Re: ''Mutlak'' nedir?
Sevgili ikixiki
Felsefik tartışmaları herkes bilemez. Herkes katılamaz ve keyif almaz. Bir yığın felsefik terimler, benzetmeler, genellemeler, birde bunlara ne gerek varlar, insanlığın bin yıllardır felsefe öcüdürlü susturulması vs(bunun üzerine de bir yazı yazacağım, neden felsefe öcü yapılmıştır)...... Geçmişde uzun zaman felesefe ile ilgilendim, 2 yıl seminerlerini verdim(bu sosyal bir aktivite idi), yazık ki günümüzden 1-2 yüzyıl önceki felseficilerde ahlak, sorumluluk, ölçekleyebilme çabası ve gizemi, mistiği her şeyin üstüne bir örtü gibi gererek, kuşları, kelebekleri renkler cümbüşüyle bir gürültü karnavalı içinde insanları bilerek ve isteyerek yanıltmak, cezb etmek çabasına bu kadar ipini koparmışçasına denk gelmedim. Bu gün ise korkunç derecede sorumsuzluk, laçkalık, umursamazlık, kendine ve söylediklerine dahi saygısı olmayan, şebelek, şaplak, tos toparlak, yus yuvarlak, adlarına felsefeci denen cinci hocalar, felsefe düşmanları, sahtekarlar, her tarafa rahatlıkla kıvrılan solucanlar türemiş, solucan, solucana bölünerek çoğalırken daha da abartıyla,i yarım akıl ve yanılmışlıkla insanlar mistik bir tütsü dumanında boğulmuş, ümüğü sıkılmış. Felsefede bir insan sahtekar olduğu için değil, bilgide sahtelik yaptığı için sahtekarlık yapıyordur, felsefe başı bozukluk, adam sendecilik, bilgide kaçaklık, bilgide ölçülemezlik, ele alınamazlık değildir, felsefede isterseniz idealist, öznelci felsefe olsun!! ölçülebilirdir. Hele mistiği bilgiye egemen kılmıyorlar mı, bilgi bir et iken mistik kemiği oluyor, ha bire kemik atıyorlar insanların önüne, oysa insanlar köpek değil ki. Siz canlılarda şartlanma deneylerini bilirsiniz değil mi, zil çalarlar köpeğe et verirler, zil çalarlar et verirler, zil çalarlar et verirler, zil çalarlar et vermezler ama hayvan yalanmaya başlar, algıyı ve gözlemi kaybeder!!!, olmayan eti algılayamaz, zil(mistik) onu şarlamıştır, o halde neden bilgide sorgulamak, irdelemek, bilgiyi ölçmek, deneyleyebilmek, gözlemlemek felsefenin dışında olsun?
Keyifli bir tartışma olacak elbette felsefik tartışmalar özünde keyiflidir yeri gelir ortada ki konu için diğerlerinin katılımını ateşlersiniz, küçük ama basit sorularla yeri gelir kendinizce tutarsızlığı yakalarsınız,(klavyeyi kırmak - holografik evren) yada yakaladığınızı sanırsınız, ama keyifli bir tartışma olacaksa bunlardan şikayet etmemeli, aksine tartışmanın keyfinin burada olduğu görülmelidir. Şu koca dünyada Spartacus kim olmuş, kimmiş neymiş, özne konular ve tartışma olunca at pisliği kadar değeri yok, zira o kendisini bir ot olarak görüyor. En azından ot olmak daha bir şey değilken kendini bir .ok sanmaktan iyidir.
Dediğim gibi, atın konuyu ortaya, artık ortada konu vardır, ne sizin ne olduğunuz nede benim ne olduğum konu için hiç bir özellik arzetmeyecek...
Berkeley gibi düşünen Mach bakın ne diyor;
Hani her şey zihnimizde var ve gerçek(nesnel) evren, madde yok ya-ki hatırlayabildiğim kadarını söyleyeceğim, sanırım İşte Duyuların Tahlili adlı kitabıydı-
"İnorganik maddelerinde duyumları olup olmadığını, böyle bir özelliklerinin olup olmadığını düşünmeden edemiyor insan"
Özellik nelere aittir ? (1)Nesnel açıdan nesnelere, (2)öznel açıdan ise kişilere. Felesefeyi ise salt ikincisine, kişilere *indirgemek büyük bir hatadır ama bunu bu gün modern çağda bilerek insanları bilinçli olarak öznel boşluklara hapsedip saplamak ve de ayrıca Mach'ın sorduğu gibi sorularıda hasır altı ederek felsefe yapılmaz. Felsefe neden özü gelir ve özüleştirilmiştir bunu ele almamız da gerekecek.
Evren holografik evren dersek, önce evren nedir tanımlamamız gerekir, sonrasında bu söylemin KESİN YARGI olduğunu ve insanları nasıl da etkileyeceğimizi ve bilgiye önyargıyı nasılda bir yargıymış gibi sunduğumuz ve tutarsızlığımızı gözden kaçırmamak gerekir. Felsefe bu değildir, öyle, bu böyle oluyormuş o halde evrende öyledir, şu şuna benziyormuş o halde böyledir, devekuşuna deve kuşu diyorlar o halde devekuşu devedir, belki, olabilir, mistik şeylerle, bilgi olmaz.
İnsanları şaşalıklar ve şaşılıklar oluşturarak etkilemeyelim-bunu amaç edinmeyelim-, bildiklerimizi yazalım önce-herkesin aklı olduğunu hiçe saymayalım, onlar adına da biz düşünmeyelim-, sonra o bilgiyi irdeleyelim-verdiğimiz bilgileri irdelenebilir ve herkesden önce kendimizin irdelemeri ile verelim, irdelenmesini sağlayalım, eğer amacımız bilgi vermek ise, bilgi irdelenerek edinilir bunu unutmayalım, unutturmayalım- ve bilgimize açtığımız bir kapının etrafına yüzlerce kaçış kapıları edinmeyelim, kimsede okuru etkilemek üzerine kurulu, onun üzerinde oluşturulan etkiler üzerinden düşüncelerini empoz edenleri, isterse dünyaca ünlü olsun felsefeci görmesin, felsefenin her şeyden önce bir etiği, sorumluluğu, tutarlılığı vardır, diğeri edebiyatın alanına girer, sonrasında ise insanlar felesefeyi edebiyat yapmak sanır ve döner edebiyat yapma der.
Şu ana kadar yazdıklarımda şahsi bir şey algıladı iseniz ve bende bilmeden istemeden saygısızlıkda bulundu isem özür dilerim. Bundan sonrası için giriş yaptığım yazıya devam etmek isteğindeyim...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|