Iyide, senin iddiaların, tamamen maddi düzlemde kalıp evrenin derinliklerinde işleyen varlık-yokluk diyalektiğinin özünü kavrayamadan, sadece yüzeysel ve uydurma kelime oyunlarına saplanmış durumda; sen, "Pinokyo Tanrın" diyerek metafiziksel argümanlarımızı küçümserken, aslında evrenin düzenini ve varlık ile yokluğun birbirini tamamlayan, iç içe geçmiş dinamiğini basitçe maddi verilerle açıklamaya çalışıyorsun, halbuki gerçek tartışma, sadece gözlemlenebilir parçacıklar ya da deneysel verilerle sınırlı kalamayıp, aynı zamanda varlık ve yokluğun, irade, algı ve bilincin derin metafiziksel boyutunu da hesaba katmak zorunda.
Eğer sen "her şey yaratılmıştır" gibi basit kaidelere sarılıp, maddi varlıkların ötesine geçemiyorsan, o zaman uydurduğun bu masalsı argümanlar, gerçek varoluşun kaynağı olan, ilk ilkenin zorunluluğunu hiçbir şekilde aydınlatamaz, çünkü gerçek anlamda bir şeyin nasıl var olduğunu, devinimin kaynağını ve değişimin düzenini tartışmak istiyorsak, maddi düzlemin ötesinde, varlık-yokluk ilişkisinin, yani o temel metafiziksel ilkenin varlığını da kabul etmek gerekir.
işte bu yüzden, senin "Pinokyo Tanrın" eleştirilerin, sadece yüzeysel bir küçümsemeden ibaret kalıyor, çünkü sen, varoluşun derinliğinde yatan o ilk nedeni, o zorunlu metafiziksel kuvveti görmezden gelerek, bütün tartışmayı, maddi varlıkların dar sınırlarına hapsetmeye çalışıyorsun ve bu da, gerçek tartışmanın, yani varlık ve yokluğun birbirini tamamlayan, asla tamamen ayrılamayacak olan dinamiğini göz ardı ediyor. Ama bana yazma diyorsan. OK
|