Fethullah Gülen Hoca ve Ateistler
gazeteci sefa kaplan'la yaptığı bir röportajdan;
S.K.(Sefa Kaplan) : Zaman Gazetesi'ndeki röportajda söylediklerinizin önemli bir bölümüne herhangi bir itiraz gelmedi. Fakat özellikle ateistlerle ilgili bölüm tartışmalara sebep oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
F.G.(Fethullah Gülen) : Röportaja dikkatlice bakılınca görülecektir ki, orada ifade edilmek istenen husus insan öldürmenin çok büyük bir cinayet olduğudur. Ve münhasıran, bu görüşü takviye için İbni Abbas'ın insan öldürenler hakkındaki herkesten farklı rey ve ictihadına yer verilmiştir. İbni Abbas, insan öldüren birinin cehennemde ebedi kalacağını söylüyor. Cehennemde ebedi kalmayı da Kuran-ı Kerim değişik yerlerde müşrik ve kafirlere tahsis ediyor. Röportajda, 'insan öldürenle, káfir aynı şeye maruz kalıyor' denmekle, her iki grubun 'ortak bir yönü', ahiret itibarıyla máruz kalacakları ceza ifade ediliyor. Düz bir mantıkla 'insan öldürenle káfir aynıdır' denmiyor. Uhrevi ceza açısından 'máruz kalacakları hál' aynıdır, deniliyor ki burada bir benzerlik, ortaklık yönü ön plana çıkarılıyor. Dolayısıyla, tamamen uhrevi bir cezadan ibaret olan cehenneme girme mevzuunda Allah'ı kabul etmeyenlerle, haksız yere insanları öldürenlerin aynı olduğunu söylemek, ateistlerin töreristlerle eşdeğer olduğunu söylemek değildir. Burada, 'kafir' ile inancı ne olursa 'kátil', 'cehenneme müstahák olma' yönüyle 'ortak' bir özelliğe sahiptir deniliyor ki bu İbn-i Abbas'ın yorumudur. O röportaj içinde açık ya da kapalı, ehl-i kitap veya başkalarının kafir olduğunu ve onlara cihad açmak gerektiğini ima eden, 'Bizim gibi düşünmeyenlerin canı cehenneme' manasına gelebilecek en küçük bir ifade yoktur. Ateislerle alakalı söylenen sözle bunlar kasdedilmemiştir; maalesef, oradaki ifade çarpıtılarak başka manalara çekilmiştir.
S.K.: Teröristlerle ateisleri aynı kefede mi görüyorsunuz?
F.G. : Az önceki sözlerimden de anlaşılacağı gibi, röportajda teröristlerle ateistler aynı kefede mütalaa edilmiyor. Sadece, haksız yere adam öldürmenin ne büyük bir cinayet olduğunu ifade sadedinde İbni Abbas'ın katillerle Allah'ı inkar edenleri bir mütaala edişi meseleyi pekiştirme adına zikrediliyor. Nitekim biz de, yıllardır bu anlayışa bağlı yaşadık; sürekli, herkesi kendi konumunda kabul etmek gerektiğini vurguladık ve kim olursa olsun, inancı ne olursa olsun 'mutlu yarınlar için el ele' dedik ve kavgasız bir dünya arayışında olduk. İnsani değerler açısından, teröristle ateisti hiçbir zaman aynı kefede görmedik. Üzülenler olmuşsa ben de üzülürüm.
S.K.: Kuran'da ateislerle ilgili hüküm yok iddialarına ne diyorsunuz?
F.G.: Lugatlara ve felsefe sözlüklerine göre, ateizm, teizmin temel iddialarını kabul etmeme, Yaratıcı'nın varlığını reddetme manasına geliyor. Ateist ise bir Yaratıcı'nın yokluğunu savunan doktrini kabullenen kişiye deniyor. İçinde ateist kelimesinin geçtiği ayet olduğunu iddia eden yok zaten. Fakat Kuran'da kafirler ve kafirlerin akibetleriyle alakalı yüzlerce ayet vardır.
S.K.: Görüştüğünüz insanlar arasında ateistler de var. Onlardan bir tepki aldınız mı?
F.G.:Hayatım boyunca herkese karşı yakın olmaya çalıştım. Görüştüğüm insanların inanç ve kanaatlerini hiçbir zaman irdelemedim, irdelemeyi de insani değerlere karşı saygısızlık sayıyorum. Görüştüklerim arasında ateistler de olmuş olabilir, onlara da farklı davranmamışımdır. Böyleleri varsa, ihtimal, röportajdaki ifadeyi doğru anladıklarından ve beni de düşüncelerimi de tanıdıklarından tepki göstermediler. Tepki göstermeleri için de herhangi bir sebep sözkonusu değildi zaten. Hayatım boyunca her insana ayrı bir álem ve ayrı bir sanat eseri olarak baktım. Global bir köy halini alan dünyamızda diyaloğun mecburi bir süreç olduğu ve insanların mutlaka birbirleriyle yardımlaşma yolları aramaları gerektiği kanaatine vardım. Bana göre, iyilik, güzellik, doğruluk ve fazilet, dünyanın esas mayasıdır. Ne olursa olsun, dünya er geç kayıp bu çizgiye gelecektir.
|