Nereye gitti?
Yağma ve talana... Söz verildiği gibi(ki kimlere söz verildiğini biliyoruz), neo-liberal bağlılıkla, tarımı ve üretimi bitirmeye, kara paranın aklanması veya yağmanın, talanın nakledilebilmesi için inşaat ve yol yapımları üzerinden, aşırı fahiş rakamlarla aktarımına, vakıflar üzerinden aklanmasına vb. vd. vs... tabi birde bu sürecin hazırlanmasına, önce başta ABD tröstleri ve teşvikleriyle sıcak paranın piyasaya girişiyle, rehavet dönemi oluşturulması, çeşitli kalemlerde geçici ve yapay dış satışlarda işbirlikçi paylarına, bu sayede yağma ve talanın topluma hissedilir bir etkisinin olmamasının sağlanmasına...
Sıcak parayı ve teşvikleri çekme ve şimdi istediğimiz her yaptırımı dayatma kıvamına getirdik, şimdi zamanı geldi, işlem tamam dendiği ve düğmeye basıldığı an, ortamın hazırlanması, yaptırım dönemine girmelerine... nasıl mı, o paralar işbirlikçi, gerici-yiyici sermayeye dağıtıldıktan sonra, dağıtanlar el mahkum duruma düşmüş olacaktı, çünkü yolsuzlukları, şantaj olarak da kullanılabilecekti. ve elbette öncesinde, bu soygun sermayesi de, edindiği sermaye sayesinde tüm MEDYA da dahil sosyal araçlar, vakıf, dernek, tarikatları besleyebilecek elde edebilecek ve toplumun çoğunluğunun algısını ve gündemini belirleyebilecekti...
Yaptırımlar sıralanmaya başlandığı an -ki bunda dün yedirdikleri hurmaların(kredi, teşvik, borçlandırma) bedelini istiyorlar, diğer taraftan da paraları çekerek, diplomasi ve kulislerle bir dolu finans, faiz ataklarıyla paranın değer kaybı sağlanıyor, teşviklerini faiziyle geri istiyorlardı.(FAİZ LOBİSİ lafızları boşa değildi ama sadece laftı, gizli gerçeği ve ortaklıklarını bilen ise çok azdı)... faizleri yükseltme baskısı uygularlardı -ki bu durumda yatırımcı daha fazla kazanmış olacaktı, para, yattığı yerden para doğruyordu vs... kleptokrat hükümetten mırın kırınlar yükselmeye başladı, çünkü yaptırımları karşılayacak hal kalmamıştı(ne para kalmıştı ne pul ne de ekonomi)... ve yolsuzluk şantajı seçeneği üstünkörü kullanıldı. FETÖ üzerinden, piyasaya, kaset vs olarak sürüldü. halktan umulan tepki alınamadı, darbe adı altında yeni kuklalar için prova yaptılar, kendi içinde anlaşayamayan ABD mafyasından dolayı, kontrollü darbe halini aldı, o da olmadı, güçlendirip çıktı, bu da ayrı... Yarın İran'a, şuna buna saldır, öl-öldür dense saldıracak-zira 100 yılık planlar, stratejler söz konusu, bir dolu olasılık masalara konmuş, o düzeyde bir kuşatma sağlandı... eğer bir oyun değilse, kuklalardan pasif bir direniş de, artık ne olur kurtarın bizi derdi de var gibi, yukarı tükürse bıyık(onca yolsuzluk), aşağı tükürse sakal tam bir beka sorunu içinde kıvranıp duruyor...
Beka, meka meselesi oldu, adı konmuş ama gerçeği, perde gerisi gizli tutulan bir teslim durumu vardı. 1950lerde devreye giren oyun da işlem tamamdı, game over, oyun bitmişti ve Türkiye artık %100 teslim alınmıştı, sözde ama kofda olsa enti-emperyalist masal ve zihniyetide bitirilmişti, o kadar kapsamlı ve basit bir süreçti, loading çubuğu %100'e varmıştı...
Şimdi dünya mafyası bu hükümete karşı blöfler, şantajlar yapmasına rağmen, pat diye düşmesini de istemiyor, neden? Çünkü yumuşak iniş yapılmalı bu süreçte aynı hükümet(!) değişen bir kaç sima ile tekrar kukla koltuğunda oturmalıydı, ani düşüş, farklı simalara kapı açabilirdi. süreç uzamalı farklı simalar da entegre edilmeliydi(Adam kazandı!).. çünkü o düzeyde suça bulaştırmıştı ki, her türlü şantaj ve blöfe artık açıktı...
Çok uzatmayacağım ve özetinde bu kadar basit olanın, detayında da o kadar basit olduğunu, öyle aşırı bir plan, proje gerektirmediğini, sermaye gücünün otomatikman örgütleyişinin gerçekliğini de anlatmayı gerekli görmüyorum-zaten kimselerde okumak istemiyor, artık herkes kaş, göz kıyasıyla, boya, cila, yediği yemeği, muşmula suratını günde 5 vakit çekip sosyal medyalarda paylaşmakla, abuk, subuk görüntülü görüşme sağlayan programlarda tatminle(çünkü yoksul ve yoksun, çünkü sistem gereği mahrum, artık saplantı olmuş, zengin olmayı akıllı cep telefonu almak ve yaşayan değil, yaşayanı izlemek sanıyor, nede olsa neo-liberalizm özgürlüğünde içini boşalttı), bilgi dendi mi, burnunun ötesinden fazlasına gitmeyen biçim, kaş, göz kıyası sanmakla, en ama en akılsız safsatalarla teori ürettiğini, neden, nasıl gibi soruların hiç bir biçimde lugatında olmamasıyla siyaset yaptığını sanan, "her şey daha güzel olacak" sözünden dahi çok derin fetö tespiti yapacak kadar ileri zeka olmakla(topyekün cinnet, çoğumuz farklı değiliz) geçiriyor, kısaca "nanay gülüm nanay, ağrıdı dişim nanay, çok içimişim(ne içmişsin?) nanay"...
Binali Yıldırım'ın 26.000.000.000$ serveti olduğu iddia ediliyor. "nanay gülüm nanay, ağrıdı dişim nanay, çok içimişim nanay"
Sermayenin gücü paranın her şeyi satın aldığı şu rüsva dünya'da artık gerçeklik olgusu kavranmalıdır ve öze(beyin, akıl, mantık, irade, hak, hukuk, adalet, eşitlik) dönülmelidir vb... hah bunu söyledin ya, bittin, senden kötüsü yok, sırf bunu söyledin diye neler söylerler neler, hatta size karşı ad-hominem dışında birde 100 yıl önce yaşamış birisinin bilmem nerede ne yaptığından söz ederler, sanki gerçeği ve bir şey bilyormuş gibi tamamen düzmece de olsa, inanmış halde, oysa söylenen ve yaşananla ne alakası varsa, sorgulamazlar bile... Hatta hiç sormazlar neden yaşa"yan" kelimesinde "yan" yani süregitmekte olan anlamı vardır da öl"yen" kelimesi ve bir anlamı yoktur diye...
Sahi milyarlarca dolar neden ve kimler tarafından iç edilir ki? Bu imkanı nasıl bulabilirler, nasıl olabilir? Evine hırsız girse anlarsın da ve yakalasan nanay da, giremesin diye kapılarını kilitlersin de, ee peki? sermaye dedik mi, medya dedik mi, parası olan her şeyi satın alır ve kullanır dedik mi? cevap verirler, "nanay gülüm nanay, ağrıdı dişim nanay, çok içimişim nanay"
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|