Kur'an'ın versiyonları var mı? Sana'a El Yazmaları Bize Kuran Hakkında Ne Söylüyor?
Bu videoda Sana'a El Yazmaları'nı ve bunların Kuran'ın erken dönem tarihi hakkında sağladığı görüşleri ele alacağız. Ben de dahil olmak üzere Müslümanlar Kur'an'ı Allah'ın kelimesi kelimesine sözü olarak görürken, tarihçiler için Kuran; İslam'ın oldukça gizemli kökenlerini inceleme fırsatı sunuyor. Yakın zamana kadar, üzerinde çalışabilecekleri tek bir Kuran'ları vardı ancak 1970'lerde bu durum ünlü Sana'a el yazmalarıyla değişti. Şimdi Sana'a el yazmalarının, bize ne öğreteceklerine bir göz atalım.
1972 yılında, Sana'a Ulu Camii'nin restorasyon projesi sırasında, işçiler caminin tavan arasında çok sayıda parşömen belgeye rastladılar.
Neye rastladıklarının farkına varmadılar ve yaklaşık 12.000 parşömen belgeyi yirmi kadar patates çuvalına doldurup bir kenara koydular.
Yemen Eski Eserler Kurumu'nun o dönemki başkanı Kadi İsmail el-Akva olmasaydı, bu eserlerin unutulmuş olması muhtemeldi. Bu bulgunun potansiyelini fark etti ve işe dahil oldu.
1979'da, parçaları inceleme ve koruma projesiyle ilgilenen misafir bir Alman akademisyen bulmayı başardı.
1981 yılında Almanya'daki Saarland Üniversitesi'nden Gerd Puin, parçaların ne olduğunu belirlemek için onları derinlemesine inceleyen ilk kişi oldu.
Parçaların Kur'an'ın bir versiyonunu içerdiği ve bazılarının İslam'ın ilk yüzyılına ait olduğu kısa sürede tespit edildi. Dolayısıyla, o dönemde bunlar Kur'an'ın bilinen en eski nüshaları arasındaydı. Birkaç yıl sonra Puin'in meslektaşı Von Bothmer, şu anda el yazmalarını incelemek için kullanılan parçaların yaklaşık 35.000 mikrofilm fotoğrafını çekti. Sana'da bulunan parçalar arasında Kur'an'dan bir dizi parça da bulunmaktadır.
İlk bakışta, Miladi belki yedinci yüzyıl sonları veya sekizinci yüzyıl başlarına tarihlenen normal bir Kur'an gibi görünmektedir.
Yeniden yazılmış parşömen
Ancak daha yakından incelendiğinde, belgenin bir Palimpsest olduğu, yani daha önce yazılmış bir metnin üzerine yazıldığı ortaya çıktı.
Bu nedenle, daha yeni olan üst katman ve daha eski olan ve üst katmanla değiştirilen alt katman olmak üzere iki metin katmanı içerir. Farklı taramalarla, akademisyenler alt metni bir araya getirebildiler ve bunun bugün sahip olduğumuz Kuran versiyonu olmadığını, farklı bir versiyon olduğunu keşfettiler. Daha sonra yazılmış olan üst katman ise bugün elimizde bulunan standart Kuran'dır. Öyleyse, Kur'an'ın farklı versiyonları var mı?
İslami geleneğe göre Kur'an, Arapça'da Cibril olarak bilinen melek Cebrail tarafından Muhammed Peygamber'e vahyedilmiştir.
Peygamber daha sonra Kur'an metnini ashabına yazdırmış, bazıları da metinlerin bazılarını parşömenlere, yapraklara, taşlara vs. yazmıştır.
Kur'an'ın birincil deposu sahabelerin zihinleri olmasına rağmen, peygamberin hayatı boyunca bir kitap formunda derlenmemiştir.
Ondan sonra, Kuran'ı ezberleyen bu sahabeler vefat etmeye başladı ve Kuran kaybolma riskiyle karşı karşıyadı, bu yüzden Muhammed'in halefleri olan Halifeler onu yazılı bir biçimde bir araya getirmeye başladılar.
