Yarı feodal, yarı intihal
68 gençliği siyaset sahnesine hızlı girdi, kısa sürede çok yol aldı ve geriye yakışıklı bir ceset bırakıp gitti.
12 mart darbesine hazırlık için pohpohlanan gençlik, Güney Amerikadan çevrilen kitaplardan gerilla savaşı kavramını öğrendi. Mao'nun kitaplarından ise feodali, yarı feodali, sömürgeyi, yarı sömürgeyi...
Bu öğrendiklerini Türkiye'ye uyarladı. Bambaşka sosyal, ekonomik, coğrafî, tarihî şartlara sahip olan Türkiye'yi kısa bir okumayla ve hatalı biçimde yarı sömürge, yarı feodal ülke olarak "analiz etti". Oysa ülke gerçekliği bambaşkaydı. ABD'ye bağımlılık vardı ama bu sömürge düzeyinde değildi. Feodalizm bu ülkede Kürt illeri dışında pek olmamıştı. Ülke esas olarak kapitalist çizgide ilerliyordu.
Bu "analiz"lere uygun olarak da gerilla savaşına, öncü savaşına, halk savaşına hazırlandığını sandı. Oysa devlet içindeki karanlık güçlerin karanlık oyunlarına alet olmaya hazırlanıyormuş meğer.
Ateşli romantik ve idealist gençler, değerli hayatlarını bu karanlık emellere bilmeden harcadılar. Sadece kendi hayatlarını değil, sonraki kuşakların da. Onlara da örnek oldular ve devamında çok daha fazla canlar feda edildi, ziyan edildi.
Buna sebep olanlar, o ithal gerilla kitaplarını türkçeye çevirtenler, peynir ekmek gibi burada açıkça satılmasını ve okunmasını sağlayanlar, bu kanların sorumlusudur. Yani devlet içindeki o karanlık darbeci güçler.
Şimdi ülkeyi getirdikleri şu hâle bakıp nerelerine istiyorlarsa kına yaksınlar!
|