dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Ben, maddeye ait konumsal hareketin belirli bir zamana bağlı,sonlu bir hareket olduğunu savunuyorum. konumsal hareketin başlangıcını, sonunu ve zaman içindeki değişimini vurguluyorum. Bu, zamanın bir tür süreklilik olarak düşünüldüğü klasik bir bakış açısını yansıtır, değişimlerin ve hareketlerin meydana geldiği bir süreklilik olarak.
Çünkü benim için maddeye ait konumsal hareketin sonlu bir hareket olduğu açıktır ve bu nedenle konumsal hareketin başlangıcına, sonuna ve sınırlılığına odaklanırım. Örneğin, bir top atarsam, bu konum hareketi sona erecektir.
|
Hem ifadelerimi anlayamamış -tam tersi anlamış-, hem de kelime oyunlarından anlamsız cümleler kurmuşsun. Zaman hareket-değişime bağlı soyutladığımız ölçü-kıyas birimidir diyorum, bunu anlayamıyorsun.
Örneğin 1kg patatesin
varlığı, kilogam-
ölçü birimine- bağlı değildir, ölçü birimimiz, patatese
bağlıdır, orada esas alınan ölçüt,
"ne kadar" sorusudur. Demek ki böyle bir soru için, öncelikle patatesin bu sorudan bağımsız ortada olması gerekir değil mi?
Sen ise her kavramı tersine çeviriyorsun, biz ne kadar patates var diye sorup, ölçtüğümüz için patetes vardır gibi bir düşünme, kavrama, anlama yapısına sahipsin. Örneğin uzunluk birimini ele alalım, bir kavağın boyu, uzunluk birimine, uzunluğuna bağlı değildir, uzunluğu, kavağın boyuna(form-yapı) bağlıdır. Şeylerin değişimi zamana bağlı değildir, ama zaman kavramı şeylerin değişimine bağlıdır...
Yani burada ölçme işi, ne "kadar patates" gibi sorulara aranan cevapla anlam kazanır. Patateslerin varlığı da, adedi de yani niteliği-niceliği de, ne kadar olduğunu
ölçmemize bağlı değildir. Zaman kavramı da diğer ölçü birimleri gibi, şeylerin şu ya da bu özellik, nitelik, hareket, değişim, miktar gibi değişkenlerini ölçmek için kullandığımız bir birimdir.
Tekrar edeyim,
şeyler zamana bağlı değişmiyor, değiştikleri için zaman kavramını soyutluyoruz... Patates örneği gibi.
Kaç kilogram patates diyebilmen için,
önce patatesin varlığı gerekir. Ne kadar sorusunu sorabilmen için
önce şeylerin varlığı gerekir. Formül olarak ifade edeyim, A ne kadar ilerledi, B ne kadar değişti, C'nin hareketi nedir gibi sorulardan, bu tür ağırlık, uzunluk, hız, zaman vb. ölçü, birimler, kavramlar geliştiriyoruz. Ve tüm bunlar görecelidir, örneğin 1 peyniri açıkta bırakırsanız form-yapısı daha erken değişir,
bozulur, ama
buzluğa koyarsanız daha geç. İşte kavrayış sahibi olduk, gözlemledik, gördük ve buradan da kavramı soyutladık, zaman. İlk cevabımda ne demiştim, hareket-ilişki-değişim, hareketle ilgili ifadelerimi dile getirirken de,
çelişki, çatışma, ayrışma, birleşme vb demiştim... Peynir zaman geçtiği(ki zaman geçmez, daha doğrusu zaman şey değil) için küfe dönüşmüyor, ortamda bulunan diğer şeylerle ve kendi yapısında bulunan çok çeşitli form-yapıların da birbiriyle olan ilişkisinden dolayı değişime uğruyor, form-yapısına çok çeşitli farklı maddeler giriyor, çıkıyor haliyle bu form-yapının stabil-kalıcı olmasına engel oluyor... Demek ki,
buradan bir başka durumu da kavramış oluruz,
şeylerin biribiriyle olan ilişki, çelişki düzey ve oranları da ortama göre değişmektedir, göreceldir, dolayısıyla tüm ölçü birimlerimiz, kavramlarımız da görecelidir.
Örneğin araziye yağmur yağdığında, toprak ve su, çamuru oluşturur. Çamur zaman geçtiği için oluşmuyor, toprak ve su birleştiği için oluşuyor, zaman geçtiği için kurumuyor, çamurdaki su buharlaşınca kuruyor, çamur halden çıkıyor... Ne diyorum, OLUŞMAK, YARATMAK diye bir şey yoktur, sadece oluşlar ve kayboluşlar vardır ve bu da VARLIK namına değil, şu ya da bu form-yapılar, biçimler namınadır, böylece zaman kavramı da anlam kazanır...
Önce varlık-madde->form-yapılar -oluşlar, hareket-değişimler-
sonra zaman kavramı gelir. Önce patates sonra "ne kadar" patates sorusu gelir.
Bir insan 3 yazıdır açıkca ifade etmişken, nasıl olur da bu kadar basite indirgediğim ifadelerimi anlayamaz ve üstelik tam tersini anlar?
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Ancak senin görüşün daha çok bir varsayıma veya tahmine dayanıyor, çünkü zamanın sonsuz bir sürekliliğini varsayarak, Zamanın sonsuz veya sonsuz doğasını açıklamaya çalışıyorsun.
|
Ben diyorum ki, sonsuz zaman diye bir şey yoktur, zamana vurmak istersen sadece an vardır, öncesi, sonrası yoktur, anladığın ise tam tersi. Üstelik benim adıma da söylediğimin tam tersini söylüyorsun, ifadelerimi tekrar oku