Bu sürecin üçüncü halife Osman döneminde 650 yılı civarında tamamlandığı söylenmektedir. Bu nedenle, Kur'an'ın standart versiyonu genellikle Osmani Rasm (Uthmani Rasm) (Rasm: Sesli harfleri (teşkîl) işaretleyen ve sessiz harfleri (i'câm) ayıran Arap aksanları olmaksızın 18 harften oluşan temel metin anlamına gelir.) veya Osman Geleneği (Uthmanic Tradition) olarak adlandırılır.
Bu kitap herkes tarafından okunmak için yazılmadı. Yazılı Kuran, okuyucunun oldukça fazla ön bilgiye sahip olduğunu varsayar, bu nedenle öğrenilmek için değil, daha çok bilginlerin Kuran'ı hatırlamasına yardımcı olan bir araç olarak hizmet etmesi amaçlanmıştır. Örneğin, sesli harf işaretleri yoktu, bu yüzden bir kelimenin ne olduğunu sadece okuyarak değil, bağlamdan bilmeniz gerekirdi. Osman'ın Kuran'ın derlenmesini tamamladığı dönemde, İslami geleneğe göre Kuran'ın çeşitli versiyonları ortalıkta dolaşıyordu. En meşhurlarından ikisi Peygamber'in iki sahabesi Abdullah ibn Mesud ve Übey ibn Ka'b'a aittir. Ayrıca, görünüşe göre, farklı şehirlerde Kuran'ın farklı versiyonları vardı. Osman tüm bu alternatif Kuran'ları geri çağırdı ve onları yok etti. Ardından, standartlaştırdığı Kuran'ı ana nüsha olarak kullanılmak üzere tüm büyük şehirlere gönderdi. Bu standardizasyon çok hızlı bir şekilde yürürlüğe girdi. Bugüne kadar, Sana'da bulunan dışında Kuran'ın Osman'a ait olmayan hiçbir versiyonu bulunamamıştır. İbn Mesud ve İbn Ka'b'ın el yazmalarından farklı geleneklerde bahsedilir ve alıntılar yapılır, ancak bunlar tam olarak günümüze ulaşmamıştır, bu nedenle şimdiye kadar bulunan Osman'a ait olmayan tek Kur'an Sana'a el yazmasıdır. Aslında bazı akademisyenler bu sahifelerin var olmadığına, sadece Kuran'ın alternatif yorumlarını haklı çıkarmak için uydurulduğuna inanıyordu. Yani Sana'a El Yazması bu hipotezin yanlış olduğunu kanıtlamıştır. Şimdi, 'Kur'an versiyonları' dediğimde, farklı hikayeler anlatan, belki de İnciller gibi farklı kitaplarmış gibi görünebilir ama öyle değillerdi. Aradaki farklar, din adamım olmayan kimseler için küçük farklar olabilir. Bazı kelimeler farklı şekillerde yazılır, bazı kelimeler aynı kökten gelen benzer bir kelimeyle değiştirilebilir, bazen bir fiilin şekli değiştirilebilir ve bazen farklı satırlar farklı noktalarda bitebilir.
Kur'an'ı incelediyseniz, görünüşte hiçbir neden yokken sık sık cümleleri böldüğünü ve cümleler boyunca aynı şeyden bahsetmeye devam ettiğini fark etmişsinizdir. Kur'an'ın farklı versiyonları cümleleri farklı kısımlarda kesmiştir, belki bir versiyon iki satırı birleştirirken diğeri birleştirmemiştir. Bunun nedeni çoğunlukla Kur'an'ın sözlü olarak aktarılmış olması, dolayısıyla satır sonlarının her zaman net olmamasıdır. Bu farklılıklara daha sonra döneceğiz. Şimdilik Sana'a El Yazması ile devam edelim. Peki, Sana'a El Yazması bu alternatif Kuranlardan biri mi?
Evet, öyle ama İbn Mesud veya İbn Ka'b'a ait olanlar gibi bildiklerimiz arasında görünmüyor. Bu, herhangi bir gelenekte tasdik edilmemiş gibi duruyor. Akademisyenler buna C-1 ya da Sahabe-1 Kodeksi adını vermişlerdir çünkü neredeyse kesinlikle peygamberin bir sahabesine aitti ama kim olduğunu bilmiyoruz. Bu varsayımı yapabiliyoruz çünkü parşömen Radyokarbon tarihleme yoluyla MS 578 ile MS 669 yılları arasına tarihlendirilmiştir.
