Hayır ang, bilgine saygım tam, ama bu konudaki fikrine katılmıyorum.
Uçurma drone yerine geçmez. Uçurtmayla karışır.
Sen bunu uygun bulmuşsun ama bak, ben de buna itiraz ediyorum.
Bu da doğal. Dil kollektif bir uzlaşı ürünüdür. Bir gün gelecek belki de uçurma benimsenecek ve ben, uygun görmesem de drone yerine uçurma diyeceğim, demek zorunda kalacağım.
Evet ama şimdi, hepimiz drone demek zorundayız. Sen uçurma desen kimse anlamaz. Parantez içinde açıklamak zorunda kalırsın, yani drone diye.
Dil böyle bir eser. Ekonomi yasasına göre isliyor. Türkçemiz, o güzel ve kurallı dilimiz de bundan muaf değil. Bu nedenledir ki kurallarını çokça çiğnemek zorunda kaldı. Yapısına aykırı pek çok özelliği aldı, benimsedi ve kendine uydurdu.
Sorulama neden anketin yerini alsın ki? Anket yerleşmiş ve herkes anlıyor. Sorgulamanın ne şansı var? Kimsenin köken kaydırması yapacağını ve sorulamayı tercih edeceğini düşünüyor musun?
Dil demek köken demek değildir. Dil demek yapı demektir ve türkçemiz bu nedenle çok güzel bir dildir.
Bazı salak adamlar var, yok türkçede şu şu harflerle başlayan kelime yok, türkçe diye bir dil yok, vb diye saçmalıyorlar. Bunlar da kelime bazlı yaklaşıyorlar. Bu nedenle hatalı yerlerde saplanıp kalıyorlar. Kelimenin kökeni çok ayrıntıdır. Önemli olan dilin yapısıdır.
Türkçenin gücü buradadır. Türkçe bir gezgin ve bir imparatorluk dilidir. Bu nedenle çokça kelime almış ve vermiştir. Türkçenin gücü, o aldığı kelimeleri kendi ses ve kural dünyası içinde uyumlu hâle getirmiş olmasındadır.
Biz farsçadan gûl (çiçek) kelimesini aldık ama onu gül yaptık. Farsça değil, türkçedir o.
Bahçe biziz, gül bizdedir.