Düşüncenin önemi kalmadı
Vahşi kapitalizmin hakim oldugu ve sistem tepkisizlik üzerine kuruldugu için hiçbir düşüncenin pratikte önemi kalmadı. Hakim düşünce dışında kalan bütün düşünceler, görüşler sadece boş birer teori olarak varlıgını sürdürüyor. Günümüz çatışmaları kapitalistlerin ve işbirlikçilerin pay kapma yarışından ibaret. Ezen, ezilen sınıf kavgası yerini bireysel çıkarcılıga bıraktı. Bananecilik, bana dokunmayan bin yaşasın anlayışı zirve yaptı. Onur, namus, şeref, haysiyet gibi kavramlar yetmişlerde kaldı. Bütün düşünce ve yorumlar, herşeye yön veren vahşi kapitalizm yokmuş gibi yapılır hale geldi. Karaya, denize, havaya kurdugu üslerle toplumları, ülkeleri kontrolü altına alanlar alkışlanmaya başlandı. İşbirlikçi siyasi partiler danışıklı dövüşü birbirinden farklıymış gibi göstererek sözde umut olmaya başlandı. Ülkelerin bölünmesinde, peşkeş çekilmesinde toplumların zayıflatılmasında başrol oynayan da yine o alkışladıkları siyasi partiler oldugu gerçegi hep görmezden gelinen bir yerdeyiz. Kapitalistlerin sevmedigi, sevdigi, düşmanı, dostu kısaca değerleri oldugu gibi toplumların da değerleri haline geldi. Örnegin, anglo sakson emperyalistleri için Küba-Rusya-Çin düşmansa toplumlar için de aynısı geçerli.
Artık farklı düşüncenin önemi yok, vahşi kapitalizmin değerleri var.
Irkçılık, dincilik, bölücülük ve ucuz işgücü ile zirveye oturan emperyalizmin çıkarlarını korumak kurnazlık sayılıyor. Resim, spor, sanat eğitimi kaldırılırken, tarım ve hayvancılık bitirilirken, bahis oyunları devletin resmi oyunu yapılırken, sınıflara maket mezarı eğitim diye yutturulurken, ormanlar haraç-mezat satılırken, iktidarların sadakasına muhtaç bırakılan toplumlar bu yüzden kendi celladını alkışlamaktan mutluluk duyuyorlar. Kapitalizmin çıkarından başka düşünceyi hiçe sayan, onun çıkarından başka hiçbir düşünceye saygı göstermeyen toplumların yaratıldıgı bir dünyada hiçbir işe yaramayan farklı düşüncelerin bir önemi yok.
Günümüzde bu durumun toplumların uyanmasıyla alakası yok.
Toplumlar softa kocasına itaattan başka hiçbir değeri olmayan kadınlara benzedi.
Celladına bağlılık öyle bir hale geldi ki, örnegin, paranın, adaletsizligin, rüşvetin ve bireysel itaatın olmadıgı Küba'yı tercih etmezler. Tanrıya tapma alışkanlıgından gelen bu durum kapitalizm için bir kazanç kapısıdır. İki milyar aşkın nüfusuyla yoksulluguna şükredip bir kaç kişiye kölelik yapan Hintli'ler sadece bir örnektir.
Bilim önce toplum ve dünya yararına diye yapılıyordu, şimdi tamamen kapitalizmin emrinde.
Yollar, arabalar, uçaklar kapitalizmin işini yürütmek ve bu araçlarla kârına kâr katmak içindir.
Sağlık, eğitim, giyim, barınma için yapılan bütün bilimsel gelişmeler yine aynı, ticarete, oligarka teslim.
Halk yani toplumlar burada sadece soyulmaya müsait kalabalıktan ibaret.
Toplumların değer-yargıları böylesine sıkıştırılmış, değersizleştirilmişken, farklı bakış açılarının, teorilerin, yorumların, felsefenin kısaca düşüncenin önemi kalır mı?
Düşüncenin önemi kalmadıysa o halde neden tartışalım?
|