Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 24-08-2007, 21:21
dolfen dolfen isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 880
Standart Hepimiz Ermeniyiz!...

evrensel den ercan aktaş ın yazısı:


Hepimiz Ermeniyiz!..’
Ercan Aktaş
Bilim, bir anlamlandırma ve tanımlama aracıdır; bilim “adamı” ise anlam koyma alanında işlevini sürdürür. Bilim, bir anlamlandırma ve tanımlama aracıdır; bilim “adamı” ise anlam koyma alanında işlevini sürdürür. İşte tarih, disiplinin de bir parçası olduğu sosyal bilimler, dünyayı tanımlama, anlamlandırma girişiminin ve dolayısıyla iktidar ilişkileri ağının önemli bir öğesidir. Böyle olunca da egemenliğin dışında kalan büyük çoğunluğun deneyimleri, bu anlamlandırma girişiminin ya tümüyle dışında tutulmuş ya da çarpıtılmış bir şekilde yer verilmiştir. Yaşadığımız coğrafyada tarih yazımı dışına itilip marjinalleştirilmiş onlarca kimlik içinde en öne çıkanları Ermeniler, Kürtler, Aleviler oldu. Bir de tümden yok edilmeye çalışılanlar var ki bunların da başlıcaları olarak Yezidiler, Keldaniler, Süryaniler bulunmaktadır. Böylelikle geleneksel anlamda bilim yapma ve tarih yazmanın nasıl bir şey olduğunu TTK Başkanı Halaçoğlu’nun açıklamalarında bir kez daha gördük. “Kaydedilmiş ve yorumlanmaya tabi tutulmuş geçmiş” olarak ifade edilen tarih yazımına, yaşadığımız coğrafyada baktığımızda, bu yorumlama ve kayıt tutma işleminin nasıl bir inkar ve yok saymaya dayandığını bütün açıklığı ile okuyup görmekteyiz. ‘Bugün ne oldu da, artık insanlara gülünç gelen bu açıklamayı TTK Başkanı Halaçoğlu yapma gereği duydu’ diye bir soru da kafalara takılmaktadır elbette. Buna bir cevap; Kürtlerin 22 Temmuz seçimleri sonucu Meclis’te bir grup kurmuş olmaları olabilir mi acaba? İnkar ve yok saymada tarihsel bir işlev görmüş olan TBMM’de bu kez bu inkar ve yok saymayı zorlayacak gündemler oluşacağa benziyor. Bu da milliyetçi kesimdeki paniğin bir nedeni olabilir. Türk Tarih Kurumu Başkanı’nın bir sempozyumda (18 Ağustos) “Kürtlerin yapısal olarak ‘Türkmen asıllı’, Kürt Alevilerin de ‘Ermeni’ kökenli” olduklarını ve “TİKKO, PKK örgütlerinin içinde yer alan insanların çoğunun Ermeni dönmesi Kürtlerden oluştuğunu” ifade etmesi de bu paniğin pratik bir ifadesi olsa gerek. Sabancı Üniversitesi Tarih Bölümü doktora öğrencisi Nazan Maksudyan, konuya dair Bianet’teki açıklamasında şöyle diyor: “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında milliyetçi paradigmayı etkileyen akımlardan birinin de ırkçılık olduğunu, özellikle milli tarih ve milli dil tezleri şekillendirilirken ‘Türk ırkı’na ciddi atıflarda bulunulduğunu biliyoruz. Antropoloji adı altında bilimsellikten tamamen uzak araştırmalar yaptırılmış, devletin kurucu unsuru ‘Türk ırkı’nın üstünlüğü her fırsatta dile getirilmiştir. Kültür ya da vatandaşlık kavramlarının aksine ‘ırk’ sonradan aidiyetin mümkün olmadığı bir kategori olduğu için kan, soy, köken gibi referans noktaları her zaman dışlayıcılık ya da ikinci sınıf vatandaşlığı beraberinde getirmiştir.” Resmi tarih yazımına ‘dönmüş, dönmemiş’ ifadeleri ile indirgenen, günlük yaşama küfür olarak geçen bir halkın ferdi olmak nasıl bir şey acaba? Demeyeceğim elbette, çünkü ben de bu coğrafyanın lanetli halklarından birinin üyesiyim. Bir Kürt bireyi olarak bir Ermeni bireyinin yaşadığının hep yanında, yakınında oldum. Bu ülkede yaşayan tüm Ermenilerin her fırsatta olağan şüpheli durumuna sokuluyor olmasını da aslında anlıyorum. Tıpkı benim halkımın her ferdinin “sözde vatandaş” olarak algılanması gibi. Özellikle son 30 yılda kültürel antropoloji, sosyoloji ve siyaset biliminde yapılan çalışmalar ‘etnisite’ ve ‘millet’lerin de bilimsel bir ‘öze’ dayandırılmasının mümkün olmadığını göstermektedir. Tüm etnisite ve milletlerin arka planında kültürel çeşitlilik, tarihsel etkileşim, kaynaşma, dönüşüm var. Bugün kendisini ‘Kürt’ olarak tanımlayan aşiretlerin bir bölümünün 500 yıl önce kendilerini ‘Türkmen’ olarak tanımlıyor olmaları, ya da 500 yıl önce kendilerini “Türk” olarak ifade eden insanların kendilerine bugün “Kürt” demeleri doğru bile olsa, bu uluslararası bilim camiasında ‘ırk’ın bilimsel bir analiz kategorisi olmadığına dair yaklaşık 50 yıldır oluşan ön kabulünü değiştirmez. Elbette tersinden bir yanlışa düşmek de iyi değil. Ermeni karşıtlığının hâlâ bu kadar yaygın olması son derece üzücü. Ocakta, “Hepimiz Ermeniyiz” diye bağıran yüz binlerin içinde olan Alevilerin de TTK önüne siyah çelenk bırakmasını, acaba Ermeniler nasıl okudu diye dönüp bakmamız gerekir. Halaçoğlu’nun demecinin aksini ispatlamaya çalışırken de abartı ve öfkeye düşmemek gerekir. “Evet ben bir Kürt olduğum kadar da Ermeniyim, Türk olduğum kadar da Kürdüm, Alevi olduğum kadar da Yezidim” demek, sanırım bu coğrafya halklarının “köken” analizine başvurup insanları taşıdıkları varsayılan geni esas alarak değerlendirmek isteyen özcü/etnisist/ırkçı bir bakış açısına verilebilecek en iyi yanıttır. İşin aslı bu coğrafyada galiba bugün “HEPİMİZ ERMENİYİZ!”

http//dolfen.blogcu.com/

Son söylediğim her zaman doğrudur, bir sonraki onu yalanlasa da...!
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:37 .