Andrew´isimli üyeden Alıntı
Tanri fikrini degerlendirirken, onu basit akil-mantik hatalariyla dolu, ufuruge dayali bir varsayim olarak tanimliyorsun.
|
Hayır bir kaç argümanı ve ilgili soruyu değerlendirdim ve evet, teizmin sözde argümanları sakattır,
bu benimle ilgili değil, ne yapayım? Mantıksız olanı mantıklı kabul emiyorum diye, teist argüman mantıklı, aksi görüş mantıksızlık şeklinde değerlendirmen de bana mantıklı gelmiyor. Sonra varlığın zaten ortadalığı bir gerçeklik iken, bir de başka bir varlık türetmenin neden daha mantıklı olduğunu da, objektif ve mantıklı bir biçimde açıklamalısın... ya da kişilerin davranışı, inanması, envai tür gerekçesi vs. argümanı mantıklı yapmak için gerekçe ve dayanak olamaz. Milyar kişi de mantıklı bulsa, inansa, mantıklı falan olmuyor, ölçüt değil... Milyar sayfa teizmin külliyatını, harman etsek elimizde üzerine konuşabileceğimiz bir kaç argümandan başkası kalmaz ve bu benimle ilgili değil,
bugüne kadar akıl-mantığa konduracak derinliği sağlam bir şey bulamadım ve ilgili varsayım da buna dahil. Kaldı ki nedensellik meselesi felsefede ayrı, teizmde ayrıdır.
Teizm=felsefe demek değil, ama elbette felsefenin konusu olabilir, felsefesi yapılabilir. Hatta teizmde NEDEN sorunu, nihayetinde GAYE çerçevesinde ele alınır... Ayrıca ele alınmalı...
Andrew´isimli üyeden Alıntı
hicbir dayanagi olmadan ortaya atilmis bir sey olarak degerlendiremeyiz. Varlik, neden-sonuc, duzen, anlam ve bilincin kendisi uzerine yapilan bilincli akil yurutmelere dair bir arhuman... Bu, onu otomatik olarak dogru yapmaz, gercek kilmaz; ama akil disi etiketiyle bastan saf disi birakmayi da problemli kilar.
|
Argüman olmaları safsata olmadıkları anlamına gelmiyor, zaten safsatalar da argümanlar, varsayımlarla anlam kazanır. Safsata demek=>MANTIK HATASI demektir, ancak safsata terimi kriteri de öne çıkartır. Varlık-ilişki-neden-sonuç dediğimizde, bilinç, bilinçli akıl ve mantık, bize, SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİNİN VARLIK ve ilişkiyle MÜMKÜN olduğunu,
varlığı bu ilişkiden ve temelden yalıtamayacağımızı gösteriyor,
söylüyor...
Demek ki o argümanda bilinç, akıl, mantıkla ilgili bir sorun olmalı -var ve ben de hatanın nerede olduğunu söylüyorum, "neden"'i varlık ve ilişkisinden yalıtmak hatadır, olan bu, ne diyeyim? Neden->varlık->ilişki haline sokmak ise daha temel bir hata....
Bir kaç argümanı ele alıyorum, genişletip genelliyorsun, ne dediğim, neye dair dediğim açık değil mi? Bu noktada ne teizm ne herhangi bir izm, ne başkalarının ne düşündüğünün vb. bir anlamı, ilgisi yok. Sebep-sonuç ilişkisinin, zemini ve bu ilişkiyi tanılayan koşulların olmadığı durumda, bu ilişkiden de söz edilemeyeceği için.... Milyar Müslüman namaz kılıyorlarsa haksız olamaz o halde mantıklıdır vs. bu tarz yaklaşımlarla felsefe yapılamaz.
"her şeye safsata diyorsun" Her şeye demiyorum sadece safsata(mantık hatasına dayalı) argümanlara diyorum Ne diyeyim?