MS 614 ile MS 656 yılları arasındaki dönemde üretilmiş olma ihtimali %68'dir.
MS 646'dan daha eski olma olasılığı %75'tir, bu nedenle genel olarak, peygamberin ölümünün etrafındaki otuz yıllık dönemde, yani kabaca MS 617'den MS 647 arasında üretildiğini varsayabiliriz.
Söz konusu istatistiği biraz fazla basitleştiriyorum. Ortalama sonuçlarım bir önyargının sonucu bile olabilir.
Şimdi, bu parşömenin tarihi, peki ya alt katmandaki metin? Parşömenin daha sonra kullanılacağı amaç için özel olarak üretildiği varsayımını yapabiliriz. Gerçekten de, parşömenin üretildiği dönemde, Batı Arabistan'da üretilen, karşılaştırılabilir boyutta ve aynı Hicazi yazısını kullanan istisnasız tüm belgeler Kur'anlar'dı. Daha sonra kullanılmak üzere bu boyutta çok sayıda kullanılmamış yaprak bulunamayacağından, parşömenin bu amaç için özel olarak üretildiğini ve alttaki metnin de aynı tarihlerde yazıldığını varsaymak doğru olacaktır. Özetlemek gerekirse, birisi 617 ile 647 yılları arasında parşömen parçalarına Kur'an'ın alternatif bir versiyonunu yazdı. Bundan bir süre sonra, birisi eski metnin üzerine Kuran'ın standartlaştırılmış versiyonunu yazdı. Eski versiyonu silmiş olmaları mümkün olduğu gibi, daha az olası olmakla birlikte, eski metnin birkaç on yıl sonra kaybolup gitmesi ve yerini yeni metne bırakması da mümkündür.
İslam dünyasının farklı şehirleri Kuran'ı yazmak için farklı stiller geliştirdi. Bu farklılıklar arasında imla, boşluk, yazı varyasyonları vb. yer almaktadır. Bunlar akademisyenler tarafından Kuran'ın bir kopyasının nerede yazılmış olabileceğine dair bir tahmin elde etmek için kullanılır. Bu yöntemi kullanarak, El Yazması'nın üst metninin muhtemelen Mekke, Medine veya Yemen'de bir yerde yazıldığı anlaşılmaktadır. Kesinlikle Şam'da, Kufe'de ya da Basra'da yazılmamıştır. Alttaki metin kesinlikle Mekke veya Medine'dendir çünkü eski bir Hicazi yazısı kullanmaktadır. Peki, neden en başta Kur'an'ın alternatif versiyonları vardı?
Bu iş dikte etmeye dayanmaktadır. Çoğu akademisyen bu versiyonların Kuran'dan farklı hikayeler anlatması gerektiğine ya da bu farklılıkların kasıtlı olduğuna inanmamaktadır. Aksine, bu hatalar dikte ve kopyalamadaki sorunlar nedeniyle ortaya çıkmıştır. Matbaadan önce kitaplar elle çoğaltılırdı ve insan doğası gereği orada burada küçük hatalar yapılırdı ve bunlar zamanla birikerek neredeyse aynı kitabın farklı versiyonlarının (branch) oluşmasına sebep olurdu.
Peygamber'in zamanında, bazı bölümleri oraya buraya yazılmış olarak hafızada bulunan orijinal bir Kuran olduğu kesindir. Daha sonra, büyük ölçüde sözlü olan bu Kuran çeşitli kişiler tarafından yazıya geçirilerek İbn Mesud, ibn Ka'b ve C1'in alternatif kodeksleri oluşturuldu.
Günümüzde standart versiyon olan Osmani Kur'an'ın doğrudan orijinal Kur'an'dan mı yoksa bu kodekslerin birinden veya birçoğundan mı geldiği konusunda bazı anlaşmazlıklar vardır. Orijinal Kur'an'ın doğrudan kendisinden mi geliyor yoksa orijinal Kur'an'ın çeşitli varyasyonlarının bir karışımı mı?
Kaynak:
Konu Muhyiddin Arabi tarafından (25-06-2023 Saat 19:04 ) değiştirilmiştir.