Bilgi Kirliliği
İnternet yanlış bilgi vererek yönlendirmede 1 numaralı ortam oldu. Sağdan soldan devşirilmiş ve gerçek olmayan bilgiler internet ortamına aktarılarak insanlarımızı *yönlendirirliyorlar. Bunu (bilgi altarmayı) istemeden ben de bir kere yapmış ve özür dilemiştim. Dolayısıyla aktarılacak bilginin kaynağının iyi irdelenmesi gerekiyor. Bazan sadece biraz düşünerek de kasitli yönlendirilmiş bilgiyi aktarmamak, aracı olarak kullanılmamak için de yeterli olabilir. *
Aşağıda aktaracağım yazının "Sabetaycı" kısmı sitemizde de bahis konusu olmuş ve Genel Kurmay Başkanı karalanmak istenmişti. O zaman da bu habere inanmamakla beraber üzerine gitmemiştik ve hiç de önemsenmemişti, ama benim aklımda kalmış. İşte Can Ataklı'nın 26.06.2007 tarihli yazısından alıntı:
----------------
"Dün size “AKP İntihara Gidiyor” isimli kitaptan çok çarpıcı bir bölüm aktarmıştım. Bu kitap aylardır piyasada satılıyor, yazdığım bölüm internet sitelerinden yüz binlerce kişiye ulaştı. Bir tek yerden “çıt” bile çıkmıyor. Ne AKP yalanlıyor, ne kitap hakkında dava açılıyor ne de bir toplatma kararı alınmış. Yani bir anlamda “sessiz bir onay” var. İnsan bu dehşet verici ifadeleri okudukça çok şaşırıyor
Bugün, dün yazdığım bölümün hemen arkasından gelen ve internet sitelerinde yer verilmeyen daha da dehşet verici bölümü yazıyorum. Bu bölümde itiraflarda bulunan AKP’li danışman, AKP’nin başta İngiltere, pek çok batılı ülkenin yardım ve desteği ile kurulduğunu anlatıyor. Ayrıca Hilmi Özkök Paşa’nın “nasıl Fethullahçı yapıldığına” ilişkin çok çarpıcı ifadeler de bulunuyor
“- Sizin Genelkurmay Başkanınız kim olacaktı?
AKP’li: Söyleyemem. Ama Paşalar istifa etmeyince dümen yarım kaldı. Paşaların kesin kararlı oluşu ve çuval olayını Türkiye’nin lehine kullanmaları, bizim oyunumuzu kökten boşa çıkardı. Paşalar istifa etmeyince Özkök Paşa’ya ‘Fetullah Hocacı’ diyelim ve Onu gözden düşürelim kararı aldık...
- Neden?
AKP’li: Çünkü Özkök Paşa’nın namaz kıldığı söylenmişti. Eğer Özkök Paşa’ya ‘Fethullah Hocacı’ diye iftira atar ve tutturursak, o da mecburen istifa eder, biz de böylece intikam alırız diye düşündük.
- Yani Özkök Paşa ‘Fethullah Hocacı’ değil mi?
AKP’li: Ne ilgisi var? Mümkün mü? Paşa samimi Müslüman bir adam. ‘Çamur at, izi kalır’ diye böyle yaptık!
- Ama sonuç alamadınız!
AKP’li: Kimse inanmadı. Bunun üzerine Emin Çölaşan gibi yazarlara Özkök Paşa’nın ‘Fethullah Hocacı’ olduğu yalanı sızdırıldı. Wolfowitz’in adamları bir psikolojik harp başlattı. Hulki Cevizoğlu, Emin Çölaşan, Mustafa Balbay, filan, bunları CIA ve MI6 iyi etkiliyordu. Hilmi Özkök’ün aleyhinde yayınlar yapıldı.
- Özkök Paşa istifa etseydi, yerine kim geçecekti? Büyükanıt Paşa mı?
AKP’li: Yok canım. Ancak Büyükanıt Paşa’yı Özkök Paşa’ya karşı sadece kullanmaya çalıştık. Aziz Yıldırım, ABD’deki bazı askerler Büyükanıt Paşa’yı etkilemeye çalıştı ama Büyükanıt oyuna gelmedi. O oyuna gelmeyince ‘Sabetayist’ olduğunu yaydık. (Vakit ve Yeni Şafak gazetelerinden falan...)
- Onun kabahati neydi?
AKP’li: Bizim (AKP’nin) Genelkurmay Başkan adayımız o değildi (Bizim adamımızın olması için, onun da kötülenmesi gerekliydi...)
- TSK’ya müdahale etmeniz saçma değil mi?
AKP’li: Arkamıza ABD Savunma Bakanı’nı, iki-üç tane çok önemli işadamını ve bir emekli paşayı da alınca, kolayca bu işten sıyrılırız ve kotarırız diye düşündük.
- Neden?
AKP’li: Özkök Paşa’yı, Büyükanıt Paşa’yı, Genelkurmay’ı ve galiba genel olarak TSK’yı çok basite indirgedik..."
|