstehaktır, öyle de böyle de müstahakını yaşadı yaşıyor, bu zihniyetler değişmedikçe de yaşayacak...
Bırakın dinci, milliyetçi sürüleştirici siyaseti, tamamen safsata siyasetidir, topluma, hayata bakın, bilinç düzeyine, toplumsal sorunlara, yaşama... Toplumları basit sembolleri dalgalandırarak tatmin etme veya deşarj yolunu seçmeyin, bunlar topluma karşı kullanılan basit taktiklerdir. Örneğin AKP cumhuriyetin temellerini sarsıyor ama öte sürü, hemen bir Atatürk resmi payaşıyor, birde
olmasaydı ananız kimdi bilemezdiniz türünde laflar edip, deşarj oluyor, orgazm oluyor, sanki Atatürk mezardan çıkıp bunlara çobanlık edecek ya da bu tarz tatmin-orgazm olunca fiili durum değişecek... basit bir örnek olsun diye verdim, hükümet istesin anında bu milliyetçi kesimleri de sürüsüne katar, yapması gereken Atatürk ve milliyetçi sembolleri kullanmasıdır ve AKP haziran yenilgisinden sonra anında milliyetçi söylemlere yöneldi, kürt illerini askeri olarak işgal etti, bombaladı, bir kaç ay içinde milliyetçileride içine alarak, AKP oyları tavan yaptı, ortada bir sürü varsa çobanda ona göre davranır, ne yönde ve yöne güdeceği çobanın eline kalır.. sonra oturur günlerce paradokslarınızın içinden çıkamazsınız nasıl oluyor, nasıl olur diye sorarsınız ama yantı doğru zeminde aramazken sizde sözde alternatif diye hala aynı sürüleştirici anti-laik isyaseti kullanıp, süreğen hakim olanı meşrulaştırırsınız, ardından da şikayet edersiniz...
Küfür mü ettim? hayır! Kimi eleştirdim? Bugünü, dünü de eleştiriyorum evet, ama şahıslar üzerinden safsata, ad-hominem yapmıyorum, zira bu tarzda tipik, holiganik, sürü psikoloji deşarjdır, orgazmdır bana göre...
örneğin günlük hayatda bu kafalara denk gelirsem, ne oldu, Atatürk seni ikti mi diyorum, fikirleri, görüşleri eleştiririm ayrı, ama bu türden kişisel husumetmiş gibi, safsata, sürü piskolojili, ad-hominem, deşarj-orgazm, propagandif, sağlıksız piskoloji, koyunluğu da doğru bulduğum ve tepki vermeyeceğim anlamına gelmez.