B => illa-her durumda- A'nın zorunlu sonucu olarak öne sürülemez, örneğin
"Dünyanın var olması, Tanrının dayanağı, göstergesi değildir, bir şeylerin var olması tanrının dayanağı veya göstergesi değil(en fazla varlığın göstergesidir)", ama bu yöntemlere dayalı argüman=>safsata olur. Tamam neden safsata olduklarını da ayrıca izah ediyorum. BİLİNÇTEN SÖZ EDECEKSEK de bilinç, veri ve gözlem dışı olmaz, düşünceler, kurgular elbette ayrı şeyler...
Bilinçli insan "bunca şey niye var" o halde tanrı demez (çünkü en azından tanrıyı tanılamamıştır, niye varın sebebinin illa farazi bir tanrı olduğu öne sürülemez,
tanrı "niye" var, ötesinde ne var, tanrı varlık-yokluk-uzay yokken nasıl var oldu(doğurtan ebesi mi özelmiş, ayrıcalığı neymiş?), nasıl var denilebilme vasfı kazandı, sonsuzluğu, sonsuzda nasıl var etti, sebebi nedir açıklamamıştır. Varlık-yokluğun da illa bir sebebi olmak zorunda değildir-zaten sebebe bağlamak hata-, belli ki kişi
sebep-sonuç ilişkisini nerede işletmesi gerektiğini de bilmiyor)...
Andrew´isimli üyeden Alıntı
Yazilarinda defalarca safsata diyorsun. Fakat bunu yaparken aslinda cok guclu bir metafizik pozisyon aliyorsun. Ozellikle burada bahsettigim, nedensiz ve zorunlu varlik olarak varlik fikrini ifade etmen.
|
HAYIR ZORUNLU VARLIK değil, fizik. Metafizik öyle değil, illa bir şeye benzetmek gibi bir derdim de yok. Örneğin uzay olmadan konumdan, hareket olmadan hızından söz edemiyorsak, bu metafizik değil, yani
nesnel göreliğin, koşutun, koşulun zorunsaması metafizik olmuyor. Kütle çekimi namına kütlenin gerekmesi, sebep-sonuç ilişkisi içinde varlık-yokluk-uzayın, ilişkinin gerekmesi metafizik değil, mecburiyetten de değil, hal, durum, tabiat......
Biçimleme, alakasız kategorilendirme, yani söyleneni değil de bir şeylere benzetme kaygısıyla yorumladığında alaka kuramıyorum, anlamıyorum...
bana de ki, "zaman, sebep-sonuç ilişkileri, ilişkiler, hareket, değişimler vs. vs. vs." bunlar "varlık-yokluk-uzaydan" hem bağımsızdır hem de öncedirler, bana bunu söyle, bu biçimde gel ve NASIL mümkün olduklarını da izah et, anlat... Uzay olmadan konumun, hareket olmadan hızın, cisimler ve ilişkileri olmadan sebebin nasıl var olduğunu anlat,
bana aksini göster. Madem safsata dedim ve madem safsata demem bir sorun, gelmen gereken minval bu, safsata olmadığını ve
ilgili kavramların da bağımlılığının olmadığını göster....
İlgili meseleyi böyle, yani insanın kurgusal, akıl yürütümündeki bir arıza, mantık hatasına başvurma durumu olarak ancak açıklayabiliyorum, safsata demekten hoşlandığımdan falan değil, teist demiş dememiş o da bağlayıcı değil, sadece iddiayı ele alıyorum.... Şimdi;
Varlık-yokluk-uzay'ın olmadığını ve bir tanrıca yaratıldığı iddiasını mantıklı buluyorsun.
Bunu bana açıkla, nasıl başardı, nasıl yarattı?
Tanrının varlığını
neye dayandırıyorsun->
açıkla
Tanrının
sebebi nedir bunu da açıkla.
Tanrı niye var, nasıl var o halde, bunu da açıkla.
Tanrı dendiğinde, açıklayamadığımız şeyleri açıklamış mı olduk, örneğin bu sayede kanserin çaresini mi bulduk, neyi açıklayamıyorduk da bu sayede açıklayabildik? nasıl?
Madem "niye, neden, sebep-sonuç ilişkisinin" varlığın dışında ve varlıktan bağımsız olduğunu iddia ediyorsun, nasıl mümkün olduğunu neden sen açıklamıyorsun?